"Erdoğan Bayraktar tipolojisi ‘para, statü ve iktidar’ ile imtihan olanların bu imtihanı nasıl kaybettiklerinin göstergesidir"

Yeni Şafak yazarı Hasan Öztürk, eski Şehircilik ve Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın bir sitenin giriş kapısındaki güvenlik görevlisine yönelik çirkin tutumunu gündeme getirdiği yazısında; bu tavrın, statü sahibi olduklarını, “seçkin” olduklarını, hesap sorulamaz olduklarını sananların ruh hali oldu

İslamî Analiz/Haber Merkezi

Yeni Şafak yazarı Hasan Öztürk, eski Şehircilik ve Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın bir sitenin giriş kapısındaki güvenlik görevlisine yönelik çirkin tutumunu gündeme getirdiği yazısında; bu tavrın, statü sahibi olduklarını, “seçkin” olduklarını, hesap sorulamaz olduklarını sananların ruh hali olduğunu vurguladı.

Yazının ilgili kısmı şu şekilde:

Eski Şehircilik ve Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın bir güvenlik görevlisiyle tekme tokat kavgasını gördünüz mü?

Görüntülere göre Bayraktar, bir sitenin giriş kapısındaki güvenlik görevlisiyle kavgaya tutuşuyor. O kadar hiddetleniyor ki hızını alamayıp güvenlik kulübesine girip görevliyi darp ediyor.

Erdoğan Bayraktar'ın bu ruh hali son yıllarda bir takım yeni yetme sınıfın davranış biçimini göstermesi açısından ibretliktir.

Statü sahibi olduklarını, “seçkin” olduklarını, hesap sorulamaz olduklarını sananların ruh halidir bu.

Onları çoğunlukla trafikte koyu renk Alman malı otomobillerde emniyet şeridini ihlal ederken görürsünüz.

Yine, trafikte sol şeridin kendilerine ait olduğu vehmiyle sürekli selektör yaparken…

Ya da çakma çakarlarını açıp araçlarıyla üstünüze üstünüze geldiklerini görürsünüz.

Ve dahası onları, kamu düzenini sağlamaya çalışan polise karşı, görevini yapmaya çalışan memura karşı üstenci bir bakışla “emir kipi” ile konuşurlarken bulursunuz.

“Sen benim kim olduğumu biliyor musun” sorusuyla başlayan…

Ardından “Sana bunun hesabını sordururum” diye devam eden tehditlerle…

Erdoğan Bayraktar tipolojisi yeni dönemde “para, statü ve iktidar” ile imtihan olanların bu imtihanı nasıl kaybettiklerinin göstergesidir.

Şahit olduğum bir olayı burada nakletmek istiyorum.

Geçenlerde Fatih'te benim için ibretlik bir olaya şahit oldum.

Sabahın 7.30'uydu.

Akşemsettin Caddesi'nden Vatan Caddesi'ne doğru ilerleyen Alman marka bir otomobil ile Vatan Caddesi'nden Sarı Güzel Caddesi'ne doğru ilerleyen taksi karşı karşıya geldi.

O karşılaşmaya neden olan ise ikinci şeride park etmiş bir başka otomobildi.

Kısa süreli, “Önce kim geçecek” inatlaşması yaşandı. Ardından,Alman malı otomobil taksinin şeridine geçip ilerlemek istedi. Bu esnada, iki aracın da sol tarafları boydan boya çizildi.

Taksici aracından hızla inip, “Eyvah, ne yaptın abi” diyerek diğer araca doğru seğirtti. Alman malı bol halkalı araçtan 30-35 yaşlarında bir adam indi. Cebinden çıkarttığı kartviziti taksiciye doğru fırlattı.

Ve şöyle dedi, “Ne bağırıyorsun, al bu benim kartım. Yaptır arabanı faturayı da gönder; öderiz.”

Taksici bağırmayı kesti… Kartı aldı. Arabasının çizilen yerlerine baktı.

Kendi duyacağı kadar mırıltılarla aracına bindi… Gitti.

Alman malı otomobilin sahibi, hışımla geri döndü.

Aracına oturdu… Açık bıraktığı kapıyı “küfür edercesine” çarptı.

Gaza bastı…

“Asfaltı kazıyarak” bir hışımla gitti.

Dikkatimi çekti!

Adam en az 200 bin liralık aracının çizilen kısmına dönüp bir kez dahi bakmadı..!

Taksicinin yanına gidip, “Geçmiş olsun kardeşim. Olur böyle şeyler, sen canını sıkma. Ne gerekiyorsa yaparız. Benim biraz acelem var al kartımı yaptır arabanı zararını karşılayayım” demedi.

Bir film şeridi gibi izlediğim olup biteni… Donup kaldım…

Ve “Kazandığını sanırken, kaybetmek bu olsa gerektir” diye düşündüm; sızlanarak.

Erdoğan Bayraktar koskoca bakan olmuş yaptığına bakın… Bir güvenlik görevlisini, “Kimsin, kime geldin” dedi diye evire çevire dövmeye kalkışıyor.

Bayraktar'ın temsil ettiği zihniyetin türevleri, ceplerindeki kartvizitleri haksızlık ettikleri insanların suratına fırlatıp “Neyse zararın karşılarız” şımarıklığında.

Ne diyordu Hazreti Peygamber “Cihadın büyüğü nefsinizle yaptığınızdır.”

İktidar, para ve nefis mücadelesinde bir kısmının geldiği nokta ne yazık ki bu!

Not: Yazıyı gazeteye gönderdikten sonra Erdoğan Bayraktar sosyal medyadan birkaç fotoğraf paylaşıp güvenlik görevlisi ile aralarındaki sorunu çözdüklerini söylemiş.

Güvenlik görevlisi Bayraktar'ı ziyaret etmiş, birbirlerine sarılıp barışmışlar. Ne demeli?

“Testi kırıldıktan sonra” iyi niyet gösterisi ne ifade eder ki?

Yine de işin tatlıya bağlanması bir aşamadır diyeyim.

17 May 2016 - 00:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.