''İnsanların geçim derdi, işsizlik gibi sıkıntıları yerine seçim kazanmaya odaklanılması kabul edilemez''

Millî Gazete köşe yazarı Burak Kıllıoğlu, "Vakit Kaybı" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İslâmî Analiz/Haber Merkezi

Millî Gazete köşe yazarı Burak Kıllıoğlu, "Vakit Kaybı" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Kılloğlu'nun yazısı şu şekilde:

1 kişilik, evet tam 1 kişilik temizlik işçisi kadrosuna 6 bin kişi başvuruyor artık. 15 kişilik kadrolara 10 bin, 15 bin kişinin başvurması artık sıradan sayılıyor. Vatandaşın alım gücü yerlerde olduğu için seçim öncesi apar topar hayata geçirilen, “oylara olumsuz yansımasın” korkusuyla bir anda mantar gibi bitiveren tanzim satışlardaki “yokluk kuyruklarını” adeta dalga geçer gibi “bereket kuyrukları” diye niteleyenler, işsizlik kuyruklarını görmüyor/göremiyor.

Halbuki her seçim öncesi bir anda ortaya çıkıveren “toplu açılış” varyeteleri için her şehirde miting meydanlarına yığılıveren kitleler arasında anlık bir anket yapılıverse bile memleketin işsizlik manzarasını görmek mümkün olacak. Ahalinin üzerine “bedava bez poşete sarılmış 200 gramlık çay” fırlatana kadar İŞKUR önlerine bir göz atılsa, memleketin işsizlik manzarasının en vahim karelerine şahit olmak gayet de mümkün.

Ama siyasetin ve ona bağlanmış olan medyanın geldiği/getirildiği durum öylesine bir vahamet ve ibretlik durum arz ediyor ki, resmi rakamla 4 milyonu bulan işsizler ordusu ve kabak gibi meydanda olan ve sürekli cebimizden götüren ekonomik kriz bir türlü gündem olamıyor. 40 sene önceki tip, yağ, margarin kuyruğunu her seçim öncesi vatandaşın gözüne sokanlar, bugünkü ucuz sebze kuyruğunu da dalga geçer gibi “bereket kuyruğu” diye takdim edebiliyor. Böylesi bir siyaset gerçekten de bu ülkeye müstehak değil.

Hayata geçirilen sistem değişikliğiyle “uçuşa geçeceği” söylenen Türkiye manzarası yerine, ekonomik olarak “IMF’ye gider miyiz gitmez miyiz” tartışmalarının yapıldığı, işsiz sayısının 4 milyonu bulduğu, çarkların dönmediği, paranın ortalarda olmadığı; siyasi ve toplumsal olarak korkunç bir kutuplaşmanın körüklendiği, insanların birbirlerine düşman nazarıyla baktığı, siyasetin seviyesinin karşısındakini “hain”, “şer”, “zillet” olarak yaftalamaya kadar düştüğü bir manzara var önümüzde.

“Koalisyonlar devri kapandı” müjdesini(!) verip, artık yerel veya genel fark etmeksizin her seçimde (bir bakıma koalisyon olan) ittifaklara mahkum olan, tek gündemi seçim kazanmak olan ve bu uğurda toplumun, insanları birbirine karşı doldurmayı bile gözer almış bir siyaset, açık ve net olarak idare edemiyor. Türkiye, özgür düşüncenin, eleştirinin, farklı görüşlerin “hainlikle” yaftalandığı bir atmosfere sürükleniyor.

İnsanların geçim derdinden işsizliğe, eğitimden sağlığa birçok sıkıntıları ortada duruyorken, bunları çözmeye odaklanmak yerine seçim kazanmayı merkeze koymak kabul edilebilir bir şey değil. Kamuoyuna pompalanan çeşitli korkular, çeşitli algılar, giderek büyüyen bir düşmanlık ve kin atmosferi oluşturuyor. Bu durum, en başta da bu ortamı hazırlayanlara zarar vermektedir. Siyaset, insanlara, topluma, ülkeye hizmetten çıkıp da adeta bir kirli savaşa dönüşürse, bunun kime faydası olabilir?

Kendisi için mübah olan eylemleri, başkaları yapınca “şer”le, “zillet”le tanımlamak ve işin içine olmayan gerçeklikleri de katarak (Hdp ile ittifak meselesi) toplum nezdinde bir yanlış bilgilendirme yapmak en başta haktan reva değildir ve büyük bir vebaldir. Hiçbir siyasi amaç böylesi bir yöntemi meşru gösteremez.

Bu ülkenin insanlarının yarısına sürekli olarak hakaret ederek, sürekli olarak olmayan gerçeklikler üzerinden iftira atarak kazanılacak seçim de, kazanılacak koltuk da kime ne fayda getirebilir ki?

Bu ülkenin insanları, bunca yoksulluk ve yoksunluk içindeyken, milyonlarca insan işsiz, milyonlarca genç gelecekleri hakkında karamsarken, sadece belli bir zümrenin keyfinin yerinde olması da haktan reva değildir. Elde imkan varken bu ülkenin her bir ferdi için elden gelen en iyi hizmetleri görmeye çalışmak tek geçerli yoldur.

Yoksa mütemadiyen mitingler tertip etmek, sürekli olarak birilerine hakaret etmek, onarı yaftalamak, sadece bilincini yitirmiş kitleleri galeyana getirmeye yarar, başka da bir işe yaramaz. Ucuz popülizm ve sürekli aynı ezberlerin tekrarlanması olsa olsa vakit kaybıdır.

Siyasetin seviyesinin acilen yükselmesi gerekiyor artık.

05 Mar 2019 - 01:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.