Cüneyt Sarıyaşar: Size İktidar veya Muhalefet Yoluyla İradesini “Emanet Eden” Milletimize Yeni Acılar Yaşatmayın!

Mazlumder İstanbul Şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar, HDP’nin “1 Kasım’da Kobani için sokağa çıkın” çağrısıyla ilgili bir açıklama yaptı.

İslamî Analiz/Haber Merkezi

Mazlumder İstanbul Şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar, HDP’nin “1 Kasım’da Kobani için sokağa çıkın” çağrısıyla ilgili bir açıklama yaptı.

İşte o açıklama:

MAZLUMDER olarak ezidiler üzerinden ve Kobani özelinde yaşanan mağduriyetleri gerekli hassasiyetle takib etmekte iken Suriye halklarının 4 yıldır kaybettiği 300 bin insanını hiç görmeyen siyasetleri, acılarda ayrımcılık yapan zihniyetleri ve küresel istikbarın gözlüğünden okumaları da ibretle ve müteyakkız takib etmekteyiz.

Kobani’yi Halep’ten İdlib’deki acıyı Lazikiye’den ayırmamız mümkün değil. Ancak aynı acıların akraba olan sınır illerimizdeki halklarımızı derinden etkilemesi de kaçınılmazdır. Bunun anlaşılması son “Kobani” olaylarının ön görülmesi gereken yönünü oluşturmaktadır.

Uluslararası bir çağrı üzerinden bir muhalefet partisinin tabanını “Kobani’ye destek” amacıyla eylemliliğe sokaklara ikinci kez çağırması önceki çağrının sonuçları düşünüldüğünde bir endişe oluşturmaktadır. Bu tür endişelerse barış sürecini sert rüzgarlara açarak toplumsal algıları karşıtlıklar üzerinden olumsuz etkilemektedir.

Türkiye olarak toplumsal birlik ve barışımızı koruma adına Kürt sorununun çözüm sürecinde tarihi bir döneme yürüdüğümüz bu günlerde siyasi aktörlerin özenli ve sorumlu olmaları, halklarımızın ise inadına barış iradesiyle güçlü bir duruş sergilemesi kaçınılmaz zorunluluğumuzdur.

Toplumsal birliğimizin korunması için iki önemli taraf olan iktidar ve muhalefet halktan aldıkları yetki ile işgören konumlarını hiç unutmamalıdırlar. Bunun gereği olarak hak ve özgürlüklerin kullanımında ön açıcı, güvenliğin tesisinde ise dikkat ve titiz olmalıdırlar. Yine taraflar topluma mesajlarında da ayrıştırıcı değil birleştirici bir dil kullanmalıdırlar.

Gösteri hakkı meri kanunlardan da ayrı olarak temel bir haktır ve kısıtlanmamalıdır. Hükümet ve içişleri birimleri öncelikle gösteri yapanların güvenliğinden sorumlu olduğunu unutmamalıdır. Bu hakkın kullanımından hareketle topluluk içinden taşkınlıkla ve değişik materyallarle etrafa ve kamu mallarına yönelen saldırılar olursa da bunun faillerini engellemek veya yakalamak gösteri hakkının kullanılmasına engel olunmadan yapılmalıdır. Suç işleyen ile sadece gösteri yapan vatandaş titizlikle ayrılmalı ve hakkın Bets10 kullanımına özen gösterilmelidir.

Güvenlik güçleri zanlı veya suçlu takibinde “düşman” değil olası ‘suçsuz’ bir vatandaşın yakalanması görevinde olduğunu unutmadan davranmalıdır.

Topluluk içinden provokatif ve saldırgan davrananların ayrılması yerine gösteri hakkının engellenmesi kolaycılığı ile tüm katılımcıları suçlu gören zihniyetle davranış yüzlerce tecrübeyle sabittir ki sadece kitleyi gerginleştirerek pek çok ölümlü ve yaralanmalı sonuç getirmektedir. Özellikle de güvenlik güçlerinin karşı tarafı “düşman” konseptinde bir algı ile takibi suç işlemesi ile neticelenmektedir. Böyle vakalarda devletin taraf olarak güvenlik personelinin yanında olması bu tür davalarda etkin soruşturma ve adil yargı işleyişini etkilemekte bu durumda da kamu vicdanı hep yaralı durmaktadır. Yine bu tür olayların faillerinin etkin araştırma ve takiple bulunması ve yargı önüne çıkarılması konusunda ağır işleyiş geleneği de bu yarayı sürekli açık tutmaktadır.

Bu ise devlet toplum dengesinde güvensizlik oluşturmakta bu da toplumsal barışı zedelemektedir. Bu süreç hızla toplumsal çatışma potansiyelli grupları da etkilemekte ve tüm toplum açık risk haritasının içine çekilmekte “barış” tehdit altına alınmaktadır.

Son olarak 6-7 ekim olayları özelinde bir gösteri hakkının kullanımı ve engellenmesi örneğinde olduğu gibi gerek “vandallık” ve “hedef alarak saldırganlık”  gerekse de güvenlik güçlerinin “aşırı ve orantısız güç” kullanımı 40 insanımızın yitirilmesiyle sonuçlanmıştır.

Bu acı tecrübeyle siyasi aktörlerin tümünü sorumlu davranmaya çağırıyoruz.

Toplumsal muhalefet görevini yaparken kitleleri eylemliliğe çağıranların barışçıl olmaya özenli dil kullanmaları ve kitlelerini bu yönde hassasiyetle uyarmaları zorunlu görevlerindendir. Bu yönde açık bir tavır ve çağrı yapılması bu hakkın kullanılmasının meşruiyetinin de olmazsa olmazı olacaktır.

Hükümet de bu yönlü hakları engellemek yerine özenle güvenlik tedbirlerini alarak hak kullanımını engellemeden işini yapabilme becerisini göstermelidir. Sonuçta her bireyin emeğinin üçte ikisini dolaylı ve direkt olarak zorla bütçesine alan hükümet toplumsal muhalefetle de sorumlu olduğunun farkında olarak davranmalıdır.

Şeyh Edebali nasihati iktidar olanlaradır.

Özenle ve ısrarla uyarıyoruz!

Size iktidarla veya muhalefetle iradesini “emanet eden” milletimize yeni acılar yaşatmayın!

BARIŞIMIZI ÖZENLE KORUMALI VE YAŞATMALIYIZ.

Cüneyt SARIYAŞAR

MAZLUMDER İSTANBUL ŞUBESİ

YÖN. KUR. BŞK.

01 Kas 2014 - 00:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.