Sibel Eraslan yazdı: Erbakan Hoca, ev kadınları, kapitalizm

Star Yazarı Sibel Eraslan, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın 1967’de Türk Ev Kadınları Derneği’nde yaptığı konuşmayı hatırlatarak, kadına bakışın uğradığı kapitalist dönüşüme dikkat çekti.

Star Yazarı Sibel Eraslan, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın 1967’de Türk Ev Kadınları Derneği’nde yaptığı konuşmayı hatırlatarak, kadına bakışın uğradığı kapitalist dönüşüme dikkat çekti.

Eraslan, ‘İslam kadınları, aynı kadınlar mı? 1967'den beri onlar da çok değişmediler mi? Batı olarak adlandırdığımız kapitalist sistem, lüks tüketim, moda ve algı talepleri, medya, internet ortamı gibi küresel dönüşümlerle, artık farklılıklara dayalı eski duvarları delik deşik etmiş durumdadır. Sözgelimi Ankara'da aynı konferans salonunda bugün toplanacak olan kadınlar, evet Doğu Blokuna veya komünizme sempati duymayacaklardır belki ama kapitalizme yönelik ciddi eleştirileri de olmayan kişiler olacaktır. Ya 'ev kadınları'' vurgusu? Ev kadınlığı o kadar indirgenmiş, üzerinde öyle çok tepinilmiş bir ifadedir ki, bugün ona sahip çıkacak kadın yok denecek kadar azdır. Ben buna modern zamanlardaki evsizliğimiz diyorum’ ifadelerini kullandı.

Modern zamanlardaki evsizliğimiz...

Prof. Necmettin Erbakan'ın, 1967 yılında, kurucularının arasında Samiha Ayverdi hanımefendinin de olduğu Türk Ev Kadınları Derneği'nde yaptığı konferansını yeniden okudum.

Dernek daha sonra, 1973 yılında, Türk Kadınları Kültür Derneği adını almış. Samiha hanım ve arkadaşlarının, kadınlarla ilgili bir derneğin isminde ilk olarak yaptıkları 'ev'' vurgusu üzerinde ciddi olarak düşünmemiz gerekiyor. Ardından bu ''ev''den, 'kültür'e geçilmiş. Doğrusu; ev ile kültür zaten aynı hakikatin çocuklarıdır.

Erbakan Hoca'nın iki saate yakın olarak yaptığı bu konferansın 1967 yılında kadın dinleyicilere yönelik olması kayda değer. Hem onun kadınlara yönelik nezaketi, konferansa ciddi şekilde hazırlıklı gelişi, hem de kadınların bu sosyolojik değerlendirmelerle dolu konferansa rağbet göstermeleri gerçekten kayda değer...

'Doğu'da, Batı'da ve İslam'da Kadın' başlığını taşıyan konferansta Erbakan Hoca, Doğu alemi olarak adlandırdığı Sovyetik blok ile, Batı alemi olarak adlandırdığı Kapitalist sistemi mukayese ediyor. İktisadi sistemleri, sosyal yapıları ve dünya görüşleri kulvarında değerlendirmeler yaparak ardından İslam'ın kadınlara verdiği değere, bu değerlerle kurduğu dünya görüşüne geliyor... Kitabi sosyolojik bilgilendirmelerin yanı sıra, konferansta kendisi izlenimlerini de aktarıyor. O sıralarda yeni döndüğü, Leipzig ve Berlin'deki iki fuardan izlenimler, Fransa ile Çekoslavakya'dan karşılaştırmalı anlatımlarla salondaki dinleyiciler nezdinde gerçekçiliğini katmerlendiriyor.

Doğu blokundaki kadınların, materyalist bakış açısı altında nasıl da ezildiğini, Batı alemindeyse adeta ticari meta haline indirgenmesini eleştiriyor. İslam'ın kadına tanıdığı hürriyeti, insan onurunu, aile kavramını anlatıyor, annelerin ayakları altında olan cennetten bahsediyor...

2021 yılında artık geçen yüzyılda kalmış bu konferansın üzerinden denizler geçti. Her şeyden önce, Doğu/Batı gerilimi yıkıldı. Bununla birlikte asla gerilimsiz sayılmayacak bir dünyadayız. 1989'da Sovyetlerin yıkılışından sonra, Batı nezdindeki yeni tehlike ;İslam toplumları olarak belirlendi. Politik kamplaşma eskisini aratmayacak sertlikte işgallerle, savaşlarla, ırkçılıkla, islamofobi ile devam ediyor.

Peki İslam kadınları, aynı kadınlar mı? 1967'den beri onlar da çok değişmediler mi? Batı olarak adlandırdığımız kapitalist sistem, lüks tüketim, moda ve algı talepleri, medya, internet ortamı gibi küresel dönüşümlerle, artık farklılıklara dayalı eski duvarları delik deşik etmiş durumdadır. Sözgelimi Ankara'da aynı konferans salonunda bugün toplanacak olan kadınlar, evet Doğu Blokuna veya komünizme sempati duymayacaklardır belki ama kapitalizme yönelik ciddi eleştirileri de olmayan kişiler olacaktır. Ya 'ev kadınları'' vurgusu? Ev kadınlığı o kadar indirgenmiş, üzerinde öyle çok tepinilmiş bir ifadedir ki, bugün ona sahip çıkacak kadın yok denecek kadar azdır. Ben buna modern zamanlardaki evsizliğimiz diyorum. İstanbul Sözleşmesi bağlamında tartıştığımız 'cinsiyetsiz toplum' idolü mesela, bugün muhafazakar kesimdeki kadınların kayda değer çoğunluğunun tepkisizlikle karşıladığı, hatta normalleştirdiği bir durum. Bir meseleyi ortaya koyarken İslam buna ne der diye sormadığımızdan her görüşten kolaylıkla etkileniyoruz. Yani eskisi kadar kolay değil düşünsel kategorileri kalın çizgilerle çizebilmek. Samiha Ayverdi gibi büyük bir edebiyatçı ve önemli bir düşünce insanının, hareketin ilk başında kullandığı ''ev'' ve 'kültür' kelimelerini niçin kullanmıştı acaba?

24 Haz 2021 - 10:30 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.

01

Osman Gençtosun - Sibel hanım çok güzel bir tesbit ve analiz yapmış lakin erbakan hoca hayattayken ve sonrasın da milli görüşe en büyük zaraı veren hakkın değil gücün yanında yer alan şimdi verdikleri zarararın inşaalah farkına varır tevbe ederler.YUSUFUN GÖMLEGİ YAZISINI UNUTMADIK.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Haziran 10:30