Numan Kurtulmuş: Hâlâ çok sayıda paralel ajan var

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Koza İpek grubu şirketlerine yönelik, terör örgütüne finans desteği sağladığı iddiasıyla yapılan operasyonların, içerideki ve dışarıdaki şer ittifakı tarafından ‘Medya özgürlüğüne baskı’ gibi bir algı oluşturmak için kullanılmasına tepki gösterdi. Facebook Twitt

Gazetelerin Ankara temsilcileri ile bir araya gelen Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, paralel yapının önde gelen mensuplarının, operasyonları önceden haber alarak yurt dışına kaçmalarını değerlendirdi. Kurtulmuş, Koza İpek grubu şirketlerine yönelik, terör örgütüne finans desteği sağladığı iddiasıyla yapılan operasyonların, içerideki ve dışarıdaki şer ittifakı tarafından ‘Medya özgürlüğüne baskı’ gibi bir algı oluşturmak için kullanılmasına da tepki gösterdi.

Kurtulmuş, “Ortada çok büyük paraların illegal yollarla yurt dışına transfer edildiğine dair ciddi iddialar var. MASAK ve diğer birimler operasyon yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve bizlerin konu hakkında bilgisi bunlardan ibaretken, yurt dışından Türkiye’ye olmadık tepkiler gösterenler, içeridekiler, hangi ilave bilgiye sahipler?” diye sordu. Kurtulmuş, bazı medya kuruluşlarının terör örgütlerine destek vermesine ilişkin bir soru üzerine de “Medya grubu sahibi olmak, savcımızı şehit edenlere arka çıkma hakkı vermez, teröre arka çıkma hakkı vermez, ayrıcalık sağlamaz” diye konuştu.

Kurtulmuş, paralel yapı önde gelenlerinin birer birer yurt dışına kaçmalarında devletin ihmalinin olup olmadığına ilişkin bir soruyu da şöyle cevaplandırdı: “Bu yaşananlar, bize ‘Paralel yapı işini amma da abartıyorsunuz’ diye karşı çıkanlara cevap niteliğinde gelişmelerdir. Bu kaçma olaylarında da görüyoruz ki, emniyet ve diğer güvenlik birimlerinin içerisinde, adliyenin içerisinde bu kaçanları uyarabilecek bir network hâlâ hareketli. Bunlar, paralel yapının emir ve komuta zinciri içinde hareket ediyorlar ve önceden haber vererek kaçmalarına zemin hazırlıyorlar. Buralarda çok ciddi bir yapının hâlâ mevcut olduğu ve devletin paralelle mücadeleye büyük bir kararlılıkla devam etmesi gerektiği ortada.”

Kurtulmuş, 1 Kasım seçimlerinden 7 Haziran benzeri bir tablo çıkacağı yönündeki değerlendirmelere katılmadığını ifade ederek şunları söyledi: “7 Haziran şunu gösterdi ki, Türkiye’de tıkır tıkır işleyen bir demokrasi var. 13 yıllık iktidarın ardından, tek başına AK Parti iktidarının çıkmamış olmasına rağmen ülke seçim sonuçlarından kaynaklanan bir kaos, kriz içine girmedi. Bu süreç sonunda da ilk defa bir seçim hükümeti gündeme geldi. Bugün, milletimizin büyük bir bölümünde ‘Keşke tek başına iktidar çıksaydı’ şeklinde bir kanaat hakim oldu. Vatandaşımızın bir an evvel hükümet kurulmalı yönündeki kanaatinin seçim sonuçlarını büyük ölçüde etkileyeceğini düşünüyorum.”

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, geçen seçimlerde özellikle Güneydoğu kırsalında sandık güvenliğinin ihlal edildiği, HDP’nin bazı yerlerde silah zoruyla oy aldığı yönündeki bilgilere ilişkin soru üzerine şu ifadeleri kullandı: “İlgili güvenlik birimleri seçim güvenliğinin sağlanması için var güçleriyle çalışıyor, seçim güvenliği sağlanacak. Parlamento normal çalışmasını sağlasaydı güvenlik tedbirlerine güç vermek için ilave yasalar çıkabilirdi. Bu olmadı ama eldeki imkanlarla bütün güvenlik birimleri, emniyet, jandarma, kara kuvvetleri, bütün güvenlik birimleri gereğini yapacaktır. Bu seçimde, sandık güvenliğini ihlal eden baskıların, tehdit ve şantajların etkisinin daha az olacağını, sandık güvenliğinin daha fazla sağlanacağını söyleyebilirim.”

Muhalefet çevrelerinin “1 Kasım seçimlere ertelenecek” şeklindeki iddialarına da karşı çıkan Kurtulmuş, “Böyle bir şey söz konusu değil. Kimse böyle bir şeyi beklemesin. Seçim güvenliğine ilişkin çağrımız büyük ölçüde HDP’ye yapılmış çağrıydı. HDP bu konuya özellikle dikkat etmeli ve terör gruplarına karşı tavrını ortaya koymalı. Türkiye’deki seçimlerde silah gölgesi olmayacaktır. Terör güçlerinin veya bir başka gücün halkın iradesinin sandık üzerinde gölgesi olmamalı, olmayacaktır” dedi.

Kurtulmuş, “Bu seçimlerde meydanlarda Başkanlık sistemi konusu gündemde geniş yer tutacak mı” şeklindeki soruya karşılık verirken de şu ifadeleri kullandı: “Başkanlık sistemi kişisel bir mesele değildir. Bu mesele Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın kişisel meselesi değildir. Şunu görüyoruz ki; Türkiye’yi büyük hedeflere götürecek katılımcı, demokratik, sivil ve özgürlükçü bir anayasa yapmadan Türkiye bir adım daha atamaz. Başkanlık sistemi etkin bir yürütme mekanizmasının bir parçası olarak tartışılmalıdır. Türkiye’de sistem tıkanmıştır, yeni Anayasa olmazsa olmazımızdır. Başkanlık sistemi de bu çerçevede tartışılmalıdır.” 

04 Eyl 2015 - 00:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.