KÖŞE YAZILARI

14.6.2018, 11:31 Yasin Kuruçay Tüm Yazılarını Gör

Seçim Beyannamelerinin Kavramsal Analizi ve Metinlerin Kadın ve Aile Politikaları Açısından Genel Değerlendirilmesi

"Türkiye'de ailenin hedef alınması küresel bir projedir. Bu konu, siyaset üstü bir duyarlılıkla ele alınmalıdır. TCE adı altındaki feminist politikalara son verilmeli, kadına, erkeğe ve çocuğa yönelik politikalar aile merkezli ve toplumsal değerlerle uyumlu olacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır."

Cumhuriyet tarihinin en önemli seçimlerinden birinin arifesindeyiz. Seçim sonuçlarının tüm taraflar açısından net olarak öngörülemediği bu süreçte kimin ve hangi partinin kazanacağına fazla odaklanılması, parti programlarının ve seçim beyannamelerinin sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesini engelliyor.

Oysa partiler seçimden sonraki çalışmalarını seçim beyannamelerini ve seçim bildirgelerini referans alarak planlamakta ve uygulamaktadırlar. Dolayısıyla seçim beyannamelerinin sağlıklı bir şekilde ve birden fazla kriter ışığında değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

Aşağıdaki analiz sonuçları yalnızca kavramsal olarak hangi kavramların daha çok öncelendiği ile ilgili betimsel bir çalışmadır. “Kişinin fikri neyse zikri de odur” atasözünün işaret ettiği gibi partiler seçim bildirgelerinde önem verdikleri konu ve kavramlara daha çok yer vermektedirler.

Seçim beyannameleri incelendiğinde en sık tekrar edilen, en çok öne çıkan üç kavram, ekonomi, kadın ve Türk kavramları. Görünen o ki tüm tartışmalara karşın Türk halkı ve siyasetçisi için soyut ilkeler ve değerlerden daha çok reel şartlar ve zorunluluklar önemli. Ekonomi iyi gitmediğinde halk dini ve milli değerleri çok da önemsemiyor algısı yaygın. Siyasiler de bu gerçeğin farkında.

Seçim meydanlarında  «dava, ahlak, din» kelimeleri sıkça kullanılıyor. Ancak beyannamelerde en çok öne çıkan, en sık tekrarlanan kavram ekonomi. Ekonomik veriler yerel ve küresel tüm aktörlerin üzerinde en çok kafa yorduğu kavram. Ekonomideki gidişatın tüm diğer gelişmeleri etkileyeceği varsayımı partilerin metinlerinin ana çerçevesini oluşturuyor. Bu algı ekonominin dini ve ahlaki değerlerden daha önemli bir durum olarak ele alınması sonucunu doğurmuş.

Beyannamelerde din, İslam ve ahlak kavramları, yaşamın diğer alanlarında refererans alınan, belirleyici bir unsur olarak değil, daha çok inanç özgürlüğü çerçevesinde ele alınmış. İslam dini bağımsız bir inanç sisteminden daha çok kültür ve medeniyet anlamında kullanılıyor. MHP bildirgesinde İslam kelimesi neredeyse tüm kullanımlarda “Türk-İslam” isim tamlaması şeklinde geçiyor.

 

KAVRAM

KAÇ YERDE KULLANILIYOR

 

 

AK PARTİ

İYİ PARTİ

CHP

MHP

HDP

SAADET

  DİN

4

7

6

12

7

3

  İSLAM

15

1

1

19

1

9

  AHLAK

  (Toplumsal Kural )

6

3

1

24

0

17

EKONOMİ

216

110

113

123

27

68

SAYFA SAYISI

360

138

244

133

154

204

*

Kuruluşunda laikliğe aykırı olduğu suçlamasıyla karşı karşıya kalan Ak parti revize ettiği laiklik kavramını en çok dile getiren parti haline gelmiş durumda.

Laiklik kavramında Ak Parti, demokrasi ve Atatürk kavramında CHP, özgürlük kavramında HDP daha hassas. Özgürlük kavramını HDP ve CHP yasakçı bir ülkede yaşandığı varsayımıyla, Ak Parti ise daha da geliştirileceği ön kabulüyle gündemine alıyor.

Adalet kavramına saadet partisi ve Ak Parti daha fazla yer vermiş.Bu durum İslam dininin adalet kavramına verdiği önemin iki muhafazakâr partiye olan etkisi söz konusu. Bilindiği üzere Batı düşüncesi daha çok özgürlük ve eşitliğe vurgu yaparken, İslam medeniyeti adalet kavramını merkezi konuma oturtmaktadır.

 

KAVRAM

KAÇ YERDE KULLANILIYOR

 

 

AK PARTİ

İYİ PARTİ

CHP

MHP

HDP

SAADET

  DEMOKRASİ

39

48

88

50

20

11

  ÖZGÜR / ÖZGÜRLÜK

69

57

60

30

82

21

  LAİKLİK

10

0

7

1

5

0

  ADALET

53

25

46

46

19

59

EŞİTLİK

15

8

16

19

13

14

  ATATÜRK

(kişi olarak)

0

3

8

3

0

0

SAYFA SAYISI

360

138

244

133

154

204

*

Yükselen milliyetçilik dalgası ile Suriye ve Irak’ın kuzeyindeki son gelişmeler terör kavramının kullanımını da etkilemiş durumda. Terör kavramına Ak Parti ve MHP oldukça duyarlıyken, CHP ve İYİ Parti için adalet ve ekonomi kavramı kadar yer işgal etmemiş. HDP’ninterör kavramını hiç kullanmamış olması dikkat çekici.

 

KAVRAM

KAÇ YERDE KULLANILIYOR

 

 

AK PARTİ

İYİ PARTİ

CHP

MHP

HDP

SAADET

TERÖR

93

22

16

68

0

4

SAYFA SAYISI

360

138

244

133

154

204

*

Aile kavramına karşı en hassas parti, uyguladığı batılı, toplumsal cinsiyet eşitlikçi politikalarına rağmen Ak Parti. Ak partinin aile kurumuna verdiği önem ile uyguladığı politikaların aileyi bozan sürece yaptığı etki arasında dengeyi kuramadığını görmek mümkün. Ak Parti seçmeninin bu konuda duyarlı davranması süreci etkileme ihtimali taşıyor.

Saadet Partisi metnin ruhu açısından aile kavramına en çok değer veren partilerden biri. Aile kavramını en az kullanan parti ise HDP. HDP aile kavramını korumak ile ilgili hiçbir öneri ve tespitte bulunmuyor. Bilakis ailelerin kadınlar ve çocuklar için tehlikeli ve istismara açık bir yer olduğunu vurguluyor. Benzer bir algı CHP’nin seçim bildirgesinde de hâkim.

 

KAVRAM

KAÇ YERDE KULLANILIYOR

 

 

AK PARTİ

İYİ PARTİ

CHP

MHP

HDP

SAADET

  AİLE  (kurum olarak)

98

38

32

19

10

48

SAYFA SAYISI

360

138

244

133

154

204

*

Kadın kavramı üzerinden toplumları şekillendiren, ailenin bozulmasına ve değerlerin zayıflatılmasına neden olan neoliberal algı tüm partileri etkilemiş durumda. Kadını “erkeğe karşı” konumlandıran, cinsel kimliği ile tanımlayan ve kadın haklarını iş hayatı üzerinden planlayan kavramsal çerçeve tüm partilerin ortak yönü. Çoğu parti «kadın» kavramını «Aile» kavramından daha fazla kullanmış.

Beyannamelerde Saadet Partisi kadını aile bütünlüğü anlamında değerlendiren en önemli parti olarak ön plana çıkıyor. Batılı feminist söylemin etkileri sık görülse de toplumsal değerlerimize en uygun dil Saadet Partisi’nde gözlenmekte. HDP siyasetinin ana omurgası batılı çerçevedeki feminist kadın politikalarına dayanıyor. Kadın konusunda en sert ve en feminist söylem ile en keskin öneriler yine HDP bildirgesinde. Erkek kavramı partilerin gündeminde yok. HDP bildirgesinde erkek kavramı, erkek egemen bir toplumu vurgulayan, bütünüyle negatif bir bağlamda ele alınmış. Ataerkil ve geleneksel kültürün en fazla etkilediği düşünülen İyi Parti ve MHP’de erkek kavramının hiç kullanılmaması, bilakis feminist söylemin iki parti beyannamesini de etkilemesi ilginç bir durum olmuş.

Kadın kavramı beyannamelerde çoğunlukla kadına şiddet, kadın hakları ve kadının özgürlüğü penceresinden ele alınıyor. Partiler çoğunlukla feminist ve kapitalist söylemin etkisi altında kadın konusunu ele alıyor. Kadına şiddet söylemlerinin amacı, din ve muhafazakârlığın erkek şiddetini tetiklediğini kitlelere benimsetmektir. Bu noktada birkaç hususu hatırlatmakta fayda var.Kadınlarla ilgili araştırmaların objektifliği ciddi anlamda tartışmalıdır. Kadına şiddet ile ilgili anketlerin soruları kadını yönlendiren içeriklerle doludur. Örneğin “ her kadının şiddet gördüğü bir gerçektir… Bunu siz de yaşamış olabilirsiniz…. Sizi rahatsız eden her şey şiddet tanımına girer…” gibi arzu edilen sonucu elde etmeye yönelik paket sorular vardır.

Dikkat çekici bir nokta da şudur. Şiddet ilgili yapılan araştırmalarda aile içi cinayetlerde kadının neden olduğu cinayet oranı erkekten daha fazladır. Ayrıca sanılanın aksine erkekler kadeassından çok daha fazla şiddete ve cinayete kurban gitmişledir. [i]Araştırmalar alkolün kadına şiddeti tek başına 18 kat, kumarla birlikte 50 kat daha fazla arttırıyor. Tüm bunlara rağmen alkol-kumar serbestliği, kadını ve erkeği strese sokan kapitalist ekonomi düzeni ve aileleri parçalayan liberal/popüler kültür eleştirilmemektedir.

Beyannamelerde kadına özgürlük söylemi çoğunlukla geleneğin kadını köleleştirdiği ve kadının çalışma hayatına özgürce katılımı ile özgürleşeceği ön kabulüyle konuşulmaktadır. Ekonomik özgürlük üzerinden yaratılan kapitalist tüketim bağımlılığını gözden kaçırılmaktadır. “Ekonomik bağımsızlık” gerekçesiyle evinden koparılan kadın, “özgürlük” gerekçesiyle kocasından ve çocuklarından da koparılmaktadır.

Dikkat çekici olan nokta medeniyet değerlerimizin kadına ve anneye verdiği değerin es geçilerek kadın konusunun ele alınmasıdır.

 

KAVRAM

KAÇ YERDE KULLANILIYOR

 

 

AK PARTİ

İYİ PARTİ

CHP

MHP

HDP

SAADET

  KADIN

142

64

70

16

363

28

  ERKEK

5

0

7

0

56

1

  AİLE (kurum olarak)

98

38

32

19

10

48

SAYFA SAYISI

360

138

244

133

154

204

*

Türk kavramı seçim beyannamelerinde ekonomiden sonra en önemli kavramlardan biri. MHP Türk kavramına en hassas parti, HDP ise kavramı en az kullanan parti. CHP Kürt kavramını HDP’den daha fazla kullanmış. İyi Parti ve MHP ise Kürt kavramını hiç kullanmamış. Ak Partinin Kürt Açılımı projesinden vazgeçmesi ve MHP ile olan ortaklığı seçim beyannamelerini etkilemiş görünüyor. Bu durum Ak Parti açısından dezavantajlı bir durum oluşturabilir. Saadet Partisi Türk ve Kürt kavramlarını belirgin bir şekilde, bir ırkın üstünlüğü açısından değil İslam kardeşliği ve vatandaşlık penceresinden ele alıyor.

 

KAVRAM

KAÇ YERDE KULLANILIYOR

 

 

AK PARTİ

İYİ PARTİ

CHP

MHP

HDP

SAADET

  TÜRK (ırk-millet anlamında)

37

40

7

130

1

4

  KÜRT (ırk-millet anlamında)

1

0

14

0

11

11

SAYFA SAYISI

360

138

244

133

154

204

*

Sağ ve dindar tabana hitap etmesine karşın Ak Parti beyannamesinde İslam Dünyası ve Ümmet kavramlarının hiç olmaması, bu konuya dair öneri ve planların beyannamede yer almaması şaşırtıcı. Buna karşın çatışma, komplo, gerilim söylemlerine rağmen Batı toplumu (ABD, AB, Batı Kültürü) ile ilişkiler konusunda oldukça olumlu ve iyimser bir dil hâkim. Batı toplumuna karşı en duyarlı parti Ak Parti ve CHP. Neredeyse tüm partiler Batı dünyasını, ekonomisini, kültürünü, İslam ve Türk dünyasından daha fazla önemsiyor. Batıyla ilişkiler açısından dindarı, laiki, milliyetçisi, Kemalisti, sağcısı, solcusu arasında sadece derece farklı var. Bununla birlikte Saadet Partisi’nde daha belirgin olmak üzere MHP’de de zaman zaman Avrupa ve ABD’ye karşı daha soğuk ve mesafeli bir söylemden söz etmek mümkün.

 

KAVRAM

KAÇ YERDE KULLANILIYOR

 

 

AK PARTİ

İYİ PARTİ

CHP

MHP

HDP

SAADET

 ÜMMET / İSLAM DÜNYASI

0

0

0

0

0

5

AVRUPA / AB, AVRUPA BİRLİĞİ

96

21

63

15

8

23

 ABD

16

1

4

5

2

1

SAYFA SAYISI

360

138

244

133

154

204

*

Seçimin en önemli ama en ihmal edilen konularından biri Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politikaları ve Cinsel Yönelimler. Dindar, milliyetçi, vatansever ve Kemalist tüm partilerin bu "küresel, liberal ve emperyalist" kavrama karşı çıkması gerekiyorken bu konuda ciddi bir ihmalkârlık söz konusu. Bilimsel olmaktan çok eko-politik bir kavram olan Cinsel Yönelim Ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği kavramları beyannamelere girmiş durumda.

Cinsel Yönelim kavramı aileyi ve değerleri dinamitleyen, her türlü sapkınlığı yaygınlaştırmak amacıyla kullanılan“Truva Atı” olan kavramlardan biri. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği politikaları ise batı toplumunda uygulanmış ve en iyi uygulandığı ülkelerde dahi aileyi, kadını ve çocukları daha kötü durumlara getirmiş yapısal uygulamaları ifade ediyor.HDP, kadın kavramı ile birlikte Cinsel Yönelim Özgürlüğü ve Cinsiyet Eşitliği kavramını ana politika olarak belirliyor.

 

KAVRAM

KAÇ YERDE KULLANILIYOR

 

 

AK PARTİ

İYİ PARTİ

CHP

MHP

HDP

SAADET

CİNSEL YÖNELİM

0

0

1

0

2

0

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ/
CİNSEL YÖNELİM ÖZGÜRLÜĞÜ

1

0

1

2

58

0

SAYFA SAYISI

360

138

244

133

154

204

Bugün yürürlükte olan Toplumsal Cinsiyet Eşitliğipolitikaları kadın ve erkeğin ev içi ve sosyal rollerine ilişkin toplumdaki algıyı değiştirmeyi amaçlamaktadır. TCE politikaları modern, liberal batılı kadın algısını esas alarak kadının iş yaşamına atılmasını, özgürlüğünü eline almasını ve din, ahlak ve aileden bağımsız olmasını öngörürken; eş olmak, annelik ve ev hanımlığı gibi geleneksel rolleri toplumsal cinsiyet ayrımcılığının temel dinamikleri olarak görmektedir. 

Toplumsal cinsiyet eşitliği teorisyenleri toplumumuzun temel dinamiği olan İslam Dininin de toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ürettiğini ısrarla vurgulamaktadır. Bu çerçevede toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve kadının özgürlüğü adına 2004 yılında Türk Ceza Kanunu'ndan edeb, ırz, namus, hayâ gibi kavramlar çıkarılmış, bakire ve bakire olmayan ayrımı kaldırılmıştır. Yine toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ürettiği iddiasıyla aile reisi kavramı kaldırılmış, evlilik yaşı 17'ye çıkarılmıştır. Bugün ülkemizde bütün bakanlıklar ve devlet mekanizmaları kendisini "toplumsal cinsiyet eşitliği" temelinde yeniden düzenlemekte ve örgütlemektedir.

TCE politikalarının uygulandığı ülkelerde 1960 yılından itibaren evlenme oranları azalmış, boşanma oranları artmıştır. Bu ülkelerde 50 yıllık dönem boyunca intihar oranları, uyuşturucu kullanımı, evlilik dışı doğum oranları artmıştır. Sözü edilen ülkelerde her iki çocuktan biri evlilik dışı ilişki sonucunda dünyaya gelmektedir. Ayrıca bu ülkelerde kadına şiddet oranları da yüksek seviyelerdedir. Bu sonuçlar göstermektedir ki, TCE politikaları bu politikaları 50 yıldır uygulayan ülkelerde de sözü edilen sorunlara çözüm olamamıştır.[ii]

TCE eşitliği politikaları en çok ulusal ve uluslararası sermaye tarafından desteklenmektedir. Kadın hakları, kadının ekonomik özgürlüğü bahane edilerek, kadın ucuz işgücü olarak fabrikalara kapatılmak istenmektedir.

Kadın haklarını savunduklarını iddia eden TCE savunucuları kadınların koca zulmünden bahsederken patronların kadınlar üzerinde kurduğu sömürü sisteminden hiç bahsetmemektedir. Kadınların dizilerde, reklamlarda, filmlerde cinsel bir meta olarak kullanılması onları rahatsız etmemektedir.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği & Cinsel Yönelim Özgürlüğü Kavramları ve Uygulanan Politikalar;

  • LGBT'yimeşrulaştıran sürece destek vermektedir.
  • 18 yaş altı çocukları KADIN olarak tanımlamaktadır. Ama 18 yaş altında evlenmek isteyenleri ÇOCUK olarak tanımlamaktadır
  • Eşcinselliği yasal güvence altına almaktadır.
  • Kadının kocası hakkındaki tüm iddialarını delile gerek olmaksızın suç gerekçesi saymakta ve babayı evden dışarı atıp ve para cezasına boğmaya neden olmaktadır.
  • Sorunu, şiddeti, tacizi önlemek için manevi-dini hiçbir önleme yer vermemektedir. Buna karşın;
  • Toplumsal ve dini değerleri şiddet ve ayrımcılığın gerekçesi sayıyor.

Çözüm, Ailesiz Toplum Projesine Karşı Çıkmaktır…

Türkiye'de ailenin hedef alınması küresel bir projedir. Bu konu, siyaset üstü bir duyarlılıkla ele alınmalıdır. TCE adı altındaki feminist politikalara son verilmeli, kadına, erkeğe ve çocuğa yönelik politikalar aile merkezli ve toplumsal değerlerle uyumlu olacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.

Maddeler halinde sıralanacak olursa;

-Eşler arasında sabır, hoşgörü, fedakârlık ve merhamet kavramlarına vurgu yapılmalıdır. Hukuk ve eğitim sistemi bu kavramlar ışığında yeniden yapılandırılmalıdır.

-Kadının iş yaşamına teşvik edilmesi (kadının çalışması propagandası) bir devlet politikası olarak uygulanmamalıdır. Kadının çalışması öznel koşullarla yakından ilişkilidir; ailenin tercihine bırakılmalıdır. 

-Çalışmayan kadınların çalışmamasından kaynaklı problemlere vurgu yapıldığı kadar, çalışan kadınların da iş yaşamı kaynaklı problemlerine de vurgu yapılmalıdır.

-Devlet, kadının çalışmasından daha çok piyasanın ve çalışma koşullarının insanileştirilmesine odaklanmalıdır.

-Kadın ve erkeğin cinsiyet kimliğinden kaynaklanan farklılıkların sosyal yaşamda ne gibi farklılıklara yol açacağı konusu ajite edilmeden bilimsel ve ilmi veriler ışığında değerlendirilmelidir.

-Aile Bakanlığı çocuğun anne hakkına odaklanan politikalar üretmelidir. Çocuğun “anne hakkından” kısıp kadının “çalışma hakkına” verilmesi adil bir yaklaşım görünmemektedir.

-İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun iptal edilmelidir. Her iki belge de Anayasa'nın 41. maddesini çiğnemektedir. 

-Kadın ve erkeklik rollerine ilişkin yerleşik algılara toptancı bir şekilde yaklaşılmamalıdır. Olumlu algı ve uygulamalar desteklenmeli, olumsuz algı ve uygulamalar değiştirilmeye çalışılmalıdır.

-Toplumsal cinsiyet politikaları kadının haklarını kadının doğası ve öznel koşulları üzerinden değil, “erkeklik” üzerinden tartışmaktadır. Erkeğe odaklanmış bu yaklaşım biçimi, hem kendi içinde paradoks taşımakta hem de kadının fıtratına uygun hakları elde etmesine engel olmaktadır.

-Cinsiyet ayrımcılığının kaldırılmasının yolu, kadının erkeklik, erkeğin de kadınlık rollerine yaklaştırılması değildir. Bu, cinsiyet ayrımcılığının değil, cinsiyetler arasındaki farklılığın kaldırılmasına hizmet eder. Erkeğin de kadının da yapabileceği iş, görev ve roller olduğu gibi cinsiyet farklılıklarından kaynaklı olarak her bir cinsiyetin daha kolay ve doğasına uygun iş ve görevlerin de söz konusu olabileceği hesaba katılmalıdır.

 



[i] Martin S. Fiebert, Prof. California StateUnivercity, Sexualityand Culture,2014

Türkiye’de Ev Cinayetleri Araştırması, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Araştırması,2008

UN Global Murder Report,2013 - http://www.unodc.org/documents/gsh/pdfs/2014_GLOBAL_HOMICIDE_BOOK_web.pdf

[ii]http://aileakademisi.org/sites/default/files/toplumsal_cinsiyet_esitligine_dayali_politika_uygulayan_ulkelerde_kadin_ve_aile.pdf

http://aileakademisi.org/arastirma/cedaw-inceleme-raporu

Not:

Vatan Partisi’nin seçim beyannamesi 50 sayfanın altında olduğu ve ana hatlarıyla temel konulara değindiği için değerlendirme dışı bırakılmıştır.  (11.06.2018)

 

Yorum Yaz

Yorumlar

Haberi Sosyal Medyada Paylaş !

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09