Ali Haydar Haksal: Yetmiş yıllık büyük emeğin sonu bu ne yazık ki; kumar kurumu imam-hatip yaptırıyor!

Milli Gazete köşe yazarı Ali Haydar Haksal, "Müslümanların Tuhaf Hâlleri" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İslami Analiz/Haber Merkezi

Milli Gazete köşe yazarı Ali Haydar Haksal, "Müslümanların Tuhaf Hâlleri" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Haksal, bugünkü haliyle muhafazarlık kavramı ve Müslümanların durumunu ele aldığı yazısında, artık muhafazakarlığın İslami bilinç ve düşünceyi karşılamadığını ve temsil etmediğini çünkü modern olmakla muhafazakar olmanın birbirine çelişik olduğunu, bugünkü Müslümanların sekülerlerden daha seküler, modernistlerden daha modernist olduğu için muhafazakar olarak dahi değerlendirilemeyeceğini belirtirken, "İdealizm, büyük hedef ve düşüncenin yerinde yeller esiyor. Yetmiş yıllık büyük çabanın ve emeğin sonu bu ne yazık ki" dedi.

Haksal'ın yazısının tamamı şu şekilde:

Müslümanların değişimi büyük dönüşümlere ve kırılmalara doğru hızla gidiyor. Beklenenin ötesinde bir durum. Şaşırtıcı, yanıltıcı ve hayal kırıcı. Değişimlerin getirdikleri ile götürecekleri ile doğrudan birbiriyle bağlantılı. Bir kırılma yaşanıyorsa bu ciddî dönüşümlere neden olabiliyor.

Uzun bir süredir bu büyük değişimleri gözlemliyorduk. Fakat durumun bu kerteye varacağını açıkçası beklemiyorduk. İslâmî bilinçten muhafazakârlığa geçiş oradan daha ötelere gidiş söz konusu.

Bugünkü tanımı ve ifadesiyle zaten “muhafazakârlık” kavramı İslâmî bilinç ve düşünceyi karşılamıyor ve temsil etmiyor. Hem modern olmak hem de muhafazakâr olmak birbiriyle çelişik. Zaten süreç de bizi yanıltmıyor. Sekülerlerden daha seküler, batıcı modernistlerden daha modernist, daha tüketici, daha lüks tutkunu bir kesimden söz ediyoruz. Belli yerde bulunanlar belki geçmiş alışkanlıklarını sürdürüyorlar ama açtıkları yol ve gidiş onların çok ötesinde. Bunu salt siyasal anlamda ifade etmiyoruz. Hayatın hemen bütün alanlarına yansıyor ne yazık ki.

Bazen konuşmamak için susuyor veya yutkunuyoruz. Bunun nedeni hakkı söylemekten çekinmemizden ileri gelmiyor. Psikolojik durum çok etkileyici ve baskın. Kimi zaman söylenenler yitip gidebiliyor.

İmam hatip okullarını epey bir zaman halkın kendisi yaptı, kendi eseriydi. Bin bir çile ile oluşturulan bu kurumların sonuçları da sahih ve samimi idi. İdi, evet. Yatılı öğrencilerin iaşeleri bile halk tarafından karşılanırdı, kilerler, ambarlar dolar taşardı. Bir bereketi ve hayrı vardı. Şimdi ise durum çok farklı. Bırakın devletin olanaklarını, bunun ötesinde hiç de hak etmediği, beklenmeyen ve istenmeyen kimi kurumlar vasıtasıyla yapılıyor. Bir imam hatip okulu inşaatının tabelasında yapan kurum “Spor Toto”. Hani şu spor üzerine bahis oynatan devletin kumar kurumu. Bunda bir tuhaflık yok mu dersiniz. Yıllar yılı bahis oyunlarının, haksız kazancın, başkalarını sömüren emeklerini ve paralarını çalan bir kurum olduğu çırpınarak söylenen ve tanımlanan bu kurum bu okulların inşaatını yapıyor. Bundan böyle o okulun kapısından içeri giren öğrenciler bu kuruma kim bilir hangi mihnet gözüyle bakacak. Üstüne üstlük sempati ve sevgi duyacak. Dahası ellerine birer kupon tutuşturulması bile beklenebilir. Bu, ciddî bir kırılmaya neden.

Çok sıcak, (08.11. 2017) tarihinde medyaya yansıyan bir haber. Ege’deki bir ilimizin bir üniversitesi, medyatik, ekran yüzlü meşhur bir prof. hoca ile ağlamaklı ilahiler şiirler okuyan birinin daveti ile ilgili bir durum. O da şu, bu programın duyuru ilânı “Peygamberin Ayak İzinde”. Bu ayak izi durumu da tuhaf ama geçelim diyemiyoruz. Asıl şaşırtıcı olanı ise destek veren Ziraat Bankası ve katkısı. Şimdi onların bir faiz kurumunun desteğiyle bir üniversite kampüsünde Peygamberimizin ayak izinde oluşları!

İz ki ne iz, yol ki ne yol!

Bu faiz kurumunun maddi desteğinde maneviyat arama. Bundan böyle o üniversite gençliği, onu düzenleyenler dinleyicilerine promosyon olarak birer kredi kartı, faize kolay gidişin kartlarını sunarsa hiç de şaşırtıcı olmaz.

Bunlar sadece bir iki örnek. Dahası var. Muhafazakâr medya, kurumlar banka reklâmlarıyla arzı endam ediyorlar. Güya bir hesaplaşma içindedirler. Kiminle, nasıl ve ne ile?

Kadınların örtünmeleri, gençlerin muhafazakâr görünümleri, lüksün, saltanatın, tüketimin, aşırılıkların ve sınır tanımazlıkların karşılığı ve varılan sonuçları bu.

İdealizm, büyük hedef ve düşüncenin yerinde yeller esiyor. Yetmiş yıllık büyük çabanın ve emeğin sonu bu ne yazık ki.

Bu gençlikten, bu kitlelerden hayırlı, iyi ve güzel sonuçlar beklemek!

10 Kas 2017 - 01:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.