Mehmet Şahin: Verilen cezalar 28 Şubat zulmünün asla karşılığı değildir

İslami Analiz köşe yazarlarından Mehmet Şahin, "28 Şubat Sorumluları Yargılandı Mı?" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İslami Analiz/Haber Merkezi

İslami Analiz köşe yazarlarından Mehmet Şahin, "28 Şubat Sorumluları Yargılandı Mı?" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Yazının bir kısmı şu şekilde:

Bismillahirrahmanirrahim

Öncelikle şunu ifade etmek isterim, 90 küsur yıldır vesayet altında olan bir ülkede yaşıyoruz. Küresel güçler dayattıkları sistemi korumak adına ihtiyaç duydukları zaman ve zeminde genel olarak silahlı kuvvetleri kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne "Balans ayarı" çekmişlerdir. 27 Mayıs 1960 Darbesi, 12 Mart 1971 Muhtırası, 12 Eylül Askeri Darbesi, 28 Şubat Post-Modern Darbesi ve gerçekleşemeyen 15 Temmuz darbe girişiminde olduğu gibi.

Bu süreçler ne yazık ki Türkiye’nin karanlık ve toplumsal travma günleridir. Hukukun, yasaların, insan haklarının rafa kaldırıldığı, hiçe sayıldığı günlerdir. Yukarıda ifade ettiğimiz darbe veya girişimler her açıdan büyük bedeller ödediğimiz toplumda derin yaralar bırakmış zaman dilimleridir.

28 Şubat sürecinin diğerlerinden farkı ise yalnızca dindar insanları hedef almış olmasıdır. 1990’lı yıllar, Türkiye’nin bir anlamda karanlık yıllarıdır. Öyle ki başörtüsü yasağının her alanda acımasızca uygulandığı ve faili meçhul cinayetlerin peş peşe işlendiği bu zaman diliminde, toplumun gerilmesi, ayrıştırılması ve İslami camiaların önünün kesilmesi hedeflenmiştir. 1980 darbesinin kalıntılarına ve baskılarına tepki olarak toplum, 1995 genel seçimlerinde sisteme muhalif olarak gördüğü Refah Partisi’ni %21 oyla birinci parti olarak çıkarmış ve iktidara taşımıştır. Kurulan Refah Yol Hükümeti ve Başbakan Erbakan Hocanın D8 Projesi, İslam dinarı, İslam Ortak Askeri Gücü gibi kimi icraat ve söylemleri küresel güçleri son derece rahatsız etmiş ve sistemi korumak adına işbirlikçilerini harekete geçirmiştir. Böylece 28 Şubat süreci başlatılmıştır.

Bu süreçte neler olduğunu şöyle bir hatırlarsak:

* Barolar Birliği Başkan Eralp Özgen, Yargıtay başkanı Müfit Utku, adli yıl açılışında Şeriat tehlikesini gündeme taşıyan konuşmalar yaptılar.

* TÜSİAD erken seçim istedi.

* Müslüm Gündüz, Fadime Şahin, Ali Kalkancı projeleri devreye sokuldu.

* Rektörler Komitesi, Hükümet aleyhinde Deklarasyon yayımladı. Deklarasyonu YÖK başkanı Kemal Gürüz okudu.

* Yüksek rütbeli subaylar, Gölcük’te irtica gündemli toplantı gerçekleştirdi.

* Erbakan Hocanın İran, Mısır, Libya, Nijerya gezileri gazete manşetlerine taşındı. Libya gezisi için gen soru önergesi verildi.

* 30 Ocak 1997 Gecesi Sincan Belediyesi’nin düzenlediği Kudüs Gecesi abartılarak manşetlere taşındı.

* 4 Şubat askerler tanklarla Sincan’da gövde gösterisi yaptı.

* ANAP başkanı Mesut yılmaz ve Hüsamettin Cindoruk, tansiyonu yükselten demeçler verdi.

* 5 Şubat Cumhurbaşkanı Demirel, Erbakan’a uyarı mektubu gönderdi.

* 28 Şubat 1997 günü Milli Güvenlik Kurulu toplantısında hükümet açıkça tehdit edildi; laiklik yasalarının uygulanması istendi. Bu yönde Milli Güvenlik Kurulu kararları alındı. Erbakan Hoca bu kararları yumuşatılmazsa imzalamayacağını söyledi. 13 Mart’ta kararları imzalamak zorunda bırakıldı.

* Refah Partisi’ne kapatma davası açıldı. Milli Güvenlik Kurulu kararları tüm şiddetiyle uygulanmaya başlandı. İslami kimlikli akademisyenler subaylar ve yöneticiler görevlerinden uzaklaştırıldı. İmam Hatip Liseleri’nin ortaokul kısmı kapatıldı. İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin üniversitelere girmesinin zorlaştırılması amacıyla katsayı uygulaması başlatıldı. Dindar insanlara, kurumlara, gazetecilere ve işadamlarına karşı ambargolar uygulandı, tehdit brifingleri verildi.

* 10 Haziran’da Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Başkanı ve Üyeleri, Genel Kurmay’a çağrılarak, irtica konusunda nasıl davranacakları yönünde brifing verildi.

* Başörtüsü yasağı her alanda şiddetle uygulanmaya başlandı. Üniversite girişlerine ikna odaları kuruldu. Not olarak Fethullah Gülen bu süreçte 'Başörtüsü teferruattır' diyerek bu uygulamalara arka çıktı.

* Genel Kurmay 2. Başkanı Çevik Bir ve Genel Sekreteri Erol Özkasnak kontrolünde batı çalışma grubu kuruldu. Dindar insanlar takip edildi, 6 milyon insan fişlendi.

18 Haziran’da Erbakan istifa etti. 19 Haziran’da ise Demirel, teamüllere aykırı olarak hükümeti kurma görevini Mesut Yılmaz’a verdi. 30 Haziran’da ANASOL-DE hükümeti kuruldu. Bu hükümetin kuruluşundan sonra pek çok İslami camiaya yönelik kumpaslar kurularak operasyonlar yapıldı. Kamuoyunda Umut Davası, Tevhid-Selam Örgütü, Malatyalılar Davası, İBDA-C davaları vs. olarak bilinen uydurma örgütler üzerinden insanlar cezaevlerine dolduruldu.

Kısacası 28 Şubat süreci ya da Post-Modern darbe dindar İslami çevrelerde ağır tahribat yaptı ve belkide kırılma noktası oldu.

Erbakan hocanın vefatından sonra (2011) Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 28 Şubat darbesi ile ilgili dava açıldı. 75 şüpheli şahıs tutuklandı. İçlerinde emekli Orgeneral Çevik Bir, Emekli Tuğgeneral Erol Özkasnak, Emekli Orgeneral Teoman Koman, Korgeneral Engin Alan ve tek sivil Prof. Dr. Kemal Gürüz’ünde olduğu ve diğerlerinin hepsinin asker olduğu bu şahıslar 2013 yılında tahliye edildiler. Ankara 5.Ağır ceza mahkemesinde görülen davada Mesut Yılmaz, Meral Akşener, Şevket Kazan, Turhan Tayan, Hasan Ekinci, Köksal Toptan, Hasan Celal Güzel, İlhan Aküzüm, Safter Gaydalı, Yekta Güngör Özden, Bülent Orakoğlu, Hüseyin Kocabıyık dinlendiler. Bu dinlenen şahıslardan yalnızca Hasan Celal Güzel, Bülent Orakoğlu, Hüseyin Kocabıyık sanıklardan şikayetçi oldular. Şevket Kazan dahil diğer hiç kimse şikayetçi olmadı.

Bu sürecin gerçek mağdurları, kumpaslarla, uydurma örgütlerle gözaltına alınan, işkence gören ve yıllarca cezaevinde tutulan hiç kimsenin bu davaya müdahilliği kabul edilmedi.

Davayı açan savcılar Mustafa Bilgili, 15 Temmuz’dan sonra meslekten ihraç edildi, daha sonra Ankara’da sahte kimlikle yakalanıp FETÖ örgütü mensubu olmaktan tutuklandı. Diğer Savcı Kemal Çiçek’te FETÖ Bağlantılı olarak meslekten ihraç edildi. Bu fotoğrafa baktığımızda bu dava açılırken gerçekten 28 Şubat sorumlularından hesap sormak yerine FETÖ örgütünün TSK içerisinde yeniden bir dizayn operasyonu yapmaya çalıştığını görebiliriz. Kemal Gürüz hariç yalnızca askerlerin ya da sürecin asker ayağının yargılanmak istenmesini bununla izah edebiliriz.

Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava 13 Nisan 2018 Cuma günü sonuçlandı. Buna göre aralarında İ.Hakkı Karadayı- Çevik Bir- Çetin Doğan ve Kemal Gürüz'ünde olduğu 21 sanığa müebbet hapis cezası verildi. 68 sanık berat etti. Mahkeme ceza alanları yaşları dolayısıyla tutuklama yapmadan denetimli olarak serbest bıraktı. 'Yargıtay aşamasından sonra hüküm uygulanacak mı?' merak konusu...

Açıkçası bu yargılama, gerçekten mağdurları ve sorumluları karşı karşıya getiren bir yargılama olmamıştır. Mahkeme bana göre konjektöre uygun bir karar vermiş, bu kararla kamuoyuna 28 Şubat sorumlularının yargılandığı, cezalandırıldığı imajı verilmek istenmiştir. Ceza verilen kişiler, verilen cezalar, 28 Şubat süreci zulmünün asla karşılığı değildir. Bu işin medya ayağı, sermaye ayağı ve siyaset ayağı pas geçilmiştir. İyi hal uygulaması ve müebbet hapis cezası verilen şahısların tutuklanmaması bu iddialarımızı doğrular niteliktedir.

...

Yazının tamamına ulaşmak için tıklayınız

24 Nis 2018 - 00:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.