Fehim Taştekin Türk şirketlerinin Libya’dan çıkarılmasını yazdı: 'Sıfır sorundan sıfır ticarete doğru'

Gazeteci-Yazar Fehim Taştekin, Al-Monitor’daki yazısında Libya’daki Türk şirketlerinin ülkeden çıkarılması kararını değerlendirerek “sıfır sorundan sıfır ticarete doğru” yorumunda bulundu.

İslami Analiz/Haber Merkezi

Gazeteci-Yazar Fehim Taştekin, Al-Monitor’daki yazısında Libya’daki Türk şirketlerinin ülkeden çıkarılması kararını değerlendirerek “sıfır sorundan sıfır ticarete doğru” yorumunda bulundu.

Taştekin’in yazısı şöyle:

Türkiye’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da taraf tutan pozisyonu siyasi ilişkiler kadar iş bağlantılarını da vurmaya başladı. Mısır ro-ro seferlerini durduracağını duyururken bir darbe de Libya’dan geldi. Türkiye’yi İslamcılara silah vermekle itham eden Tobruk merkezli Abdullah el Sini hükümeti Türk şirketlerini sınır dışı etme kararı aldı.

Libya’da Türk şirketlerinin 4.5 milyar dolar alacağı ve 7 milyar dolarlık makine parkı var. İç çatışmalar sırasında şantiyelerde talan edilen makinelerin değeri ise 1.2 milyar dolar. Karardan sonra alacaklar ve makinelerin ne olacağı iyice belirsizleşti.

Türkiye, 25 Haziran 2014 seçimleriyle belirlenen Temsilciler Meclisi’nin atadığı Tobruk merkezli hükümete karşı Trablus’ta İslamcıların kontrolündeki Milli Genel Kongre (MGK) ve Ömer el Hasi hükümetinin meşruiyetini savunuyor. Bu da Türkiye’yi Libya’nın bir kısmında istenmeyen ülke durumuna sokuyor. Hasi hükümeti anayasa sürecini yönetmekle görevli olan ama yeni parlamentoya yetkiyi devretmeyi reddeden MGK’ye bağlı çalışıyor. Türkiye Libya Anayasa Mahkemesi’nin seçimleri iptal eden kararına binaen Trablus’taki iktidarın meşruiyetini koruduğu savını öne sürüyor.

Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır’ın Tobruk’tan yana tavır almasına paralel olarak Türkiye karşıtlığı tırmandı. Mısırlı 21 Kıpti’nin İslam Devleti tarafından öldürülmesi ve Mısır ordusunun misilleme olarak hava saldırısında bulunmasının ardından Türkiye karşıtı cephe daha da keskinleşti. Son olarak 22 Şubat’ta Tobruk hükümeti, Beyda kentinde düzenlediği olağanüstü toplantıda Türk şirketlerini Libya'dan çıkarma kararı aldı. (http://www.reuters.com/article/2015/02/23/us-libya-security-turkey-idUSKBN0LR0Z120150223 )

Resmi internet sitesinde yayımlanan bu karardan hemen önce Başbakan Abdullah el Sini, El Şark-ul Evsat gazetesine verdiği demeçte Türkiye'yi Libya'daki teröristleri desteklemekle suçlayarak “Türkiye’nin duruşu doğru değil ve buna karşı önlem almak zorunda kalacağız. Günün sonunda Türkiye kaybedecek” demişti.(http://www.aawsat.net/2015/02/article55341621/libya-pm-egypt-informed-us-of-airstrikes-on-isis )

Türk Dışişleri ise Libyalı yetkililer tutum değiştirmezse Türkiye’nin gereken tedbirleri alacağı yanıtını vermişti. (http://www.milliyet.com.tr/turkiye-den-libya-ya-uyari/ekonomi/detay/2016151/default.htm )

Trablus’tan garanti

Ankara ile ilişkileri iyi olan Trablus hükümetinin sözcüsü Ömer Hüseyin Bağyu, Anadolu Ajansı aracılığıyla Tobruk hükümetinin kararının sadece kendi kontrolü altındaki bölgeleri bağladığını savundu. (http://www.aa.com.tr/tr/dunya/469846--tobruk-hukumetinin-karari-tum-libyayi-baglamiyor)

Türkiye-Libya İş Konseyi Başkanı Hüseyin Ersin Takla ise Trablus hükümeti kadar iyimser değil: "Tobruk hükümetini Libya'nın resmi hükümeti olarak görürseniz, ki BM kararı da bu yönde, o zaman kararın bütün Libya'da geçerli olduğunu düşünmemiz gerekir. Bu durumda Libya'da hesap kapanır."

Libya’nın doğusunda Tobruk, Beyda ve Ecdebiye, batısında Zintan ve Zaviye kentleri Sini hükümetinin denetiminde. Trablus ve Misrata’yı Sani’yi destekleyen Libya Şafağı milisleri kontrol ederken Bingazi’de Ensar el Şeria, Derne ve kısmen Sirte’de İslam Devleti (İD) hakim. Çatışmalar nedeniyle Türk şirketleri birçok yerde faaliyetlerine ara vermek zorunda kalmıştı.

Türkiye krizi küçümsemekten yana

Türk işadamları şimdi merakla ne olacağını bekliyor. Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir endişelerini "Zaten alacaklarını bir türlü alamayan işadamları şimdi de milyarlarca dolarlık araç parkını kaybetme riski ile karşı karşıya. Hükümetten çözüm bulmasını umuyoruz" diyerek dile getirdi. Hükümet kanadının ise gelişmeyi terbine çevirebileceğine dair bir umut ışığı şimdilik yok. Ankara’nın tek umudu BM’nin başlattığı uzlaştırma girişiminin bir an önce sonuçlanması. Al-Monitor’a konuşan bir hükümet kaynağı, Türk şirketlerini kovmaya varan bu tutumu Mısır’ın baskılarına bağladı: “Tobruk, 21 Kıbti’nin katledilmesinden sonra daha da Mısır’ın etkisine girmeye başladı. Aslında Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Sini’nin bu kararından rahatsız. Gayri resmi olarak bu rahatsızlık bize iletildi. Biz Türkiye olarak Trablus ve Tobruk hükümeti arasındaki sorunun müzakere ile halledilmesini istiyoruz. Ancak Sini, BM arabuluculuğunda Fas’ta yapılması planlanan görüşmeye gitmedi. Bunu da Mısır’ın artan etkisine bağlıyorum.”

Hükümet kaynağının verdiği bilgilere göre Akile Salih krizin barışçıl çözümü ve Türk şirketlerinin Libya’ya dönüşü konularını görüşmek üzere geçen ay Ankara’ya davetliydi. 14 Ocak’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile görüşme ayarlanmıştı. Ancak İstanbul’da bazı görüşmeler yapan Salih, Ankara’daki randevularına gitmedi. Halbuki öncesinde Salih üç kez özel temsilci göndererek Türk işadamlarının Libya’ya dönmesini istemişti. Hükümet kaynağı “Edindiğimiz bilgilere göre Salih’i Ankara’ya gelmekten vazgeçiren Mısır’dı. Tobruk tarafına 14 Ocak’ta yapılamayan görüşmelerin 19 Ocak ve 26 Ocak’ta yapılması için iki farklı alternatif sunduk, yine gelmediler. Milli Genel Kongre Başkanı Nuri Ebu Sehmeyn ise davetimize icap edip 16 Ocak’ta gelip görüşmeler yaptı” dedi.

Hükümet kaynağı Türk şirketlerine kapıyı gösteren kararın olası etkileriyle ilgili de şunları söyledi: “Tobruk tarafının açıklamasını büyütmemek gerekiyor. Bu hükümet Tobruk, Beyda ve Merc kentlerinde hakim. Buraların toplam nüfusu 300 bini bulmuyor. Dolayısıyla üç şehirde faaliyet yürüten şirketleri etkileyen bir karar. Mesela 77 İnşaat adlı şirket Kufra’da yol yapımına devam ediyor. Ancak Tobruk hükümetinin isteği üzerine mobil elektrik sağlayacak olan Karadeniz Teknik’i karardan sonra geri çektik.”

Türkiye Müteahhitler Birliği’ne göre 1973’ten bu yana Türk müteahhitler Libya’da toplam değeri 29 milyar doları aşan 565’den fazla projeyi hayata geçirdi. Türk hükümeti 2011’de Libya’daki iş bağlantıları ve alacakların geleceğini düşünerek başlangıçta Muammer Kaddafi’ye yönelik dış müdahaleye karşı çıkmıştı. “NATO’nun Libya’da ne işi var” çıkışının ardından çark eden Erdoğan, NATO müdahalesinin ana karargâhını İzmir’e taşımış ve geçici yönetimle müteahhitlerin alacaklarını sıkı sıkıya müzakere etmişti. Libya’da çalışan 200 kadar Türk şirketinden bazıları 2011’den sonra uluslararası tahkime gitse de alacaklarını henüz tahsil edemedi.

Mısır’dan ro-ro darbesi

Türk iş dünyasının bunalımı Libya ile sınırlı değil. Suriye kapılarının kapanmasıyla alternatif yollara yönelmiş olan ihracat sektörü, Türkiye’nin Müslüman Kardeşler iktidarını deviren Abdülfettah el Sisi’yi tanımaması nedeniyle Mısır’la yaşanan gerilimin bedelini ödemeye hazırlanıyor. Mısır 20 Nisan 2015'te sona erecek olan ro-ro seferleriyle ilgili anlaşmanın yenilenmeyeceğini duyurdu. Suriye yolunun kapanmasının ardından ihracat firmaları Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkelerine mal sevkiyatını İskenderun ve Port Said limanları arasında ro-ro seferleri ile gerçekleştirmeye başlamıştı. Seferler Türkiye-Mısır ve Mısır- Suudi Arabistan arasında 2012’de imzalanan mutabakat zaptı çerçevesinde düzenleniyordu. Mısır’la yeni bir anlaşma sağlanmazsa ihracatçılar kan kaybedecek.

Antakya, Şanlıurfa, Mersin, Kilis ve Gaziantep ticaret odaları çıkış yolu ararken Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şerafettin Aşut, “İki alternatifimiz var: Ya Mısır'ı ikna edeceğiz ya da yükümüzü alan gemi Süveyş Kanalı'nı kullanacak. Tabi bu yüksek bir maliyet demek" dedi. (http://www.sabah.com.tr/guney/2015/02/24/ihracatcilarin-misir-endisesi )

Türk ekonomisinde olumsuz sinyaller gelmeye başlarken Libya ve Mısır’la yaşanan zorluklar baskıyı arttıracak. Ancak Erdoğan’ın katı tutumu çıkış bulmak için esnemekten yana olduğu izlenimi veren hükümetin manevra alanlarını da kapatıyor.

01 Mar 2015 - 00:00 - Ortadoğu


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.