KÖŞE YAZILARI

5.5.2014, 8:59 Ali Ağaoğlu Tüm Yazılarını Gör

Sağcı Müslümanlığa Karşı Solcu Müslümanlık mı?

Müslümanların sağcılaşmasına karşı çıkarken solculaşmak gibi bir yanlışa mı dü

Müslümanların sağcılaşmasına karşı çıkarken solculaşmak gibi bir yanlışa mı düşüyoruz?

Genelde solcularda görülen halktan kopuk, halka rağmen halkçılık yapma hastalığı Müslümanlara da mı bulaşıyor?

Eylem, gösteri, yürüyüş, vs; bir stratejik amaca hizmet ettiği oranda ve var olan bir toplumsal faydanın yerine getirilmesi talebiyle, sesin toplumun diğer kesimlerine de ulaştırılması için çağımızda kullanılan meşru bir ifade aracıdır, yoksa amaç değildir ve olmamalıdır. Araçların zamanla (hatta farkında olmadan) amaca dönüşmesi sürekli şahit olduğumuz önemli yanlışlardan biridir.

Amacı belli, ilkeleri açık ne yaptığını bilen ve kendi rotasında ilerleyen bir hareket sürekli ve her şeye tepki veren bir hareket olamaz. Kendini sadece karşı olduğu şeyle tanımlamak, Kelime-i Tevhid’in yarısına inanıp, diğer yarısını ihmal etmek gibidir. Üstelik tepkisel hareketler başkaları tarafından kolayca yönlendirilebilmesi mümkün olan hareketlerdir.

Fotoğrafın tamamını görmek lazım…

Eylem, var olan toplumsal talebin doğal sonucudur, yoksa marjinal eylemler ile toplumsal talep üretilemez.

İslam’da en önemli olan şey tanrı inancıdır. Dolayısıyla tanrının var olduğuna inanmayan komünistlere(ateizm) karşı tanrının var olduğuna inanan ABD ve Batı(ehli kitap) İslam’a daha yakındır iddiası yanlış da...

Sanayi devrimi, üretim ilişkileri, sınıf mücadelesi, hak, adalet, eşitlik, emek, sermaye, vs. kavramlar anlaşılmadan küresel emperyalizme ve kapitalizme karşı konulamayacağını, Marksist ideolojiden ve terminolojiden bağımsız olarak ise böyle bir mücadele yapılamayacağı iddiası doğru mudur?

Müslümanların kendileri olarak kendi inançlarıyla, kendi değerleriyle, kendi terminolojisiyle, kendi fikirleriyle, kendi kültürleriyle, kendi mücadele araçlarıyla vs. küresel sisteme meydan okuyabilen bir hareket oluşturabildiği ölçüde kalıcı ve uzun ömürlü olabilirler.

Küresel sisteme karşı bir mücadeleyi tercih etmek (küresel sistemin kurduğu düzen içinde bir mücadeleyi değil de) küresel sistemin ciddiye alacağı bir hareket oluşturmadan nasıl mümkün olabilir?

Halk devrimini hedefleyerek antiemperyalist olarak yola çıkan ancak anti İslam/Müslümanlar gibi bir sonuca ulaşan bazı solcuların düştüğü yanlışlara Müslümanların düşmemesi gerekir.

Kapitalizm ve Sosyalizm İkiz Kardeşlerdir

Tarihte yapılan bütün haçlı seferlerinin amacı Kudüs’ü ele geçirmekti.

Bu haçlı seferleri, Selçuklu ve Osmanlı başta olmak üzere Müslümanlar tarafından engellendi. Osmanlının İstanbul’u fethine, Avrupa’da Kilisenin güç kaybetmesi de eklenince haçlı seferleri sona erdi.

Bu tarihten sonra Osmanlı’yı içerden çökertmek ve Müslümanları birbirine düşürmek için yapılan çalışmalar (kavmiyetçilik, mezhepçilik, meşrepçilik vs) birinci dünya savaşına kadar sürdü. Oldukça etkili olan bu fitne fesat çalışmalarına Afgani gibi bazı Müslüman öncüler karşı çabalar ile cevap vermeye çalışsa da pek başarılı olamadı.

Birinci dünya savaşı sonrası Müslümanların gücünü temsil eden Osmanlı yıkıldı ve küresel ölçekte Müslümanlar oyuncu olmaktan çıkarıldı.

İkinci dünya savaşı sonrası Birleşmiş Milletler ve İsrail kuruldu. Batılı egemen güçler böylece kendi aralarında egemenlik savaşlarını bitirmiş ve dünyayı yönetme konusunda anlaşmışlardı.

Birinin istemediği hiçbir kararın uygulanmayacağı (veto hakkı) garanti edilen bir sistem kuruldu. Bu sistem, ABD, İngiltere ve Fransa iktidar; Rusya ve Çin ise ana muhalefet olarak beşli çete şeklinde kurgulandı. Materyalizmin ikiz çocuğu olan sağcı kapitalizm ile solcu sosyalizm sekülerlik ortak paydasında dünyayı soğuk savaş konseptiyle günümüze kadar yönetmeyi başardı.

Küresel sistemin sahibi aktörler her zaman ve aynı oranda düşman sayılmalı mıdır? Küresel sistemin iktidardaki aktörleriyle işbirliği yapmak ile (sistem içi) muhalefetteki aktörleriyle işbirliği yapmak aynımıdır? Hem küresel aktörlerin bazıları ile işbirliği içinde olmak hem de bu küresel sistemle mücadele etmek mümkün olabilir mi?

Bu soruların kapsamlı cevaplarını ilerideki başka bir yazının konusu yapmak üzere kısaca şöyle cevap verilebilir.

Özgün ve bağımsız duruşunu korumak ve küresel sisteme karşı mücadele etme stratejisini sürdürmek koşuluyla egemen kardeşlerin çıkar çelişkisinden istifade edilebilir, angaje olmadan, kullanılan ortak durumuna düşmeden, çeşitli konularda devlet düzeyinde işbirliği anlaşmaları yapılabilir.

İslam Devrimi Küresel Oyunun Kurallarını Değiştirdi

Mustazaflaştırılan Müslümanlar küresel sistemin işgal ve sömürü odaklı olan bu zulüm/dizayn çalışmalarında sadece mazur kalan ve mağdur edilen olmaktan öteye bir varlık gösteremediler.

Mısır’da Hasan El-Benna’nın kurduğu ihvan-ı Müslimin ve Pakistan’da Mevdudi’nin kurduğu Cemaat’i İslam örgütlenmeleri küresel sisteme bazı sıkıntılar verdiyse de küresel ölçekte bir oyuncu olamadılar.

79 İslam devriminin başarıya ulaşmasının ortaya çıkardığı en önemli sonucun Müslümanlara özgüven aşılamasıdır desek abartmış olmayız. Küresel sistemin nesnesi olmaktan kurtulan Müslümanların özne olarak sahneye çıkmaya başlamış olması artık onların kolayca yönlendirilerek yönetildikleri dönemlerin bittiği anlamına geliyordu.

Ancak küresel güçlerin bunu fark etmemesi mümkün değildi ve yeni yöntemler geliştirerek Müslümanları kontrol etme hedefleri hep var olmaya devam etti.

İkinci dünya savaşında birbirlerinin ülkelerini işgal eden ve birbirlerini öldüren kişilerin henüz sağ olduğu Avrupa’da bir birlik kurmuş ve ortak para birimi oluşturmuşlarken Müslümanlar söz konusu olduğunda bin dört yüz yıl önceki defterleri açabiliyorlar. Kendileri sürekli birleşirken Müslümanları ayrıştırmaya çalışıyorlar ve bunu da hiç saklamıyorlar. Örneğin İsrail, Filistinli grupların birleşme kararından duyduğu rahatsızlığı dünya kamuoyu ile paylaşmaktan çekinmiyor.

Müslümanların enerjilerini birbiriyle uğraşarak tüketmesi için bilhassa kendisine olan muhalefet dalgasını içe yöneltmeyi büyük ölçüde başarmıştır.

Bu küresel tezgahları anlamanın ve kurulan tuzaklara düşmemenin bazı temel kuralları vardır.

Bu temel kurallar;

Ümmetin birliği ekseninde hareket etmektir.

Mezhepçi, meşrepçi, ulusçu, kavmiyetçi, grupçu, hizipçi, bölgeci olmamaktır.

Kişi/Gurup/Ülke çıkarlarını ümmetin çıkarlar üstünde görmemektir.

Küresel kapsamda ve ümmet merkezli düşünmektir.

Küresel güçlere karşı değil, Müslümanlara, ezilen halklara karşı, hoş görülü olmaktır.

Ermeni Açılımının Düşündürdükleri

Dünya Ermenilerinin acıları paylaşılarak ölenlerin mezarlarında rahat uyumaları dileğiyle bir açıklama yapılır. 99 yıl sonra ilk kez Başbakan düzeyinde 1914’deki Ermeni tehcirinden ve olaylarından üzüntü duyulduğu söylenerek, taziyeler iletilir. Tepkiler değerlendirildiğinde açıklamanın etkili olduğu ve amacına ulaştığı görülecektir.

Peki uzun zamandır hazırlandığı belli olan bu açılımın zamanlamasının bir amacı var mıydı?

17 Aralık operasyonu sonrası Ak Partiye karşı kaybeden Gülen hareketinin küresel ortaklarının da yardımıyla uluslar arası ilişkilerini kullanarak Tayip Erdoğan ve hükümeti hakkında özellikle dışarıda etkili kara propaganda yapmaya başlamıştı.

Tayip Erdoğan 17 Aralık operasyonunun taşeronu konumunda olan Gülen hareketini tasfiye etmeyi planlarken operasyonun asıl patronları İsrail ve ABD ile bu konuda işbirliği yapmayı düşündüğünün işaretlerini vererek Cumhurbaşkanlığı seçiminde bir yol kazasına uğramamak için yapmayacağı şey yok izlenimi veriyor.

17 Arlık sonrası Tayip Erdoğan Gülen’i açıkça hedef almasına rağmen Gülen hareketinin asıl arkasındaki güç olan ABD ve İsrail’i açıktan hedef almaması zaten dikkatleri çekiyordu.

Şimdi daha iyi anlaşılıyor ki Tayip Erdoğan yaptığı Ermeni açılımı ile aleyhte propaganda dalgasının kısmen önünü almış İsrail ile ilişkileri normalleştirerek de Siyonist Lobi(ABD)’nin şerrinden emin olmuş olacak.

Ancak bu normalleşmenin bedeli olarak Tayip Erdoğan’dan İran suçlamasından kurtulmasının isteneceği, Tayip Erdoğan’ın ise gereğini yapmaktan çekinmeyeceğini öngörmek için müneccim olmaya gerek yoktur. Tabii ki bunun gereğinin Müslümanlara düşen hissesinin de olabileceği ve bu hissenin ne olacağını önümüzdeki günlerin göstereceği. Bu ülkede İsrail ile ilişkilerin geliştirilmesinin her zaman Müslümanlara bedel ödettiği gerçeği.

İhvan Hareketi, Mısır Ve İdamlar

Geçtiğimiz ay idama mahkûm edilen 529 kişiden 492'sinin cezasını müebbet hapse çeviren Minye Mahkemesi 37 kişi hakkında ise idam kararlarını onadı.

Aynı mahkeme aynı gün verdiği bir başka kararla da aralarında Müslüman Kardeşler teşkilatının lideri Muhammed Bedii’nin de yer aldığı 683 kişi hakkında daha idam cezasına hükmetti.

Verilen idam kararlarının geri alınması talebiyle başta Mısır’da olmak üzere dünyada eylemler yapılıyor.

Darbeci Sisi’nin Cumhurbaşkanı olması sonrası idamları pazarlık konusu yapacağı, meşruiyetinin tanınması karşılığında idamları af bile edebileceği şimdiden konuşuluyor.

Mursi ve İhvan hareketinin iktidardayken yaptığı birçok yanlışa rağmen darbe sonrası süreçte gösterdiği sivil direniş performansı ümmet ölçeğinde örnek alınacak ve gıbta edilecek boyutlarda olmuştur.

Ölümlere, zindanlara, idamlara rağmen boyun eğmeyerek direnen Mursi ve İhvan darbeci Sisi’yi oldukça zora sokmuştur. Ölerek direnen, idamlara rağmen silaha başvurmayarak sivil direnişi tercih eden ihvan eğer bu direnişi uzun soluklu olarak sürdürebilirse darbecilerin ömrünün çok uzun olmayacağı söylenebilir.

Mevla görelim neyler neylerse güzel eyler.

 

Yorum Yaz

Yorumlar

  • Çıkarları çatışan işçi ile patronu ha milliyetçilik kisvesi altında ve patronun hegamonyasında birleştirmişsin, ha ümmetçilik kisvesiyle yapmışsın bunu. Arada hiç bir fark yoktur. Siyasi islamcılar, bu ve benzeri daha birçok nedenle egemen burjuva sınıfının ve emperyalist burjuvazinin hizmetkarlarıdırlar.

    24.9.2016 02:44:09 1 Yanıtla Seyit Nusret
  • Yazarın Kudüs üzerinden selçuklu ve osmanlılardan bahsederek asıl Kudüs fatihi Selehaddin Eyyubiden bahsetmemesinin manidarlıgıda ırkçılıgının bir göstergesidir...

    19.6.2016 09:22:13 0 Yanıtla ishakkecebas@hotmail.com.tr
  • Ümmetçilik de milliyetçilik de mezhepçilik de sınıfsal çelişkiyi gizlemek, sömürü düzeninin devamını sağlamak için küresel sermaye tarafından kullanılan ve zaman aşımına uğramış kavramlardır.

    1.2.2016 00:43:29 3 Yanıtla Faruk Üstün

Haberi Sosyal Medyada Paylaş !

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09