KÖŞE YAZILARI

12.6.2015, 8:30 Erkam Cengil Tüm Yazılarını Gör

İslamcılık ve Devletçilik İkilemi

Sistemi değiştirmeye değil, iyileştirmeye yarayan faaliyetler uzun bir süredir kitlelere şeytani ve sanal bir umut pompalamakta ve insanlardaki sisteme karşı isyanı baskılamaktadır. Arap Baharı ve Anadolu'daki baskı sonrası rahatlama döneminde İslamcılar da bu düzenin içine çekilmiş ve öğütülmeyi büyük oranda başarmıştır.

Modern devlet, güçlerin tahakkümünün farklı bir organizasyonudur.

Muktedir olan ve olmaya çalışanın sınıfsal mücadelesi bu gücün temelini oluşturur.

Kutsanan, yüceltilen bir güç ve onun için mücadele/cehd eden, onun etrafında dönen (tavaf eden) bir halk onu aynı zamanda kutsal/yüce bir konuma getirir ve onun için yapılan şeyleri meşru kılmaya başlar.

Halk/insan merkezli bir birliktelik yerine, seçimle veya başka şekillerde ele geçirilecek iktidar araçları oluşur. Bu da, bu araçları bir diğerinin ele geçirmemesi için yapılan gayri ahlaki, düşmanlık yaratan ve bir arada yaşamayı zorlaştıran çatışma odaklı bir birliktelik oluşturur.

Ortak akıl, uzlaşı, istişare ve barış içinde yaşamı; farklı gruplar arasındaki güç mücadelesi haline dönüştürmek ise elbette modern düzenin sermaye sahiplerinin mutlak iktidarını muhafaza etmekten başka bir amaca hizmet etmez.

Padişah/sultan ve toprak ağalarının iktidarından burjuvanın iktidarına dönüşen, oradan da kapitalistin iktidarına dönüşen süreçte isim farkı devam etmesine rağmen sermayenin iktidarı devam ediyor.

Sanal, geçici, oyalayıcı ve çatıştırıcı devlet düzeni, herkese kapısını açık tutarak zihinsel ve sınıfsal iğfal değirmeninde herkese öğütülecek yer açıyor.

Sermaye sahibi olmayan ve olmaya gücü de olmayan halk kitlelerinin bu sanal güç mücadelesi, yine tekrarlarsak asıl sermaye sahiplerine kamuflaj ve iktidar alanı sağlıyor.

Üstünlüğün takva ile değil sermaye ile olduğu toplum düzenine aslında Muaviye döneminden beri alışığız. Bu anlamda modern devlet aslında hep vardı. Ancak geçmişte hanedan sahipleri hem sermayeye hem de mutlak iktidara sahip oluyordu. Bugün ise sermaye sahipleri mutlak iktidara sahip olurken, kitleleri birbirine kırdırarak onlara sanal bir iktidar alanı açmaktalar.

Düzenin şeytaniliği değişmemekle birlikte şeytanın ayak oyunları değişmekte yani.

İtikadi ve ameli olarak İslam dışı olan bu devlet yapısının, yani sermaye sahiplerinin gerçek iktidarının tehlikeye girdiği durumlarda çeşitli sigorta hamleleri yapılıyor.

Sendikal eylemler ve demokratik seçimler düzenin ana kurtarıcısı ve sigortası oluyor. Sistemi değiştirmeye değil, iyileştirmeye yarayan bu faaliyetler uzun bir süredir kitlelere şeytani ve sanal bir umut pompalamakta ve insanlardaki sisteme karşı isyanı baskılamaktadır.

Arap Baharı ve Anadolu'daki baskı sonrası rahatlama döneminde İslamcılar da bu düzenin içine çekilmiş ve öğütülmeyi büyük oranda başarmıştır. Sistemi tartışmak yerine ele geçirmek ve iyileştirmek için yapılan mücadeleler kendini çok bariz gösteriyor.

Bugüne kadar yapılan mücadelenin de değişim için değil, iktidarı ele geçirmek için yapıldığını ve aslında Kemalizmin bir türevi olduğunu gösteriyor. Sosyalizm de düzeni iyileştirme ideolojisidir. Temelde bir sorunu yoktur. Ayrıca tartışılabilir.

Modern devletin kötülüğünü tartıştıktan sonra bir de bu şeytani mekanizmaya karşı rahmani mekanizmadan bahsetmek gerekiyor.

Medine vesikası ile ilk defa hayat bulan, Hz Muhammed'in siyasi/sosyolojik alanda uyguladığı toplumsal uzlaşı, barış ve ortak yaşam kültürü şeytani devlet düzeninin panzehiridir.

Toplumsal uzlaşı, ortak yaşam ve ilkesel mücadelenin öne çıkması herkesin kazandığı, lekum dinikum veliyedin'in hayat bulacağı, dünyaya barışın(İslam’ın) mesajını taşıyacak ve tüm otoriter düzenlerin yıkılması anlamına da gelen La İlahe İllallah'ın sosyolojik açıdan hayat bulacağı bir düzen oluşturacaktır.

Kahrolsun altını ve gümüşü biriktirenlere, kahrolsun sermayeyi sınıfsal düzen oluşturmada kullananlara, kahrolsun bizi aldatan ve bizden olmayanlara, kahrolsun üstünlüğü takvadan başka şeylerde arayanlara!

Daha çok tefekkür ve yerinde saymamak temennisi ile...

En doğrusunu Allah bilir. 

Yorum Yaz

Yorumlar

Haberi Sosyal Medyada Paylaş !

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09