KÖŞE YAZILARI

22.11.2016, 15:21 Ali Abunimah Tüm Yazılarını Gör

Trump’ın başkanlığı Filistin için ne anlama geliyor?

Filistin davası halihazırda ABD’nin çift partili düzeni tarafından verilen desteğe kök salmış ve bağlanmış İsrail işgalinin, yerleşimci kolonyalizminin ve apartheid rejiminin kemikleşmiş sistemine karşı bir eşitlik mücadelesine dönüşmüş durumda.

Birçok kişinin görmeyi beklemediği bugünde birkaç şeyi kesin olarak söyleyebiliriz.

Kesin olarak söylenebilecekler şeylerden biri Filistin direnişini Filistinlilerin hakları için destekleyen kişiler bakımından Hillary Clinton’ın berbat bir başkan olacağıydı.

Clinton’ın başarısız olan kampanyası kendisini, İsrail’e tarihin en büyük askeri yardım paketini kayıtsız şartsız bir şekilde veren Demokrat Başkan Barack Obama’nın doğal varisi olarak lanse ediyordu.

Demokrat Parti’nin kampanyası esnasında Clinton kendisini Filistin halkına karşı İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun kavgacı, şedit ve şahin bir müttefiği olarak pazarladı.

Demokrat Parti’nin başkan adayı Clinton, kendi muhtemel bir iktidarında Filistin önderliğindeki şiddet içermeyen “İsrail’e Karşı Boykot ve Yaptırım Hareketi”nin (BDS Movement) engellenmesinin birincil önceliklerinden olacağını vaat etmişti.

İsrail’i hesap verebilir tutmak için verilen en yumuşak çabalara karşı, aralarında sonbaharda kendi Birleşik Metodist Kilisesi’nin üyelerine İsrail’in işgalini destekleyen ve işgalden faydalanan şirketlere karşı yaptırım uygulanmaması için doğrudan talepte bulunmayı da barındıran bir mücadele verme zahmetine girdi.

Clinton kendisini tam da Demokrat Parti’nin tabanının Filistin haklarını her zamankinden daha çok sahiplendiği bir aşamada radikal bir Filistin karşıtı konuma yerleştirdi.

İsrail’e verdiği radikal destek, Clinton ve parti yetkililerinin bağışçılara verdiği siyasi rüşvetlerden yalnızca biriydi ve ülkenin halihazırda ceplerinde gördükleri geniş kesimleriyle temas kuramamalarını sağladı.

Gelin görün ki, Hillary Clinton başkan olmayacak.

Başkan Trump

Başkan seçilen Donald Trump hakkında güvenle söylenebilecek tek şey onun tam olarak ne yapacağını kimsenin bilmediği olurdu.

Kampanyasının ilk dönemlerinde Trump, İsrail-Filistin görüşmelerinde adil olacağı iddiasında bulunmuş ve İsrail’in en fanatik ve yeni muhafazakar destekçilerini Clinton’ın saflarına sürmüştü.

Fakat bir geri tepmeyle karşılaşınca hızlı bir şekilde çark etti, Netanyahu’ya Kudüs’ü “İsrail Devleti’nin bölünmez başkenti” olarak tanıyacağına dair söz verdi ve İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’daki sömürgeci yerleşim bölgelerinin inşaatlarına devam etme konusunda aktif bir şekilde teşvik etti.

Buna rağmen Trump yine de gösterilen tepkileri yatıştırma konusunda isteksizlik emareleri de gösteriyor. Temmuz ayında partisinin adaylık yarışını kazanmasının ardından kendisine “geleneği” takip ederek diğer cumhuriyetçi başkan adayları gibi İsrail’i ziyaret edip etmeyeceğini soran bir gazeteciyi tersledi.

Trump gazetecinin sorusunu “Bu bir gelenek, ama ben gelenekçi biri değilim” şeklinde cevapladı.

Her ne kadar bu değişik yaklaşımlar sabit fikirleri olmayan dengesiz bir kişilik ortaya koysa da, Trump’ın temel İsrail yandaşı konumu, Obama’nın politikalarına kıyasla esaslı bir değişiklik oluşturmayacaktır. 

İçgüdüsel Korkular

Geçtiğimiz gece yaptığı zafer konuşmasında Trump tipik temayı tekrarladı: “Bizimle iyi geçinmek isteyen bütün ülkelerle iyi geçineceğiz… Harika ilişkilerimiz olacak. Çok mükemmel ilişkilerimizin olmasını bekliyoruz.”

Bu ABD’de ya da dünyanın başka bölgelerinde yaşayan ve Trump’ın yükselişine katkıda bulunan güçler tarafından içgüdüsel korkuları tahrik edilen kesimler için küçük bir rahatlık sağlayacak: Irkçı yaklaşımı ve Müslümanlara ve Meksikalılara yönelik kışkırtıcı sözleri, kadınlara yönelik cinsel içerikli tacizleriyle övünmesi, küresel ısınmayı reddetmesi ve aralarında kendisini onaylayan Ku Klux Klan’ın da bulunduğu anti-semitik beyaz aşırıcılara karşı hoşgörüsü.

Bu alçak Amerikan ırkçılarının İsrail’deki muadilleri bugün Trump’ın zaferini tebrik ediyor.

Trump için “İsrail’in gerçek dostu” diyen Netanyahu da Trump’ı tebrik etti.

İsrail başbakanı sözlerine “Başkan olarak seçilen Trump’ın ve şahsımın ülkelerimiz arasındaki ittifakı daha yüksek seviyelere doğru güçlendirmeye devam edeceğimize eminim.” ifadelerini de ekledi.

Arapları katletmekle böbürlenen İsrail Eğitim Bakanı Naftali Bennet de Trump döneminin başlangıcını selamladı.

Bennet “Trump’ın zaferi İsrail’in ülkenin ortasında güvenliğimizi ve haklılığımızı sarsacak bir Filistin Devleti fikrinden derhal cayması için bir fırsattır.” dedi.

İki devletli çözüm denilen şey zaten öldü ve Clinton bunu değiştirmeyecekti.

Direniş

Filistin davası halihazırda ABD’nin çift partili düzeni tarafından verilen desteğe kök salmış ve bağlanmış İsrail işgalinin, yerleşimci kolonyalizminin ve apartheid rejiminin kemikleşmiş sistemine karşı bir eşitlik mücadelesine dönüşmüş durumda.

Filistinliler direnişin yönünü çizmek için ABD’de gerçekleştirilen seçimlerin sonuçlarını beklemiyor.

ABD’deki seçimleri Trump kazandı fakat bazı şeyler değişmedi. Son on yılda ABD’de Filistinlilerin haklarına yönelik destek verici bir tavır yükselişe geçti, özellikle de gençler ve partinin kurumsal liderliği tarafından tamamen başarısızlığa uğratılan ve giderek farklılaşan Demokrat Parti tabanı arasında.

İnsanlar ABD’nin İsrail’e verdiği desteğin yalnızca beyazların üstünlüğünü, kitlesel hapsedilmeleri, kontrolsüz polis şiddetini destekleyen, ABD militarizm ve emperyalizminin kuvvetli olduğu noktalardan gelmediğini her zamankinden daha fazla anlamakla kalmıyor.

İsrail’e verilen destek aynı zamanda kendisi için çoğu kez sömürgecinin ve sömürülenin, zalimin ve mazlumun, işgalin ve direnişin birbirine eşit olduğu Clinton’ı destekleyen liberal, insan hakları destekçisi gruplardan da geliyor.

Bahsedilen bu yeni gelişen Demokrat Parti tabanının kendi umutsuzluğu üzerinden yeniden toparlanmaktan, örgütlenmeye ve kendilerinin ve dünyadaki geri kalan insanların hakları için mücadele etmeye devam etmekten başka çaresi yok.

Hakikat şu ki, bizim bu kavgayı sürdürmekten başka şansımız yok.

Çeviri: Emre Berber

Yorum Yaz

Yorumlar

Haberi Sosyal Medyada Paylaş !

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09