İslam Özkan, Suriye'deki son gelişmeleri yazdı: 'Kaos mu istikrar mı?'

İslami Analiz yazarlarından İslam Özkan, son gelişmeler bağlamında Suriye'yi değerlendirdi.

İslami Analiz/Haber Merkezi

İslami Analiz yazarlarından İslam Özkan, son gelişmeler bağlamında Suriye'yi değerlendirdi.

Yazıdan bir kesit şöyle:

Rusya, Türkiye’nin Cerablustaki askeri operasyonuna onay vermesine rağmen, öyle görünüyor ki bu operasyonun daha da ileri gitmesinden ve başından beri Suriye’de inşa etmeyi planladığı stratejinin bozulma ihtimalinden rahatsız. Türkiye’nin bu operasyonu IŞID’la sınırlı kaldığı takdirde  ve Türkiye orada fiziki varlığını kalıcı hale getirmediği sürece sorun yok, ama operasyonun daha da ileri aşamalara geçmesi, bölgesel aktörler açısından sorun yaratacak görünüyor. Türkiye’nin Rusya’yı ikna etmesi mümkün mü, emin değilim. Zira Rusya’nın baştan beri Suriye’deki gelişmelere ilişkin bir tutumu var ve bu tutumunu değiştirmeye hiç niyeti yok. Hele hele Suriye’deki olaylar, her geçen gün Rusya’nın haklılığını teyit ederken ve Türkiye başta olmak üzere bir çok bölgesel aktörün yaklaşımı giderek Rus tezlerine yaklaşırken Rusya’nın bu noktada bir tutum değişikliğine gitmesini beklemek son derece yanlış olur.

Rusya’nın temel yaklaşımı büyük ölçüde kendisinin teröre karşı mücadele olarak dillendirdiği, hem IŞID hem de teröre bulaşmış, merkezi otoritenin geleceğini tehdit eden bütün silahlı gruplarla mücadele etmek şeklinde özetlenebilir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin ÖSO’yu güçlendirme ve onun etkinliğini artırma hamlesi Rusya duvarına çarpabilir. Bu birincisi ÖSO unsurlarının içeriğiyle ilgili biraz, biraz da bu unsurların önümüzdeki süreçte ne yapacağıyla ilgili. Rusya inşa etmeye çalıştığı yeni Suriye’de büyük emekler verdi, yatırım yaptı. Üslerin kullanımını genişletti, askeri kayıpları göze aldı. Bu kadar mücadele ve askeri operasyonların beraberinde getirdiği ekonomik külfetten sonra ortaya koyduğu ve kendince fedakarlık olarak gördüğü şeyin zayi edilmesine müsaade etmeyecektir. Bu da Rusya’nın bakış açısı.

Bir de PYD faktörü var tabii. Türkiye açısından handikap oluşturan meselenin aşılması da şu aşamada zor görünüyor. YPG güçleri Fırat’ın doğusuna çekilmişken Türkiye’nin operasyonunu YPG’yi de içine alacak şekilde genişletmesi, bölgedeki bütün aktörlerin tepkisine yol açacak bir durum yaratır. Ancak öncelikli olarak buna itiraz eden güç ABD olacaktır, zaten açıklamalar da bu yönde. Öyleyse Türkiye’nin Suriye’deki bütün hedefleri ülke içindeki etkin aktörlerin siyasetleriyle bir şekilde çelişiyor. Öyleyse Türkiye için en rasyonel tutum, bu tepkileri en aza çekecek bir noktaya gelmesinden geçiyor.  Suriye siyasetini gözden geçirme aşamasında olan ve dış politika gemisinde kaptan değiştiren bir ülkenin eski hataları yeniden tekrarlama lüksü yok.

ABD’nin pozisyonunu anlamak için vekalet savaşları düşüncesinin nereden kaynaklandığı üzerinde durmak gerekiyor. Vekalet savaşı ihtiyacı ABD’nin Obama döneminde özellikle kendi güçlerini tüketmemek ve başka ülkelerin topraklarında hayatını kaybeden ABD askerlerinin ülke içinde siyasi bir tepkiye dönüşmesine geçit vermemek için ABD’nin ürettiği bir kavram. IŞID’a karşı mücadelede bölge ülkelerinden yeterince destek görmediğini düşünen ABD, Kobani olayları süreciyle birlikte en etkin bölgesel güç olarak PYD’yi yanında bulduğunu düşünüyor bu yüzden de onu desteklemekten vazgeçmeye hiç niyeti yok. ABD’nin açıklamalarından Türkiye’nin PYD’ye ilişkin olarak tutumunu anlamakta zorlandıkları anlaşılıyor. PYD’ye karşı Türk tavrının aynen onun müttefiği olan ABD tarafından benimsenmesi gerektiği şekilnde özetlenebilecek bir tutumun haklı gerekçelere dayanmadığını düşünüyor Amerikalılar. Hatta basında son yıllarda çıkan haber ve yorumlar, Türkiye’nin IŞID’a karşı mücadele bir yana onunla doğrudan ya da dolaylı bir işbirliği içerisinde olduğu yönünde genel bir kanı var Batı kamuoyunda. Bu nedenle Batılı ülkelerin PYD’yi desteklemekten vazgeçmesi bu aşamada beklenemez.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

03 Eyl 2016 - 00:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.