Tenekeci: Her gün bir belediyeden iltimas, israf, haksız ihale haberleri geliyor fakat hiçbir şey de olmuyor!

Tenekeci, ''Günlerdir karşılıklı olarak rakamlar açıklanıyor, faturalar ortaya konuluyor. Fakat kimsede bir mahcubiyet göremiyoruz. Bir şey de olmuyor. Böylece siyasetin kendisi şüpheli hale geliyor.'' dedi.

İslâmî Analiz/Haber Merkezi

Yeni Şafak gazetesi köşe yazarı İbrahim Tenekeci, "Kanaat Gibi Devlet Olmaz" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Bahsi geçen yazı şu şekilde:

Günümüzde insanlar iki nedenden dolayı siyasete giriyor: Hizmet etmek ve servet sahibi olmak. Davanın yükünü kaldıramayanlar ile yükünü tuttuktan sonra sessizce gidenler arasında bir fark olmalıdır. Fakat ikincisinde bir sorun görünmüyor. Böyle kimselere ve dahi bu duruma itiraz eden pek yok.

Şunu da ilave etmek isteriz: Servet sahibi olduğumuzu düşünürken, o birikimin hizmetçisi haline dönüşebiliriz.

Menfaatin ve şahsî çıkarların partisi, ideolojisi olmuyor. Sağ ve sol, liberal ve muhafazakâr, maddiyat karşısında bir anda eşitlenebiliyor.

Neredeyse her gün bir belediyeden aile boyu haberler geliyor. İltimas, yakın akrabaların etkili pozisyonlara getirilmesi, ajans ilişkileri, israf boyutunu aşan inanılmaz harcamalar, hakkaniyetten uzak ihaleler, anlaşmalı şirketler şeklinde uzayıp giden bir liste var elimizde. Ağırlama giderleri, kültürel etkinlikler, tanıtım masrafları, birtakım hediyeler derken, kurum bütçesinin ciddi bir kısmının buharlaştığını görüyoruz.

Günlerdir karşılıklı olarak rakamlar açıklanıyor, faturalar ortaya konuluyor. Fakat kimsede bir mahcubiyet göremiyoruz. Bir şey de olmuyor. Böylece siyasetin kendisi şüpheli hale geliyor.

***

Devlet, aynı zamanda rütbe ve mevki anlamına gelir. Sadece iktidarda olanlar ve hükümet edenler değil; zabıta amiri, imar müdürü, ilçe belediye başkanı, parti lideri de bir şekilde devlettir.

Yazıya başlamadan önce, Kanuni döneminin vezirlerinden Lütfi Paşa’nın Âsâfnâme isimli risalesini yeniden okudum. Risale, devlet adamlarına öğüt vermek maksadıyla kaleme alınmış.

Sadeleştirilmiş bölümden iki cümleyi paylaşmak isterim: “Vezir, padişahı mala yönelmekten ve mala düşkünlük yoluyla vebalden korumalıdır.” “Haramzâde ve hırsızların suçlarını, hediyeler yoluyla kurtarmaktan sakınmak gerektir. Rüşvet, devlet adamı için ilacı bulunmayan bir hastalıktır.”

Bakanlar, mebuslar ve bürokratlardan belediye başkanlarına kadar devlet yönetiminin içinde olanların ticari faaliyetlerini askıya alması, durdurması, esasında ahlakî bir sorumluluktur. Yoksa haksız rekabet ve suiistimal kaçınılmaz olur. Lütfi Paşa’nın da şikâyetlerinden biri budur: “Makam sahiplerinden kiminin pirinç tüccarlığı yapması, kiminin de evini ıtriyat dükkânı haline getirmemesi gerektir.” Böyle yapılırsa, millî servetin şahsî servetlere doğru akıp gittiği görülür.

Sağdan soldan birçok siyasetçinin gencecik çocuklarının bile büyük şirketlerin sahibi olduklarını görüyoruz. Ne yapmış, nasıl almışlar? Şehrimizin iki rakip belediye başkan adayının belki de tek ortak noktası buydu.

Biz yine atalar sözüne itibar edelim: Kanaat gibi devlet olmaz.

“Feragat faslının meşhur, menfaat faslının meçhul simalarından” olmak iyidir.

***

Geçtiğimiz günlerde vefat eden Emin Işık Hocamızın Devleti Kuran İrade isimli kıymetli eserinde şöyle bir ikaz var: “Devlet, servet ve marifet aynı kişilerde olamaz, olmamalıdır. Bizim felsefemiz budur. Buna aykırı bir çabanın içinde olan varsa, yanlış yoldadır, tez bu yoldan vazgeçmelidir.”

Bu ifadelerden yola çıkarak imtiyazlı ailelere, ayrıcalıklı gruplara, iyice şımartılmış isimlere varmak mümkündür. Fakat bize yine Âsâfnâme’ye gidelim: “Kul takımını çoğaltmaktan sakınmak gerek…” Mütevazı bir katkı: Siyasette hasım ile hısım aynı anlama gelebilir.

Siyasete girdiğimiz, millete hizmet etmeye talip olduğumuz andan itibaren yol çatallanıyor, ikiye ayrılıyor: Siyaset ve ticaret. Birini seçmemiz, tercih etmemiz gerekiyor. Adaletli ve hakkaniyetli bir biçimde her iki yoldan da gitmenin mümkünatı yoktur.

Emanet meselesini çok dile getiriyor, az uyguluyoruz. Siyaset ile ticareti, hizmet ile serveti, ülkenin menfaatleri ile kişisel çıkarlarını birlikte götürmeye çalışanlar, milletin tamamına haksızlık etmiş olurlar. Haksızlığa uğramak her insanı üzer.

31 Ağu 2019 - 11:41 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.