İran-Irak Savaşı (Eyyamullah)

Hüseyin Işıktaş İslami Analiz İran-Irak Savaşı'nı (27 Temmuz 1980) kaleme aldı.

Hüseyin Furkan Işıktaş-İslami Analiz/Eyyamullah

İran- Irak Savaşı Batılı ülkelerin Saddam Hüseyin’i kışkırtmasıyla 27 Temmuz 1980'de başlamış ve 8 yıl sürmüştür. Savaş bir milyona yakın can kaybına yol açmakla beraber maddi ve manevi olarak iki tarafa da ağır hasar vermiştir.

Irak

1920 yılında Osmanlı Devleti’nin yıkılmasıyla beraber Osmanlı'nın eyaletleri olan Musul, Bağdat ve Basra’nın yer altı ve yer üstü kaynaklarından yararlanmak isteyen emperyalistler bu bölgede yeni bir devlet kurma ihtiyacı duymuşlardır. Kral Faysal ile birlikte de Irak devleti kurulmuştur. Irak, Kral Faysal ile birlikte krallık olarak kurulmuş, 1958'e kadar da krallıkla yönetilmiştir. Bu süreçte yönetim, askeri darbelerle zaman zaman değişime uğramış ve 1958'de kanlı bir askeri darbeyle "cumhuriyet" kurulmuştur. 1968'de yine darbeyle Baas Partisi ikitidarı ele geçirmiş, Temmuz 1970'e gelindiğinde ise Saddam Hüseyin darbeyle yönetime geçmiştir. Irak, hükümetin duruşuna göre, bazen ABD'ye, bazen de Sovyetler'e yakın bir politika izlemiştir. Yönetimde durumlar böyleyken Iraklı Müslümanlar da zaman zaman birbirleriyle savaşarak enerjilerini kendi içlerinde tüketmişlerdir.

İran

1921 yılında Rıza Pehlevi İngilizlerin desteğiyle askeri bir darbe ile yönetime el koymuştur. 1925 yılında ise Pehlevi İran Şahı olmuş ve Pehlevi Hanedanlığı kurulmuştur. Rıza Pehlevi yüzünü Batı'ya dönmüş ve politikalarını buna göre belirlemiştir. Örnek aldığı şahsiyet de Musafa Kemal olmuştur. İran’ı modernleştirmek adına Atatürk'ün Türkiye'de yağtığı gibi "devrimler" yapmış, ancak İran halkı bu devrimlere tepki göstererek karşı durmuştur. Rıza Pehlevi İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yanında yer alınca savaş sonrası emperyalistler tarafından ipi çekilmiş ve yerine oğlu getirilmiştir. Oğlu (Muhammed Rıza Pehlevi) da babası gibi emperyalistlere hizmet etmekten geri durmamıştır. İran'ın petrollerini emperyalistlere akıtması ve kültürel alanında yaptığı reformlar ülke çapında tepkiye yol açmış ve Ayetullah Humeyni önderliğinde, devrime giden yolda önemli bir gerekçe olmuştur. İran, devrim sonrası ABD ve Sovyetlerle olan ilşkilerini keserek emperyalistler açısından Ortadoğu’daki dengeleri bozmuştur.

Şattülarap

Şattülarap Dicle ve Fırat nehirlerinin birleştiği mevkiye, suyoluna verilen isimdir. Şattülarap bulunduğu stratejik konum ve verimliliği sebebiyle uluslararası düzeyde sorunlara neden olan bir bölgededir. Şattülarap 1930 yılında yapılan anlaşmayla Irak verilmiş, ancak Rıza Pehlevi’nin Şattülarap’ı kendi topraklarına katmak istemesiyle İran-Irak ilişkileri kopmuştur. 1973’te tekrar anlaşmak için masaya oturan taraflar 1975’te Cezayir’ de Şattülarap’ın en derin yerinin sınır kabul edilmesiyle İran-Irak ilişkileri normal hale dönmüştür.

İran-Irak Savaşı

Temmuz 1970'te darbe ile yönetime gelen Saddam Hüseyin Irak’ta adım adım diktatörlüğünü uygulamaya koymuş ve gücünü arttırmıştı. 1978'de Saddam Hüseyin Amerika’ya yakınlaşmış ve bu durum Saddam Hüseyin’in el üstünde tutulmasına yol açmıştı. Saddam Hüseyin elinde bulunan gücün etkisiyle 1980 yılında İran ile olan ilişkilerini koparmış ve Irak savaş uçaklarının İran’ı bombalamasıyla savaşı başlatmıştı. Irak'ın savaşa girmesi, ABD tarafından teşvik edilmiş, bununla çiçeği burnunda İslam Devrimi yok edilmek istenmişti. Saddam Hüseyin Şattülarap bölgesinin tek hamisi olmak için İran’ın Araplardan oluşan Huzistan bölgesini işgal etmek istemişti. Diğer taraftan İran'daki devrimin, Irak halkını etkilemesinden korkuyordu.

İran'da ise yeni hükümet içeride yaşadığı sorunlarla uğraşıyordu. Aynı zamanda 4 Kasım 1979 yılında elçilik baskını ile ABD ile olan ilişkilerin kesilmesi ve Sovyetlerle olan anlaşmalardan bazılarının feshedilmesi İran’ı iyice güçsüz bırakmıştı. Bu durumu Saddam Hüseyin, savaşa başlarken bir nevi güvence olarak görüyordu. Bununla birlikte İran’da kurulan yeni rejimin Amerika’ya karşı tavır takınması ve Ortadoğu ülkelerine devrimi ihraç etme ihtimalinden dolayı Saddam’ın yanında hem emperyalist güçler, hem de Arap ülkeleri yer almıştı. Batılı güçler ve Arap dünyası Irak’a yüksek miktarda yardımda bulunmuştu. 1980'de Irak, sınır bölgesini işgal etmişti. İlk bir yıl barış çabaları sürmüştü. Ancak barış anlaşması yapılamamış ve 1981 yılında savaş tekrardan alevlenmişti. Savaş daha çok yıpratma savaşı şeklinde ilerliyordu ve Irak ekonomik hasar vermek amacıyla saldırılara başladı. İran ve Irak ekonomisinin büyük bir bölümünü petrol üzerinden karşılıyordu. Irak petrolü boru hattıyla taşırken İran ise Basra Körfezi aracılığıyla taşımaktaydı. Irak İran ekonomisini zayıflatmak için petrol gemilerini hedef almaya başlayınca İran da Irak petrol kuyularını hedef aldı. Savaşın bu aşamasına kadar ABD fiilen katılmazken bu aşamada petrol yolunun ve petrol kaynaklarının hasar alması sebebiyle Basra Körfezi’ne bir filo göndererek Kuveyt petrol tankerlerini koruma altına almıştır. Sekiz yıl süren savaş 1988'de yapılan ateşkes anlaşması ile son buldu. İki taraf da bu savaştan galip olarak ayrılamadı.

Savaş iki ülkenin de maddi/ manevi kaynaklarının tükenmesine sebep olmuştur. Milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine, bununla birlikte iki ülkede de milyonların sefalet içinde yaşamasına yol açmıştır. Irak diktatörü Saddam Hüseyin savaştan istediği sonucu alamaması onun bir tarafta kendi halkına zulmetmesine diğer tarafta ise Batılı güçler ve Arap dünyasına tonla borç içinde kalmasına yol açmıştır. İran-Irak Savaşı döneminde Saddam Hüseyin’in Amerika’nın desteğiyle yaptığı kimyasal silah çalışmaları Halepçe’de binlerce masumun katledilmesiyle sonuçlanmıştır. Ve yine bu kimyasal silah çalışmaları trajikomik bir şekilde Amerika’nın kurtarıcılığa soyunmasına sebep olmuş ve iki milyona yakın insanın hayatına mâl olmuştur.

26 Tem 2017 - 00:00 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.