Karamollaoğlu: Tek tip kıyafet zorunluluğu 12 Eylül’de tecrübe edildi, Türkiye’de Guantanamo algısı oluşturursunuz

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, dün gündeme ilişkin basın açıklamasında bulundu.

İslamî Analiz/Haber Merkezi

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, dün gündeme ilişkin basın açıklamasında bulundu.

Karamollaoğlu açıklamasında, 'Tecrübe edilen şey tecrübe edilmez.  Tek tip kıyafet zorunluluğunu bu ülke 12 Eylül’de tecrübe etti.  Tek sonucu dünya kamuoyunda Türkiye’yi daha da itibarsızlaştırmak oldu.  Bugünde aynı hataya düşülüyor. Kaş yapacağım derken göz çıkarılıyor.  Tek tip elbise ne adaletin, ne devletin ne de milletin işine yaramaz, ancak ve ancak FETÖ’nün işine yarar. Türkiye’yi uluslararası kamuoyunda itibarsızlaştırmak isteyen lobilerin işine yarar.  Kendi elinizle Türkiye’de Guantanamo algısı oluşturmuş olursun' ifadelerinde bulundu.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

'Türkiye 20 Temmuz 2016 yılından beri, yani, 17 aydır OHAL ile yönetiliyor. 15 Temmuz’dan bu yana 30 ayrı KHK yayınlandı.

Neredeyse KHK ile düzenlenmeyen tek bir konu, tek bir alan kalmadı.

·Kanunun yerini kararname,

·Meclis’in yerini saray,

·80 milyonun iradesini bir kişi aldı.

Binlerce insan bir kararname ile ihraç ediliyor.

Devasa kuruluşlar bir kararname ile kapatılıyor.

Anayasa ile teminat altına alınmış temel ve hak ve özgürlükler bir kararname ile rafa kaldırılıyor.

Bu hükümetin ne anayasaya, ne de yasalara hiç saygısı yok.

Aslında bütün KHK’lerin bir ay içinde meclise sevk edilmesi gerekir.

Bu usul eksikleri de gidermek mümkündür.

Bu yüzden bizim 2018 yılına ilişkin ilk temennimiz OHAL’siz bir Türkiye’dir.

Çünkü esas olan Külliye’nin iradesi değil Türkiye’nin iradesidir.

DOĞU’DAKİ OHAL’İ KALDIRACAKLARDI ŞİMDİ BÜTÜN TÜRKİYE’Yİ OHAL’LE YÖNETİYORLAR

Şimdi size AK Parti’nin kendi programından aynen alıntılayarak bir cümle okumak istiyorum.

“AK Parti, teröre tepki olarak maksadını aşan ve bölge halkını rahatsız eden bazı uygulamaların terk edilmesi ve yıllardır devam eden OHAL uygulamasının tamamen kaldırılmasını hedeflemektedir. Suçlu insanlar karşısında caydırıcı ve masumları koruyucu bir tavır sergilemesi gereken devletimizin, suçsuz insanlara şefkatle muamele etmesi gerektiğine inanıyoruz.”

Görüldüğü gibi, “Güneydoğu’daki Ohal’i kaldıracağız” demişler, şimdi Bütün Türkiye’yi OHAL’le yönetiyorlar.

“Teröre tepki olarak maksadını aşan ve bölge halkını rahatsız eden uygulamaları terk edeceğiz” demişler.

Şimdi kendileri, “15 Temmuz’u gerekçe göstererek maksadını aşan ve bütün insanları rahatsız eden” icraatlar yapıyorlar.

“Suçsuz insanlara karşı şefkatle muamele edeceğiz” demişler. Bugün ise suçlu- suçsuz ayrımı yapmadan öfke ile hareket ediyorlar.

TERÖR VE BASKI BİRBİRİNİ BESLER

Bunları hatırlattıktan sonra, AK Parti’yi yine AK Parti’nin kendi programındaki bir cümle ile uyarmak istiyorum.

Şimdi söyleyeceğim cümleler bizim değil AK Parti’nin kendi cümleleridir.

·Terör ve baskı karşılıklı olarak birbirini besler.

·Terörün sonuç olduğunu unutan her yaklaşım, sadece baskı ile çözüm üretmeye yönelir.

·Oysa bu terörü daha çok güçlendirir.

·Bu nedenle terörü sona erdirmenin yolu, temel hak ve hürriyetlere saygılı bir devlet yaklaşımıdır

Biz iktidarı, kendi yazdığı programı yeniden okumaya davet ediyoruz.

SON YAYINLANAN KHK’LAR

Malumunuz olduğu üzere geçtiğimiz Pazar günü Resmi Gazetede 2 yeni kanun hükmünde kararname yayınlandı.

Son KHK’da yer alan; ‘’15 Temmuz darbe girişimi ve 'girişimin devamı niteliğindeki eylemlere' müdahale eden sivillerin cezai sorumluluğu doğmayacağı’’ ifadesi kanaatimizce çok yanlış ve ucu açık bir düzenlemedir.

Bu tür kararnameler yarın beklenmeyen ve istenmeyen sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Bu ülke geçmişte, kendisini devlet yerine koyan, devlet adına iş yapmaya kalkanlardan çok çekmiştir.

Beyaz Torosların, yerini siyah minibüsler yerini alıyor. Faili Meçhuller hala bu milletin hafızasında canlılığını korumaktadır.

'Girişimin devamı niteliğindeki eylemler?” ifadesiyle ne kastedilmektedir?

Bir olayın darbe girişiminin devamı olup olmadığına kim karar verecektir?

İktidar ve onun kayıtsız-şartsız destekçiliğine soyunanlar, bu endişeleri dile getirenleri FETÖ’cülükle suçlamak yerine bu ve benzeri soruları hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde izah etmek zorundadır.

KHK TEK TİP ELBİSE

KHK ile gelen bir başka düzenleme ise FETÖ sanıklarına getirilen tek tip elbise düzenlemesidir.

Tecrübe edilen şey tecrübe edilmez.

Tek tip kıyafet zorunluluğunu bu ülke 12 Eylül’de tecrübe etti.

Tek sonucu dünya kamuoyunda Türkiye’yi daha da itibarsızlaştırmak oldu.

Bugünde aynı hataya düşülüyor. Kaş yapacağım derken göz çıkarılıyor.

Tek tip elbise ne adaletin, ne devletin ne de milletin işine yaramaz, ancak ve ancak FETÖ’nün işine yarar. Türkiye’yi uluslararası kamuoyunda itibarsızlaştırmak isteyen lobilerin işine yarar.

Kendi elinizle Türkiye’de Guantanamo algısı oluşturmuş olursunuz.

Biz her zaman söylediğimizi bir kere daha söylüyoruz;

Bu ülkeye ihanet etmiş, darbe teşebbüsünde bulunmuş kim varsa en ağır biçimde cezasını çekmelidir.

Lakin bu süreç yürütülürken en azami hassasiyet ve en doğru metot seçilmelidir.

KHK İLE YÖNETİLEN ÜLKEYE YATIRIMCI GELMEZ

Bugün Türkiye döviz sıkıntısı çekiyor.

Çin bankalarında kredi arıyoruz.

Yabancı yatırımcı Türkiye’ye gelmemekte hatta var olan da kaçmaktadır.

Hükümet bunun sebebini kendisine sormak zorundadır.

Düşüncesizce hazırlanan KHK’lar maalesef sadece adalete değil ekonomimize de darbe indiriyor.

OHAL ile yönetilen, KHK ile yönetilen, bir kişinin iki dudağının arasındaki talimatlarla yönetilen bir ülkeye yatırımcı gelmez,

Çünkü kendisini güvende hissetmez.

Bu yüzden bir kere daha uyarıyoruz; Türkiye Cumhuriyeti’nin KHK’larla ve OHAL ile daha fazla yönetilmesi mümkün değildir.

Bu gidiş ekonomimizden, adalet sistemine bütün kurumlarımızda yaşanan krizi derinleştirmektedir.

Biran önce kendinize gelmez, akl-ı selim ile hareket etmezseniz bunun sorumluluğundan da kurtulamazsınız.

TAŞERON İŞÇİYE KADRO DÜZENLEMESİ

Son KHK ile gündemimize giren bir başka konu ise Türkiye’de 1 milyona yakın taşeron işçinin kadroya alınmasıdır.

Bu sevindirici bir karar olmakla birlikte eksik bir karardır.

Özellikle de taşeron işçilerin daha önce ortaya çıkan haklarından feragat etmeye zorlanmaları son derece yanlıştır.

Bu adilane bir tutum değildir. Taşeron işçiye kadro verilmesi bir lütuf değil o işçinin hakkıdır. “Biz size kadro ihsan ettik, biz ne diyorsak onu kabul edeceksiniz” anlayışı son derece yanlış bir anlayıştır.

Biz taşeron işçilerin kayıtsız şartsız kadroya alınmalarını talep ediyoruz.

KAMU’YA 120 BİN PERSONEL

Öte yandan Sayın Başbakan 2018’de 110 bin kişinin kamuya alınacağını duyurdu. Bu müjde, büyüyen bir ekonominin değil hızla yaklaşan bir seçimin habercisi olsa da biz sevindik.

Keşke işsiz her bir gencimiz iş sahibi olsa. Ama tabii bunun da takipçisi olacağız.

Bu alımlar hangi kriterlere göre yapılacak? Ehliyet ve liyakat mi esas alınacak yoksa iktidara sadakat mi?

Diplomaya mı bakılacak yoksa parti teşkilatlarından alınan referans kâğıtlarına mı?

Bunları takip edeceğiz. Bu alımlarda partizanlık, yandaşlık değil ehliyet ve liyakat aranmalıdır, mutlaka adalet gözetilmelidir.

BYLOCK ZOKA TAHLİYELERİ…

Bu hafta bizi sevindiren bir güzel haber de Bylock konusunda oldu.

Daha önce defaatle dile getirdiğimiz ve takip ettiğimiz Bylock Zoka meselesinde, yetkili kurumların olaya el attığını ve mağdurlar hakkında tahliyelerin başladığını öğrendik.

Bu haber elbet sevindiricidir, lakin yeterli değildir. Aylardır hapis yatan bu insanlara devletimiz tarafından en kısa zamanda iade-i itibar yapılması şarttır.

İşlerinden ihraç edilenlerin, açığa alınanların görevlerine iade edilmesi gerekir.

Ne yazık ki bu süreçte hükümet mutedil bir yol izleyememiş, kurunun yanında yaşta yanar mantığı ile binlerce insanı mağdur etmiştir.

Bugün geldiğimiz süreçte ise yanlış yaptığını fark ederek, mağdurları tahliye etmeye başlamıştır.

Temennimiz bir daha böyle bir süreç ile bu milletin karşı karşıya getirilmemesidir.

Bu millet iktidarın deneme yanılma tahtası değildir.

Yapılan hatalar sadece “pardon” diyerek telafi edilemiyor.

Bu vesile ile mağdurlara, tahliye olanlara geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Bu meseleyi özenle takip eden Saadet Partimizin Antalya il başkan yardımcısı Av. Ali Aktaş’a bu vesileyle teşekkür ediyorum.

Saadet Partisi bundan önce olduğu gibi bundan sonra da yaşanan bütün haksızlıklara karşı en gür seda ile karşı durmaya devam edecektir.

Her zaman bu uyarılarımızı bir kardeşlik vazifesi olarak yapıyoruz.

Şüphesiz ki güç ve kudret sahibi Cenab-ı Allah’tır. Allah (cc) ülkemizin, İslam âleminin ve bütün insanlığın yardımcısı olsun.'

28 Ara 2017 - 01:00 - Türkiye


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.