KÖŞE YAZILARI

9.2.2017, 22:1 Serdar Duman Tüm Yazılarını Gör

Trump Dönemi ve Türkiye'nin Pozisyonu

Türkiye tarihi bir dönemeçte duruyor. Ya ilkesel davranıp, Amerikan planlarına alet olmayarak komşu ülkelerle ile ittifak geliştirmeyi önceleyecek, ya da konjonktürel davranıp Amerika, İsrail ve Suud'un bölgesel senaryolarının figuranı olacaktır.

Serdar Duman/İslamî Analiz

Son iki haftadır Trump'la yatıyor, Trump'la kalkıyoruz.

Bundan sonraki süreçte Amerikan politikalarının nereye evrileceği, dünyanın nasıl şekilleneceği sürekli yazılıp çiziliyor.

Amerika'da hep var olan, ama bazı kavramların arkasına gizlenerek gözden kaçırılmaya çalışılan faşist rejim; Trump ile beraber daha görünür hale geleceğe benziyor.

Amerika; siyahi karşıtlığı, mülteci karşıtlığı, Müslüman karşıtlığı gibi olgularla yeni tanışmıyor. Muhalif olanların risk derecesine bağlı olarak sürekli takip edildiği ve rahatsız edildiği bir polis devletinden bahsediyoruz.

Trump'ın Ortadoğu politikası da Amerika'nın havuç siyasetinden sopa siyasetine dönüşünün sinyallerini veriyor.

Amerika, klasik Ortadoğu söylemine geri dönüyor. Güvenilir müttefikler İsrail ve Suudi Arabistan olarak dikte edildi.

Trump, Tel Aviv'deki büyükelçiliği Kudüs'e taşıyacağını ifade ederek her şartta İsrail tezlerini destekleyeceğinin işaretlerini veriyor. Bunun en son kanıtı Filistin Kurtuluş Örgütü Lideri Mahmud Abbas'ın Trump tarafından tehdit edilmesi idi. Batı Şeria'da İsrail'in yeni Yahudi yerleşim merkezleri açma kararını Lahey Adalet Divanı'na taşıma girişimine karşı Abbas bir dizi yaptırımla tehdit edilmişti.

7 Müslüman ülke vatandaşlarının 3 ay süreyle Amerika'ya alınmama kararının Suudi Arabistan ve Körfez emirlikleri tarafından desteklendiği bizzat Trump tarafından dillendirildi.

Yemen ve Suriye'de güvenli bölgeler kurulması konusunda da Suudi yönetimiyle istişare edildiği ifade edildi.

Trump'ın Ortadoğu'daki birinci adımının kendisi ile beraber hareket eden İsrail-Suud cephesine gerekli güvenceleri vermek olduğu anlaşılıyor. İkinci adımın ise bu cephenin Türkiye ve Mısır ile genişletilmesi şeklinde atılacağını düşünüyorum.

Mısır'ın son dönemde Rusya ile sıcak ilişkiler kurması, bu ülkenin söz konusu cephede yer almasına mani değildir. Sisi, yaşadığı siyasi ve ekonomik krizin üstesinden gelmesini sağlayacak her teklife içeriğine bakmadan evet diyebilecek bir görüntü arz ediyor.

Trump açısından ilgili cephenin en sorunlu halkası Türkiye'dir. Fethullah Gülen'in iadesi ve PYD/YPG meselelerinin çözümüne dair atılacak adımların Türkiye'nin İsrail-Suud cephesine katılımını sağlayabileceği öngörülüyor.

Ancak gelinen nokta Türkiye için son derece karmaşıktır. Bir yanda 15 Temmuz'da Amerika destekli bir darbeye maruz kalmış, İran ve Rusya ile birlikte Suriye sorununu çözmeye çalışan,  Şanghay İşbirliği Örgütü'ne girmeyi arzulayan bir Türkiye var... Diğer yanda NATO üyesi, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme peşinde olan bir Türkiye söz konusu...

Trump ile birlikte hedeflenen en önemli adım, İran'ın Irak ve Suriye'deki varlığına son vermektir. İsrail yönetimine yakınlığıyla bilinen DEBKA sitesindeki bir haberde; Amerika ve Rusya'nın İran'ın Suriye'deki mevcudiyetini sonlandırma konusunda anlaştığı belirtiliyor.

Trump'ın İran'ı yalnızlaştırmayı ve etkisizleştirmeyi temel politika olarak belirlediği açıktır. Bu noktada Türkiye'nin sıkıştırılacağı ve taraf olmaya zorlanacağı da açıktır.

Amerika yeni dönemde Rusya 'yı Çin ve İran'a karşı müttefik kılma eğilimindedir. Ambargonun kaldırıldığı, ekonomik olarak önü açılan, Ukrayna'da tezleri dikkate alınan bir Rusya'nın Amerika ile ihtiyatlı bir ittifak ilişkisine girmesi yüksek ihtimal dahilindedir.

Önümüzdeki süreçte Suriye'de Rusya'nın, Irak'ta da Amerika'nın askeri ve siyasi vesayet girişimlerini buram buram hissedeceğiz. İran'ın denklem dışı bırakıldığı bu vesayetin İsrail-Suud cephesi tarafından hararetle destekleneceği aşikardır.

 Türkiye tarihi bir dönemeçte duruyor. Ya ilkesel davranıp, Amerikan planlarına alet olmayarak komşu ülkelerle ile ittifak geliştirmeyi önceleyecek, ya da konjonktürel davranıp Amerika, İsrail ve Suud'un bölgesel senaryolarının figuranı olacaktır.

Konjonktürel tercihlerimiz nedeniyle Suriye'de içine düştüğümüz açmaz ortadadır.

Genel hatları itibarıyla Amerika-NATO ekseni ile çakışan politikalarımıza rağmen, zaman zaman takınılan muhalif pozisyonlar nedeniyle 15 Temmuz'da ülkemizin başına Amerika tarafından örülen çorap da ortadadır.

Tam bağımsız bir Türkiye için karar aşamasındayız.

İsrail'li çeşitli analistlerin belirttiği gibi; Türkiye-İran-Irak-Suriye ittifakı bölgede İsrail'in sonu demektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Amerika tarafından gözden çıkarıldığı açıktır. Trump'ın Obama'dan farklı politika izleyeceği ve Türkiye'nin hassasiyetlerini dikkate alacağı tezi koca bir yalandır.

Amerika, Türk Ordusu'nda NATO yanlısı general sayısının azalmasına hayıflanmaktadır. Yakaladığı ilk fırsatta Türkiye'de darbeye tekrar teşebbüs edeceğine hiç kuşku yoktur.

Hükümetin ekonomik kaygılarla Suud-Körfez hattına yakınlaşması önemli bir hatadır. Bu ülke halkına tüm gerçeklik detaylarıyla anlatılırsa ve ilkeli politikalar izlenirse, iç dinamiklerin ciddi manada bir ekonomik seferberliği ateşleyeceği kanaatindeyim.

Ekonomik, siyasi, hukuki, kültürel bağımsızlık için tüm kanaat önderleri, alim ve aydınlara öncülük sorumluluğu düşmektedir. Bu öncülük layıkıyla yerine getirilirse, halkımız bağımsız Türkiye için üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirecektir.

Yorum Yaz

Yorumlar

Haberi Sosyal Medyada Paylaş !

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09