KÖŞE YAZILARI

1.6.2016, 9:58 Fehmi Hüveydi Tüm Yazılarını Gör

Komplo yolda!

Daha önceden Filistin meselesinde Arapların tavrına güveniyorduk. Ancak bugün geldiğimiz noktada Filistin davasından ellerini çekmelerini, bu davayı bir ticaret malzemesi haline getirmemelerini temenni eder olduk.

25 Mayıs günü Haaretz gazetesinde yayımlanan Tony Blair’a ait ifadeler geçtiğimiz hafta işittiğim en çirkin sözlerdi! Şöyle diyordu Tony Blair:

“Eğer Netanyahu hükümeti Arap Barış Girişimi temelinde Filistinlilerle müzakere masasına oturmayı kabul ederse Arap ülkeleri de İsrail’le ilişkileri geliştirme noktasında adım atmaya hazır bir hale gelecekler…”

İbranice yayın yapan söz konusu gazetenin haberine göre Blair bu konuyu Londra’daki bir kongre esnasında gündeme taşıdı ve konuşması esnasında Ortadoğu’daki mevcut durumun gölgesinde bunun bir “fırsat” olduğunu ifade etti. Blair’ın ifadesine göre Arap ülkeleri, Arap Barış Girişimi’nin keskin çizgilerini azaltmaktan yanalar… Üstelik İsrail’le ilişki kurmak için muhakkak ki İsrail-Filistin arasında anlaşma yapılması gerektiğine de inanmıyorlar. Yalnızca müzakerelerin başlamasını yeterli buluyorlar.

Eğer İsrail müzakereler için barış girişimiyle ön görüşme yapmayı dahi kabul ederse bu durum Blair’ın ifadesine göre ilişkiler noktasında adım atılması için yeterli olacak.

Geleneksel Arapların düşmanı olarak tanınan, şüpheli işler peşinde olduğu bilinen Tony Blair’dan söz ediyoruz. Her şeyden önce şunu bilmeliyiz ki, Blair’dan hayır gelmesini bekleyemeyiz.

Eğer gazetede yer alan açıklamalar doğruysa Blair cesur bir şekilde gerçek yüzünü ortaya çıkarmış demektir. Çünkü Blair 2002 yılında Arap Zirvesi tarafından kurulan “Barış Girişimi”ni açıkça kullanmış ve bu girişim sayesinde İsrail’in çıkarlarına uygun olan planlarının üzerini örtmüştü.

İlgi çekici bir diğer nokta da şu ki, Blair konuşmasında “Barış Girişimi’nin İsrail tarafından onay aldığından da söz etmedi. Sadece Araplar tarafından “şartların hafifletilmesi” durumunda müzakere için görüşmeye hazır olduğunu söyledi.

Şunu da biliyoruz ki, Arap ülkeleri hiçbir karşılığı olmasa da ya da müzakerelerin sonucu hakkında bir belirsizlik söz konusu olsa da bu konuda gönüllü olacaklardır.

Yani Araplar “hafifletmek” adı altında şartlarından taviz verecek ve İsrail’in önünde yerlere kapanacaklar!

Taviz veren taraf Araplar olurken kazanan taraf da yalnızca İsrail olacaktır!

Eğer Blair’in görüşlerini niçin sahte ve çirkin bulduğumu öğrenmek istiyorsanız 14 sene önce Arap Zirvesi tarafından “Barış Girişimi” için hazırlanan metni okumanız gerekiyor.

Bu metinde İsrail’e karşı var olan mücadelenin sona ermesi, barış anlaşması yapılması ve ilişki kurulması için 3 şart öne sürülüyor. Şartlar şöyle:

1-Suriye’deki Golan toprakları da dahil olmak üzere Arapların işgal edilen tüm topraklarından 1967 sınırlarına kadar çekilme…

2-Birleşmiş Milletlerin 194 no’lu kararı uyarınca Filistinli mülteciler sorununa adil bir çözümün sağlanması…

3-Filistin topraklarında 1967’de belirlenen sınırlara uygun şekilde bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ve bu devletin başkentinin Doğu Kudüs olması…

Eğer Blair bu şartların hafifletilmesinden söz ediyorsa, bu demektir ki söz konusu şartların iptal edilmesinden söz ediyor ve “iptal” sözcüğünün üzerini çeşitli kelime oyunlarıyla örtüyor.

Bu da bizi iki ihtimalle karşı karşıya bırakıyor. Bir ihtimale göre, bu Blair tarafından sunulan bir öneridir ki bu da çok çirkin… Ya da konu etrafında çoktan bazı taraflarla koordine bir plan hazırlanmıştır ki bu ise affedilemez tarihi bir suç olma özelliğini taşıyor.

Her iki durumda da bizler İsrail’e hizmet eden, İsrail’in bir taşla iki kuş vurmasını sağlayacak olan, bizim açımızdan ise yıkıcı olan bir komployla karşı karşıyayız demektir. Bu plan tatbik edilirse hem Filistin davası yürürlükten kaldırılacak hem de İsrail Arap dünyasıyla ilişki kuracaktır.

Bu makaleyi yayınladığım günlerde işgal devletinde faşist bir terör hükümetinin kuruluyor olması da ayrıca bir tesadüf olarak karşımıza çıkıyor. En azılılarından olan Netanyahu’nun başbakanı olduğu hükümete, Asvan Barajı’nı yıkma, Gazze’yi mahvetme ve Gazze’yi bir futbol sahasına dönüştürme yönünde çağrı yapan Avigdor Liberman da Savaş Bakanı olarak atandı.

Söz konusu hükümet İsrail tarihinde kurulan en aşırı hükümet olarak tanımlanıyor. Hükümetin istisnasız her bir üyesi Filistin’de akan kanı İsrail’in devamlılığı için zaruret olarak görüyor.

Haaretz yazarlarından Uri Avnery bu hükümetin kurulmasını “delilik” olarak tanımlıyor ve Liberman’ın hükümete dahil olmasını “intihar eylemi” olarak değerlendiriyor.

Daha önceden Filistin meselesinde Arapların tavrına güveniyorduk. Ancak bugün geldiğimiz noktada Filistin davasından ellerini çekmelerini, bu davayı bir ticaret malzemesi haline getirmemelerini temenni eder olduk.

Filistinliler kendileri bu mücadeleyi sürdürebilirler. Bunu mücadelenin bu yana gelip geçen dört nesil de göstermiştir. Bir zamanlar Arapların davası olan Filistin meselesi artık zamanla yalnızca Filistinlilerin davası haline geldi. 

Yorum Yaz

Yorumlar

Haberi Sosyal Medyada Paylaş !

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09