Ali Babacan Diyarbakır’da: Seçme ve seçilme hakkı kayyım atamalarıyla ayaklar altında, kimse halkın oyunu gasp edemez

"Çözüm sürecinde birlikte çalıştığınız insanları bugün apar topar fezlekelerle tutuklamayın"

Diyarbakır 1. Olağan İl Kongresi'nde konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, HDP'li belediyelere kayyım atanmasına tepki göstererek, "Bu güne kadar tam 48 belediyeye kayyım atanmış durumda. Halk iradesi, seçme ve seçilme hakkı şu anda maalesef ayaklar altında. Şunu açıkça görüyoruz: İktidarın kayyum politikası, kazanamadığı seçimlerde halkı cezalandırma yöntemine döndü. Kimse halkının oyunu gasp edemez. Seçimlere ve seçim sonuçlarına saygı gösterilmesi, demokrasinin temelidir" açıklamasını yaptı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Diyarbakır 1. Olağan İl Kongresi'nde açıklamalarda bulundu.

6 yıl sonra başlatılan 'Kobani eylemleri' soruşturmasına ilişkin görüşlerini aktaran Babacan, "2014'te yaşanan şiddet olaylarının soruşturulmasına itiraz etmek hukuk devletini savunan hiç kimse için mümkün değildir. Ancak yargıdaki dosyalar da ülkeyi yönetenlerin ellerinde işlerine geldiği zaman kullanacakları baskı ve şantaj malzemesi olarak da kullanılamaz" ifadelerini kullandı.

Babacan sözlerinin devamında da, "Daha dün çözüm sürecinde birlikte çalıştığınız insanları bugün apar topar fezlekelerle tutuklamayın. Halkımızın kamu birimlerinin hukuksuz baskısıyla terör örgütünün baskısı arasında bırakılmasına izin vermeyeceğiz" ifadelerini kaydetti.

Türkiye'de hızla büyün eşit vatandaşlık sorunu olduğunu söyleyen Babacan, "Bu topraklarda konuşulan her bir dil, her bir lehçe bizim zenginliğimizdir. Resmi ve ortak dilimiz olan Türkçe’nin iyi öğretilmesinin yanında, anadili hakkı kapsamında bütün vatandaşlarımızın anadillerini kullanmaları ve geliştirmeleri için demokratik bir hukuk devletine yakışan bütün düzenlemeleri yapacağız. Dil de dahil olmak üzere eğitime erişimin ve eğitimde fırsat eşitliğinin önündeki her türlü engeli kaldıracağız" dedi.

Ali Babacan'ın konuşması şu şekilde:

Hepinizi en içten duygularımla selamlıyor, Diyarbakır teşkilatımızın birinci olağan il kongresine hoş geldiniz diyorum.

Melayi Ceziri’nin,

Ahmedi Xani’nin,

Feqiye Teyran’ın,

İdris-i Bitlisi’nin diyarından,

Şiirleriyle derdimizin dili olmuş

Ahmed Arif’in,

Cahit Sıtkı’nın,

Sezai Karakoç’un memleketinden

Adaletin peşinde ömrünü feda eden Tahir Elçi’nin, Gözleriyle hafızalarımıza kazınan, 12 yaşında hayatını kaybetmiş Ceylan Önkol’un şehrinden, Diyarbakır’dan herkese selamlarımı iletiyorum.

Sözlerimin hemen başında, bundan tam 5 sene önce, Ankara'da vahşi bir saldırı sonucunda hayatını kaybeden 103 vatandaşımızı da saygıyla anıyorum. Hepsine bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine sabır diliyorum.

Ülkemiz zor zamanlardan geçiyor. Ülkemizde bir adalet sorunu var! Haksızlık, hukuksuzluk almış başını gitmiş. İnsan hakları ayaklar altında. Özgürlüklerimizin her biri yavaş yavaş elimizden alınıyor.

İfade özgürlüğü kalmadı. Fikrini söyleyenler işten atılıyor, tutuklanıyor. Sosyal medyada eleştiri yapan gençler evlerinden alınıp götürülüyor. Gazeteciler haber yaptıkları için yargılanıyor. Yargının en üst mahkemesine tehditler savruluyor!

İktidar partisi ve küçük ortakları, kendilerine göre bir “makbul vatandaş” kitlesi, “tek tip insan” kitlesi oluşturma gayretinde. Artık Yeter! Hukuk devletini hiçe sayan bu anlayışı asla kabul etmeyeceğiz.

Kim ne derse desin biz, insan haysiyetini, hak ve özgürlükleri, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, kuvvetler ayrılığını savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Biz, adil olacağız. Biz, bu ülkedeki her bir bireyin eşit ve özgür vatandaş olması için mücadele edeceğiz! Unutmayalım ki, devlet insan için vardır. Hiç bir şey insan onurundan, insan haysiyetinden daha önemli değildir. Biz hazırız. Türkiye’nin DEVA’sı bunları gerçekleştirmek için hazır.

Biliyorum tüm bu adaletsizliğin ortasında, hukuksuzluğun ortasında, bugünün Diyarbakır’ında konuşulması gereken en önemli konulardan birisi Kürt meselesidir. Kürt meselesini, sizlere, Diyarbakırlılara anlatmaya çalışmayacağım. Sizler bu meseleyi iyi biliyorsunuz, bizzat yaşıyorsunuz.

Onun içindir ki, bugün bu kürsüden, 5000 yıllık tarihinde nice medeniyete ev sahipliği yapmış bu kadim topraklardan; bu güngörmüş, bu çilekeş şehirden bütün Türkiye’ye sesleneceğim. Evet, konumuz Kürt meselesi. On yıllarca “Sözde Kürt Sorunu” denilerek inkar edilen, Ancak 2000’li yılların başında adı konulabilen, Ama ne yazık ki bugün yine yasaklı bir söz haline gelmeye başlayan Kürt meselesinden bahsedeceğim bugün.

Biliyorsunuz, “Kürt sorunu” lafı bugünkü rejimi en fazla rahatsız eden söz haline gelmiş durumda.

“Neleri eksik ki? Ne diye hala Kürt sorunu deyip duruyorsunuz” diyorlar. Kabul etmeliyiz ki, mevcut iktidar partisinin ilk döneminde, Avrupa Birliği sürecinin hızlanmasının da katkısıyla, cesur reformlar gerçekleştirmişti. Peki şimdi durum ne? Bazı temel reformlar dışında çok fazla bir şey kalmadı geriye.

Ülkeyi yönetenlerin son yıllardaki tarzı, üslubu, kendilerine buldukları yeni ortakların saplantıları doğrultusunda atılan adımlar, yeniden Kürt sorununu

oluşturdu ve sorun gittikçe büyüyor.

Aslında bu sorun, tüm ülkemizi, tüm vatandaşlarımızı ilgilendiren temel sorunların da yansıması. Şu anda toplumumuzun tüm kesimlerini etkileyen ve yeniden hızla büyüyen bir hukuk sorunumuz var. Adalet sorunumuz var. Hızla büyüyen bir eşit vatandaşlık sorunumuz var! Her şey 2005 yılında o günkü Başbakanın Diyarbakır konuşmasında “Kürt sorunu vardır ve benim sorunumdur” sözleriyle başlamıştı. Ve her şey 2015’te aynı kişinin “Kardeşim ne Kürt sorunu ya? Artık Kürt sorunu yok, daha ne istiyorsun?” sözleriyle bitti.

Ben bu konuşmamda acı sonla biten bu hikayeyi unutanlara hatırlatmak ve nereden nereye geldiğimize şöyle bir bakmak istiyorum. 2002 yılı öncesi Kürt sorunu deyince ilk akla gelen şey Kürtçe üzerindeki yasaklardı.

2002-2015 arasındaki yıllar Kürt dili üzerindeki baskıların son bulduğu, Kürtçe televizyon yayınının başladığı, üniversitelerde lisans üstü düzeyde Kürtçe programının açıldığı, şehirlerde Kürtçe tabelaların boy gösterdiği yıllardı. Ama şu anda görüyoruz ki, eğitim veren enstitüler hem müf

11 Eki 2020 - 07:06 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.