Ayetullah Hamaney’in 3 yıl önce yayımlanan “Filistin” kitabı İsrail basınında neden yeni yazılmış gibi gündem ediliyor?

2012 yılında İran’da devrim lideri Ayetullah Ali Hamaney’in kaleme aldığı “Filistin” isimli bir kitap yayımlanmıştı. Seyyid Hamaney’in İran’ın Filistin davasına yaklaşımından söz ettiği kitapta “İsrail’in eninde sonunda yok olacağına” da vurgu yapılıyordu. Bu kitap bu günlerde İsrail basınında yenid

İslamî Analiz/Haber Merkezi

2012 yılında İran’da devrim lideri Ayetullah Ali Hamaney’in kaleme aldığı “Filistin” isimli bir kitap yayımlanmıştı. Seyyid Hamaney’in İran’ın Filistin davasına yaklaşımından söz ettiği kitapta “İsrail’in eninde sonunda yok olacağına” da vurgu yapılıyordu. Bu kitap bu günlerde İsrail basınında yeniden gündem edildi. Konuyla ilgili yapılan değerlendirmelerde ise bunun İsrail’in nükleer anlaşmayı engelleme girişimlerinin bir devamı olduğu yorumuna yer verildi.

Konuyla ilgili Abdulbari Atvan’ın editörü olduğu Re’yul-Yevm haber sitesinde yer alan haber-yorum şu şekilde:

İslam Devrimi’nin gerçekleşmesinden bu yana İran, Filistin davasına destekçi ve İsrail’e karşı düşman olduğunu deklare ederek Filistin meselesindeki tavrını net olarak ortaya koymuştur. İran şartlar ne olursa olsun Filistin meselesindeki tavrından asla vazgeçmemiş, bölgedeki gelişmeler Filistin direnişine verdiği desteği engelleyememiştir. İran’ı iyi tanıyanlar “İsrail’in yok olması” hususundaki tavrının anlık bir söylem olmadığını, bunun İran sokaklarında, yönetim ve halk tarafında devamlı olarak ifadesini bulan itikadi bir mesele olduğunu bilirler.

Ayetullah Hamaney’in 2012 yılında yayınlanan, Filistin’le ilgili konuşma ve konferanslarından derlenen kitabının önsözü danışmanı Ali Ekber Velayeti tarafından kaleme alınmış. Velayeti önsözünde İran’ın İsrail’e yaklaşımını ortaya koyuyor ve Kudüs’ün özgürleştirilmesi meselesini, hangi mezhebe mensup olursa olsun İslam ümmetinin bir parçası olan herkesin görevi olarak niteliyor.

İsrail’in “düşman” ve “kanser mikrobu” olarak tanımlandığı kitapta “Holokost”la ilgili sorgulamalar yapılıyor. İsrail’in birlikte ya da tek başına devlet kurma hakkının elinden alınması için Batı Şeria’ya silahlı direniş için çağrı yapılan kitapta İranlı birçok yetkilinin dilinden bu ifadeler tekrarlanıyor. Peki, neden bu kitap yayınlandıktan 3 yıl sonra İsrail basınında yeniden gündem oldu?

İsrail’in tavrını düzenli olarak takip edenler, Netanyahu’nun “Nükleer anlaşmanın bozulması hayati bir meseledir” yorumunu okuyanlar bu kitabın bu günlerde gündemleştirilmesinin asıl amacının nükleer anlaşmanın bozulmasını sağlama girişimleri olduğunu anlarlar.

Kitapla ilgili ilk haberi “New York Post” gazetesi yaptı. Avrupa’da yaşayan İranlı yazar Emir Tahiri, “İran Amerika’yı Nasıl Kandırdığını ve İsrail’i Nasıl Yerle Bir Edeceğini Anlatan Bir Kitap Yayımladı” başlığını taşıyan haber-yorumunda, “Amerikan Dışişlerinin İran’ın vahşiliğinin üstünü örtbas etmeye çalıştıkları bir dönemde İran’ın dini liderinin zihni İsrail’i yok etmekle meşgul” ifadelerini kullandı.

417 sayfalık kitabın 1000 kelimeyle özetlendiği raporda İran’ın İsrail’e karşı düşmanca bir tavır takınmasının gerekçeleri üzerinde durulmadı. Haber-yorumda İran tarafından yapılan “İsrail konusunda İran’ın tavrı anlaşmadan önce neyse, sonra da aynı kalacaktır” şeklindeki yoruma değinmeksizin İran’ın nükleer anlaşmayla birlikte sabitelerinden vazgeçtiği iddiası yer aldı.

Kanal 2 Televizyonunda kitapla ilgili yapılan haberde ise spiker Arap dünyasındaki meselelerle yakından ilgilenen analist Ehud Yaari’ye kitabı “yeni yayınlanacak olan bir kitap” olarak takdim etti. “Israel Hayom” gazetesinde yer alan haberde ise “Hamaney İsrail’le ilgili düşüncelerini anlattığı yeni bir kitap yayımlıyor” ifadelerine yer verildi.

Bu kitabın bu günlerde bu kadar gündem edilmesinin amacı ABD’deki Siyonist otoriteleri harekete geçirmek olabilir belki de. Nitekim Yedioth Ahronoth’ta yer alan haberde AIPAC üyesi ve Demokratik Yahudi Ulusal Meclisi başkanı Greg Rosenbaum’un konuyla ilgili “nükleer anlaşmanın daha önceden benzerine rastlanmamış şekilde derin ayrışmalara yol açacağı” şeklindeki yorumuna yer verildi. Rosenbaum konuyla ilgili daha da ileri giderek “Bu bölünmenin ABD’de Yahudi yanlılarıyla Yahudi karşıtları arasında bir iç savaşa yol açmasına hiç şaşırmamalı” diyor.

Amerikan kongresine nükleer anlaşmayı oylamak için verilen süre sona erinceye kadar, özellikle de İsrailli ajan Jonathan Pollard’ın serbest bırakılmasının ardından görünen o ki Netanyahu konuyla ilgili tavrından asla vazgeçmeyecek.

Öte yandan bu süre zarfında İran yönetiminin de Filistin davasındaki tavrından vazgeçmesini beklememek gerekiyor. Nitekim nükleer anlaşmanın sağlanmasının hemen ardından Seyyid Ali Hamaney “Amerika’ya ölüm, İsrail’e ölüm” sloganlarından vazgeçmeyeceklerini söylemiş ve Dünya Kudüs Günü’nde bu sloganlar da tekrarlanmıştı.

05 Ağu 2015 - 00:00 - Ortadoğu


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.