KÖŞE YAZILARI

15.2.2017, 10:39 Immanuel Wallerstein Tüm Yazılarını Gör

Trump'ın Dünya Politikası: İki Kritik Nokta

"Bölgeye birlik gönderirse, selefleri George W. Bush ve Barack Obama’da olduğu gibi, Trump için de bu birlikleri bölgeden geri çekmek neredeyse imkansız olacaktır."

Immanuel Wallerstein/İslami Analiz Tercüme Makale
 
Başkan Donald Trump, başkanlığının her yer ve her mesele üzerine bir tavır takınacağını ve hatta hükümetinin takip ettiği politikalar hakkında nihai kararı yalnız başına vereceğini belli etti. Politikalarını tatbik edeceği iki öncelikli bölge seçti: Meksika ve IŞİD hilafetinin güç/etkinlik sahası olan Suriye/Irak.  Bu iki bölgeyi Trump’ın en provokatif tavrı sergilediği kritik noktalar olarak isimlendirebiliriz. 
 
Meksika meselesi açık bir biçimde, ilk olarak Cumhuriyetçi Parti adaylığı ve sonrasında başkanlık seçimleri olmak üzere, tüm bir seçim kampanyasının en önemli konusuydu. Görünüşe bakılırsa Trump’ın Meksika ve Meksikalılara yönelik ardı arkası kesilmeyen sert açıklamaları ona diğer tüm konulardan daha çok popüler destek kazandırdı ve böylece seçimi kazandı.
 
Trump doğru bir şekilde, öncelikli olarak Meksika’ya karşı harekete geçme meselesini savsakladığı takdirde en ateşli destekçileri arasında hızlı ve ciddi bir hayal kırıklığı yaşanacağını görüyor.  Bu yüzden ilk iş olarak bu konuyu ele aldı. 
 
Görevdeki daha ilk günlerinde bir duvar inşa edeceğini tekrardan ifade etti. NAFTA’nın ciddi bir revizyonunu istediğini, aksi takdirde antlaşmayı tanımayacağını söyledi.  Ayrıca, Meksika’dan ithal edilen tüm ürünlere vergi koymak suretiyle duvarın inşa maliyetini Meksika’ya ödetmek niyetini yineledi. 
 
Gerçekten tüm bunları yapabilir mi? Bu programı tatbik ederken karşılaşacağı yasal ve siyasi problemler var. ABD iç hukuku ve uluslararası hukukun teşkil ettiği yasal engeller o kadar ciddi değil, fakat ABD Dünya Ticaret Örgütü’nün hükümlerini ihlal etmekle itham edilebilir. Şayet böyle bir durum söz konusu olsa, Trump muhtemelen ABD’yi Dünya Ticaret Örgütü’nden çekmeye istekli olacaktır. 
 
Politik engeller daha ciddi. Bu engeller Trump’ın politikalarını bütünüyle ve ivedi bir şekilde uygulamaya koymasını zorlaştırıyor. ABD içerisinde Trump’ın Meksika projesine yönelik hem moral/ahlaki hem de pragmatik temelli ciddi bir muhalefet var. Pragmatik itiraz, duvar inşa etmenin kayıt dışı işçi girişini azaltma konusunda etkili olmayacağı ve bu durumun yalnızca sınırı geçen kişiler için tehlike ve maliyet oranını artıracağı şeklinde. İlginçtir, Trump’ın en güçlü destekçilerinden olan Teksas’lı çiftlik sahipleri dahi bu pragmatik itirazı dillendiriyor. Ve tabii ki kayıt dışı işçilere bağımlı ve ciddi zararlar görebilecek çok sayıda ABD’li müteşebbis var. Tüm bu kesimler böylesi bir politikayı zayıflatmak için Kongre içerisinde bir baskı odağı oluşturacaklardır.  
Duvarın maliyetini Meksikalı ihracatçılara gerçekten ödetebileceği de müphem bir nokta. Daha şimdiden, Meksika’dan gelen ithal malların bedeli arttırılırsa, nihai olarak bu bedeli Meksikalı ihracatçılarla veya onların yerine Amerikalı tüketicilerin ödeyeceğine dair çok sayıda analiz var. 
 
Meksika tarafında, Başkan Pena ilk başta sınır meselesini Başkan Trump ile müzakere etmek için bir efor sarf etti. Giriş niteliğinde müzakerelerde bulunmaları için Washington’a iki bakan gönderdi. Trump’ın Meksika ziyaretinde onu hoş karşıladı ve bizzat kendisi Washington’a bir ziyaret planladı. Trump’ın açıklamalarına karşı bu uysal yanıt Meksika’da pek rağbet görmedi. Bundan böyle Başkan Pena ülke içerisinde diğer birçok konuya ilave olarak bu konuda da topa tutuldu. 
 
Trump’ın Pena ile herhangi bir şekilde uyuşma konusundaki bariz kayıtsızlığı bardağı taşıran son damla oldu ve bu durum Meksika’da küçük düşürücü bir tavır olarak algılandı. Pena seyahatini iptal etti ve Washington’u hiçe sayan bir tavır takındı. Böyle yapmakla, Meksika milli onurunun müdafii olarak ülke içindeki muhaliflerinin desteğini almayı başardı.
 
Tekrar soruyorum: Trump Meksika’yı kendi iradesine tabi kılabilir mi? Çok kısa bir süre için seçim kampanyasındaki vaatlerini yerine getiriyor gibi gözükebilir. Fakat orta vadede Trump’ın bu kritik durumdan bir başarı karnesiyle çıkacağı hiç de kesin değil. 
 
Suriye/Irak çok daha kritik bir nokta. Trump, IŞİD’i ortadan kaldırmak için gizli bir planı olduğunu söyledi. Adet olduğu üzere, bu konu hakkında kendi önerisini sunması için Pentagon’a 30 gün mühlet verdi. Kendi kararını ise ancak bu mühlet dolduktan sonra açıklayacak.
 
Halihazırda Trump’ı bekleyen bir dizi problem var. Şu an bölgedeki en güçlü münferit aktör Rusya gözüküyor.  Rusya, Beşar Esad hükümeti, Suriye muhalif güçlerinin başlıcaları, Türkiye ve(Hizbullah ile beraber) İran’ı da kapsayan bir siyasi barış sürecini inşa edecek yolu tuttu. ABD, Batı Avrupa ve Suudi Arabistan bu halkaya dahil edilmedi. 
 
Bu dışlanmışlık durumu IŞİD ile mücadele maksadıyla bölgeye ABD kara birliklerini göndermekten bahseden Trump için tahammül edilebilir bir şey değil. Zira, bu durumda birlikler Suriye veya Irak’ta kiminle ittifak kuracaklar? Eğer Şiilerin baskın olduğu Irak hükümetiyle olacaksa, ABD’nin geçmişte Saddam Hüseyin’e yardım etmiş olmalarına rağmen desteklediği(cultivate) Irak’ın Sünni kabile güçlerinden yoksun kalacaklar. Eğer Kürt Peşmerge güçleri ile olacaksa, hem Türkiye hem de Irak hükümetini daha da kızdıracaklardır. Eğer ki İran’ın kuvvetleriyle kurulacaksa bu ittifak, Amerikan Kongresi, İsrail ve Suudi Arabistan’daki homurdanmalar artacaktır. 
 
Buna rağmen bölgeye birlik gönderirse, selefleri George W. Bush ve Barack Obama’da olduğu gibi, Trump için de bu birlikleri bölgeden geri çekmek neredeyse imkansız olacaktır. Ayrıca, savaşın kaçınılmaz zayiatlarından dolayı içerideki destek de kaybolacaktır. Bu sebepten ötürü, Meksika meselesine kıyasla, kısa vadeli alkışa daha az nail olacak ve muhtemelen orta vadenin hüsranını daha fazla tadacaktır. Er ya da geç, Trump ve destekçileri ABD jeopolitik gücünün sınırları acı gerçeğini ve buna binaen Trump’ın dünya gücünün sınırlarını öğreneceklerdir.  
 
Peki ya sonra? Trump köpürüp tehlikeli girişimlerde bulunacak mı? Dünyanın kahir ekseriyetinin korktuğu şey de bu; etkin(reel) güç olmak bakımından hayli zayıf fakat silahlanma bakımından epey güçlü bir Amerika. Trump iki alternatif arasından bir tercihte bulunma durumunda kalacaktır: Sahip olduğu silahları kullanmak ki bu beyhude fakat korkunçtur; ya da jeopolitikten müstahkem Amerika’nın içlerine doğru usulca geri çekilme. Bu ise başarısızlığın zımni itirafıdır. Her iki durumda da, verilen karar Trump için oldukça rahatsız edici olacaktır. 

Çeviri: Yusuf Taha GÖÇ

Yorum Yaz

Yorumlar

Haberi Sosyal Medyada Paylaş !

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09