İsrail vatandaşlığından çıkma kararı alan Nadav Gazit: Sahte bir tarihle yetiştirildik, bu topraklar Filistinlilere aittir ve İsrail işgalcidir

İsrail vatandaşlığından çıkma kararı alan anti-Siyonist Yahudi Nadav Gazit, ABD’deki İsrail Konsolosluğu’na başvuruda bulundu.

Büyütmek için resme tıklayın

İsrail vatandaşlığından çıkma kararı alan anti-Siyonist Yahudi Nadav Gazit, ABD’deki İsrail Konsolosluğu’na başvuruda bulundu.

Marbuta Haber’in aktardığına göre; Nadav Gazit vatandaşlıktan çıkma gerekçelerini şöyle özetledi:

“İsrail” Nüfus ve Göç İdaresi Dahilindeki İlgili Makama:

Bu mektubu bitirmekte olduğum 6 Kasım 2023 tarihinde “İsrail” devleti ve yetkilendirdiği kişiler sadece geçtiğimiz ayda sayısız vahşet gerçekleştirmiş, hastaneleri, okulları ve kiliseleri bombalamış; binlerce Filistinliyi katletmiş bulunmakta. Ancak tüm bunlar tarihsel süreç dahilinde, Filistin’i kolonize etmeye yönelik Siyonist projenin on yılları kapsayan katıksız barbarlığını ve gaddarlığını temsil eden tek bir andan başka bir şey değil. Bu olanlar Filistin topraklarının çalınmasının, Filistin halkının 1948 ve öncesinden bu yana uğradığı etnik kıyım ve soykırımın açık bir devamı niteliğinde.

“İsrailli” Siyonist bir ailede büyüdüm ve kendi ailemin Siyonist şiddet tarihinden sözcüklerle ifade edemediğim bir utanç duyuyorum. Ailem tarihiyle övünürken ben de devlet ve onun eğitim sistemi tarafından kasten cahil bırakıldım. Dolayısıyla şunların direkt söylenmesi önemli: 1800lerde ortaya çıkmış bulunan Siyonizm, etik ve ahlak dışı, sadece kötülükten oluşan, yalanlar, ırkçılık ve propagandanın yanı sıra petrol yönünden zengin bölgedeki çıkarlarını düşünen süper güçler tarafından ayakta tutulan bir yerleşimci koloni projesidir. Gerçekte asla Yahudiler için bir “güvenli bölge” değildir. Bunu soykırımcı, faşist, suçlu Netanyahu tarafından yönetilen hükümetin Gazze’yi bombalarken “İsrailli” rehineleri (ve dahi BM çalışanlarını) öldürmeye hazır oluşundan anlıyoruz. Bunu “İsrail”in holokosttan sağ kurtulan “İsraillilere” muamelesinden anlıyoruz; holokosttan sağ kurulan “İsraillilerin” üçte biri yoksulluk sınırının altına yaşıyor ve bazen gıda ile diğer ihtiyaçları arasında seçim yapmak zorunda kalıyorlar.

“İsrail”in gerçekleştirdiği vahşetler için holokostun spesifik bir bahane olarak kullanılması utanç vericiliğin de ötesindedir. Özellikle “İsrail” devletinin kurulmasından önce Siyonistlerin Filistin’i kolonize etme planlarını ilerletmek için Nazilerle işbirliği yaptıkları ve dahi Eichman kadar yüksek rütbeli Nazilerle birlikte çalıştıkları gerçeği göz önüne alındığında. Siyonistler, Nazizme, faşizme ve antisemitizme karşı savaşan anti Siyonist Yahudilerin ortadan kaldırılmasında Nazilere yardımcı dahi oldular çünkü bu nitelikleri taşıyan Yahudiler, Siyonist girişimler için ayak bağıydılar. Bu, Netanyahu’nun Hitler’i Yahudileri öldürmesi konusunda akladığını; Hitler’in yalnızca Kudüs müftüsünün isteği üzerine Yahudileri öldürdüğünü iddia ettiğini gören kimseye şaşırtıcı gelmemelidir. Siyonistler sahte bir tarih üretmek için sürekli hikâyeler uyduruyorlar ve tabii ki Gazze’deki son soykırım saldırılarında ve Batı Şeria’daki etnik kıyımda açıkça tanık olduğumuz gibi şimdiye dair de sahte bir anlatı üretiyorlar.

“İsrail”de yaşarken sahte tarih üretiminin ve Filistinlilerin canavarlaştırılmasının Filistinlilerin ölümünü kutlayan ve talep eden bir toplum ve kültür oluşturmada nasıl işe yaradığını gördüm. İşgalden kurtuluş çağrısı yapan Filistinliler, işgalden kurtuluşu temsil eden “Nehirden denize Filistin özgür olacak” sloganından ötürü soykırım yapmak istiyorlarmış gibi gösteriliyorlar. Halbuki faşist ve soykırımcı retorik kullanmanın yanı sıra bunları bariz bir şekilde gerçekleştirenler “İsraillilerin” ve Siyonistlerin ta kendileri: Pogromlar yapıyorlar, kuşatmalar ve ablukalar uyguluyorlar, milyonlarca kişinin elektrik ve suya ulaşımını kesiyorlar, evleri yıkıyorlar ve etnik kıyım uyguluyorlar; tüm dünyanın tekrar tekrar gördüğü ve özellikle hâlihazırda Gazze’deki kanlı, insanlıktan uzak Gazze’yi boşaltma kampanyasında gördüğümüz gibi. Gazze’de sayısız yaralı için yorulmaksızın çalışan cerrah Ghassan Abu Sitta’nın çok doğru ifade ettiği biçimde söylemek gerekirse: “Karşı karşıya olduğumuz şey, devlet kılığında bir öldürme makinesi.”

“İsrail”i terk ettiğimden bu yana pek çok şey öğrendim ve “İsrail” devletinin dünya genelindeki egemen/ zalim güçlerle işbirliği yapma biçimlerine dair bir anlayış geliştirdim. Ben şanslıydım, çocukluğumdan bu yana bana dikkatle aşılanan Siyonist propagandanın dışında düşünebilmeme yardımcı olan bilgilere ulaşabildim. Ve bir kez propagandanın dışında düşündüğünüzde artık geri dönüş yoktur. Sonsuz sayfa dolduracağını söyleyebileceğim pek çok öykü, fotoğraf, görüntü ve makale var. Bu yüzden “İsrail” şu anda çok korkuyor çünkü yalanlar ve propaganda, ezici gerçeğe karşı koyamıyor.

“Tel Aviv”de büyüdüm ve 23 yaşına kadar orada yaşadım. 12 yaşımda ateist olduğumu anlamaya başladım. Bu bana Yahudi diyen insanlarla kavga etmeye kadar gitti çünkü dindar değildim ya da Yahudilikle herhangi bir içten bağlantı hissetmiyordum. Yahudi zannedilmekten kurtulamıyordum. Ancak Siyonizm zehrini içimden attıktan sonra kendimi Yahudiliğe, Yahudi kültürüne ve anti Siyonist Yahudi kardeşlerime gittikçe daha yakın hissettim. Yahudiliğimi geri kazandım. Ve şunu tamamen netleştirmek istiyorum ki benim varlığımı “İsrail”in varlığını ve eylemlerini meşrulaştırmak için kullanmaya cüret eden hiç kimse benim adıma konuşmuyor ve konuşmayacak. Anti Siyonist bir Yahudi olmaktan gurur duyuyorum ve size şunun sözünü veriyorum: Son nefesime kadar anti Siyonist bir Yahudi olacağım.

Kemiklerimin, etimin ve ruhumun ahlaki ve etik her parçası beni tek bir uygulanabilir seçeneğe götürdü: Tartışmasız biçimde “İsrail” vatandaşlığından çıkmak.

Nehirden denize Filistin özgür olacak.     

Nadav Gazit

07 Ara 2023 - 00:00 - Ortadoğu


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İslami Analiz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İslami Analiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler İslami Analiz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İslami Analiz değil haberi geçen ajanstır.