Milli Mayın Faaliyet Merkezi kuruluyor: Suriye sınırındaki mayınları İsrailli firmalar mı temizleyecek?

Milli Gazete: NATO 615 bin mayını döşeyip 10 bin insanımızı öldürdü, şimdi İsrailliler söküp para kazanırken, diğer taraftan da arz-ı mevud hayali için önemli bir zemin daha oluşturulmuş olacak.

Son 55 yıldır başımıza bela olan güney sınırımızdaki NATO’nun mayınları için Türkiye yeniden hareketlendi. Hatay-Kilis-Gaziantep-Şanlıurfa-Mardin-Şırnak illerini kapsayan 600 kilometrelik Suriye sınırı boyunca NATO İkmal ve Bakım Ajansı NAMSA tarafından döşenmiş 615 bin adet mayınları temizlemek için Milli Mayın Faaliyet Merkezi kuruluyor. Bakan İsmet Yılmaz ise şu anda toprağa döşeli 975 bin mayın olduğu açıklamıştı.

Bedelli askerlik tartışmalarının gölgesinde kalan 109 maddelik Tasarı TBMM Milli Savunma Komisyonu’nda itirazlar arasında kabul edildi. Başbakan Ahmet Davutoğlu imzasıyla TBMM Başkanlığına sunulan “Milli Mayın Faaliyet Merkezi Kurulmasına İlişkin” Kanun tasarısı Genel Kurula inmeye hazırlanıyor.

Milli Mayın Faaliyet Merkezi ne iş yapacak?

Milli Gazete’den Ahmet Yavuz’un haberine göre; tasarısı ile Bakanlar Kurulu kararı ile görevlendirilmesi halinde yurtdışında  da olmak üzere Türkiye sınırları dâhilinde gerçekleştirilecek insani amaçlı mayın veya patlamamış mühimmat temizliğine yönelik Milli Mayın Merkezi kurulacak. Merkez, mayın veya patlamamış mühimmat tehdidini ortadan kaldırmak amacıyla, ilgili bakanlıklar, kurum ve kuruluşlar ile işbirliği yaparak, milli politika, strateji, öncelikler ve iş planlarını içeren milli mayın faaliyet planını oluşturacak ve Bakanlar Kurulu’nun onayına sunacak.

50 yılda 30 bin mayına kurban!

Böylece ABD ve NATO, hem Türkiye’nin güney komşularıyla dostluğunu mayınlamış oldu, hem de çok kıymetli arazilerimizi 50 yıl boyunca tarıma kapatmış oldu. Dahası, resmi olmayan verilere göre mayınlı arazilerde Türkiye-Suriye geçişi yapmak isteyen 10 bin kişi hayatını kaybetti, 20 bin kişi de sakat kaldı. İşte şimdi NATO ve Batı İttifakı, “Bu mayınları temizleyin!” diyor. Üstelik de bu mayınları NAMSA’nın gösterdiği şirketlere temizletin diyor. Mayın temizleme işi ise bir hayli pahalı. Bu alanda da tekeli İsrailli şirketler tutuyor. Tabi söz konusu olan, Siyonizmin sözde Arz-ı Mev’ud sınırları içindeki Güneydoğu’muz olunca, İsrailli firmaların iştahı daha bir kabarıyor. Ak Parti Hükümetleri döneminde ise mayın temizleme konusu sürekli gündeme geldi. En son 2009 yılında “Mayın temizleme işini 5 yılda yapıp, 44 yıllığına da o toprakları kullanma hakkı” ile İsrailli firmalara verilmesi tartışmaları kamuoyunun şiddetli tepkisini çekince, konu rafa kaldırıldı. Ta ki Yeniden Milli Mayın Merkezi kurulması Kanununa kadar. Geçtiğimiz günlerde Meclis Milli Savunma Komisyonu’nda konu görüşüldü ve 109 maddelik tasarı kabul edildi.  Muhalefetin, ihalelere ve milli kullanıma yönelik önergelerinin reddedilmesi ise İsrailli firma endişelerini yeniden gündeme taşıdı. Acaba, Merkez faaliyete geçtikten sonra, Güneydoğu’da, Suriye sınırında adeta bir tampon bölge oluşturacak mayın temizleme işini, bu konuda büyük baskı uygulayan İsrailli firmalar mı alacak?

Mayın İşiyle Koç da İlgilenmişti…

MSB Eski Bakanı Vecdi Gönül zamanında mayın temizleme işiyle ilgili İsrailli firmaların büyük baskı yaptığı, İsrailli firma çok tepki çekeceği için yabancı bir ortakla birlikte Koç Grubu da yapılacak ihaleye girmeye çalışmıştı. Dönemin bakanının arzusunun da bu yönde olduğu biliniyor.

Mustafa Moroğlu: Mayında İsrail Endişemiz Sürüyor

Konu ile ilgili olarak Milli Gazete’ye konuşan Milli Savunma Komisyonu Üyesi Mustafa Moroğlu, 2009 yılında da mayın temizleme işinin İsrailli firmaya 49 yıllığına verilmesine muhalefet edip engellediklerini belirterek, “Hem ihalenin şeffaf yapılması, hem de arazilerin bölgedeki topraksız köylüler tarafından kullanılması gibi iki önerimizi de Komisyonda Hükümet kanadı destek yerine reddedince ister istemez biz de “Acaba bu mayın temizleme ve ardından bu toprakları kullanma işi İsraillilere, yabancılara mı verilecek” endişesini taşıyoruz.”  diye konuştu. Moroğlu, gerek Meclis’te Genel Kurul sürecinde gerek Milli Milli Mayın Merkezi kurulduktan sonraki faaliyetlerde, böyle bir tehlikeyi önlemek için her türlü çabayı göstereceklerini belirterek, “Gerekirse kamuoyuna mal edeceğiz. Gerekirse muhalefete oradaki köylüleri de dâhil edeceğiz.” dedi. Komisyonda şeffaf ihale süreci ve köylülerin kullanımına karşı çıkılmasını ise Moroğlu şöyle değerlendirdi: “Hem Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın hem de AKP milletvekillerinin, Milli Mayın Merkezi kurulması kanununu hazırlayanların zihinlerinin arkasında böyle bir düşünce taşıdıkları endişemiz hep var.”

‘Komşudan tehdit var’ deyip mayın döşediler!

Türkiye, 12 Mart 2003’te imzaladığı Ottowa sözleşmesi gereği, sınırlarındaki anti-personel mayınları 10 yıl içinde temizlemek zorundaydı. Bugüne kadar yapılamayan bu iş için şimdi Türkiye, 2022 yılına kadar bu mayınları temizlemek istiyor. Peki, bu mayınları kim ne zaman döşeyip ülkenin başına bela etti? Türkiye 1952 yılında NATO’ya üye olunca, üç yıl sonra Türkiye’nin sınırlarını bizzat NATO mayınladı. Mayınlar, Menderes hükümetinin kararıyla 1955-1959 yılları arasında NATO İkmal ve Bakım Ajansı NAMSA tarafından döşendi. Şimdi nasıl ki ‘Batılı Müttefiklerimiz!’ “Suriye’den, IŞİD’den, Irak’tan, PKK’dan, İran’dan gelecek tehditler var. Patriot yerleştirin. İncirlik’i kullandırın!” diyorsa, o zaman da Menderes döneminde NATO, daha 1946 yılında bağımsızlığını kazanan Suriye’den, güneyden gelecek bir saldırı hayali dayatarak,  Suriye sınırını mayınladı. Hem de 615 bin adet! Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ise, Meclis Milli Savunma Komisyonu’nda yaptığı açıklamada bugün itibariyle toprağa döşeli mayınlardan 28 bin 309’nunun TSK tarafından temizlendiğini, şu anda ülkede toprağa döşeli 975 bin 674 mayın bulunduğunu belirtti.

08 Ara 2014 - 00:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.