Ali H. Haksal: Irak ve Suriye'den sonra siyonistler, hedefe Türkiye ve İran'ı koydu

Milli gazete yazarı Ali Haydar Haksal, "Irkçılık belası ve Müslümanlar" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İslami Analiz/Haber Merkezi

Milli gazete yazarı Ali Haydar Haksal, "Irkçılık belası ve Müslümanlar" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Haksal, ırkçılığın Müslümanlar arasında birçok soruna yol açtığını en başta da maddi manevi parçalanma ve daralma gibi telafisi zor sorunları beraberinde getirdiğini belirttiği yazısında, ırk eksenli ulus devletlerin siyonist projeler olduğunu ve hayata ırk eksenli tutunanların Siyonizm’e, İsrail’e ve emperyallere katık sağlıklarını hatta bizzat katık olduklarını vurguladı.

Yazının tamamı şu şekilde:

Müslümanlar her geçen gün giderek parçalanıyor ve daha da küçülüyorlar. Bunun başlıca sorumlusu kendileri. İçlerine düşen ırkçı kurt kemirdikçe kemiriyor. Bu belânın farkına varılmadan sürekli azgınlaştırılıyor. Kendini kemiren kurdu besliyorlar, hayata tutunduruyorlar, ama kendileri küçülüyorlar.

Her kavim, her ırk mensubu kendini kutsuyor azizleştiriyor. Kendinden başka bir başkasını görmüyor. Dünyayı kendinden ibaret sayıyor.

Türkiye Müslümanları Anadolu’ya sıkışmış büyük bir birikimin ve geçmişin küçük bir toplamı. Kavimler ve topluluklar var.

Türkiye Cumhuriyeti ideolojisi ırk eksenli. Kuruluşunda İttihat ve Terakkî masonik ve Yahudi destekli bir oluş. Bu, büyük ideali küçültme, daraltma ve sınırlamadır. Bu devletin temelinde gerek düşüncede ve gerekse ekonomide en etkin olan ruh. Bu yapı oluşturulurken Misak-ı Milli ile daraltılmış sınırlar içine sıkıştırılmış. Buna da razı olunmuş. Hiç yoktan iyidir anlamında. Bu yapı bir yere kadar taşınabilindi. Bugün için yaklaşık kırk yıldır büyük bir savaş sürüyor. Daha da küçülmenin girişimi. Bunu idrak edemeyenler hâlâ ırkî bakışlılıktan kendilerini kurtaramıyorlar.

Irak’ta 1990’lı yılların başında başlayan ve artık sona gelinen bir süreçle baş başayız. Ve artık yeni bir ırk devletçiği daha oluşturuluyor. Kürt ırkı eksenli bir oluş.

Müslümanların başının belâsı olan küçülmelerin yeni bir sonucudur bu. Sadece onlar mı, Arapların içinde bulunduğu durum hiç de farklı değil. Arap birliği tutkusu da aynı.

Türkçü ırkçılar bu ayrışmayı hızlandıran bir tutum içinde. Türkiye’nin ne yazık ki geldiği son durum da bu. Yani ve hâlâ ırk merkezli bakışlarını bir kenara atamıyorlar. Uçurumu büyüyor giderek. Savaşlar baskılar ve öldürmemeler hiçbir zaman bitmiyor, pıtrak gibi bitiyor. Geçmiş zamanda üç ila beş yüz militandan söz ediliyordu. Sürekli onların köklerinin kazındığı ve kazınacağından bahsediliyordu. Gelinin durum hiç de öyle olmuyor.

Irak’ta büyük güç ve iradelerin desteğiyle yeni bir devletçik oluş aşamasında. Bağırıp çağırma, hamaset yapma kolay. Oysa adım adım bir yere doğru gidiliyor. Bunun farkına varılıyor, Siyonist güce özellikle vurgu yapılıyor. Oysa Türkiye Cumhuriyeti oluşurken de aynı güç devredeydi. Bugün o ayrıştırıcı güç bir başka parçayı oluşturuyor, yarın da bir başkasını oluşturacak. Irak ile Suriye’den sonra Türkiye ve İran hedefte.

Müslümanlar uçurumları derinleştiren tutumlardan vazgeçmedikleri sürece küçülmeleri kaçınılmaz oluyor. Türkiye özelinden Türkçü ulusalcılar bunu daha da derinleştiriyor. Buluşmaları sağlayacak adımların tamamı yok ediliyor.

Sert cisimler yukarıdan aşağı indikçe hız kazanıyorlar. İniş anları çok şiddetli oluyor. Şu Müslüman coğrafyada insanları birbirine bağlayacak gönül ve ruh birliği var. Bizde güzel deyimler var. Kopuşlar başlayınca gönül kırıklıkları başlıyor. Gönül koyma kırılma ve uzaklaşma sürecidir.

Senin ırkın yüce ise diğerinin ırkı ne oluyor? Onunkisi aşağılık mı oluyor? Müslümanlar İslâm Peygamberinin Allah’tan vahiyle getirdiği yüce inanıştan uzaklaştıkça belâlardan kurtulunmuyor.

Modern Batıcı Müslümanlar gönlen Batı’ya bağlanıyorlar. Onlara bağlandıkça onlar onlara benziyorlar. Burada kurtuluş aranıyor oysa bir bataklığa sürükleniyorlar onlar da.

Irkı eksenli hayata tutunanlar Siyonizm’e, İsrail’e ve emperyallere katık sağlıyorlar. Hatta katık oluyorlar. Hiç kimsenin sorunları giderme gibi bir çabası olmuyor.

Bu büyük savaşta kimi kültür merkezlerimiz yıkıldı yok oldu, olmaya devam ediyor. Halep, Şam, Diyarbakır Sur içi bölgesi. Kimi küçük kasabalar. Yıkım ve ölümler oldukça başarıya ulaşılacağı sanılıyor. Sonuç hiç de öyle olmuyor. Her adım Müslümanların yıkımıdır, dağılmasıdır. Büyük felâket artık kapımızda değil içimizdedir ne yazık ki.

11 Eyl 2017 - 00:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.