KÖŞE YAZILARI

29.1.2014, 12:39 Yusuf Çamur Tüm Yazılarını Gör

Her İmtihanı Kazanabiliriz (?)

Yaratılış amacı hilafet ve kulluk olan bizler arzda(dünya) her anımızda, karşılaştığımız imtiha

Yaratılış amacı hilafet ve kulluk olan bizler arzda(dünya) her anımızda, karşılaştığımız imtihanı, sınavı kazanabilir miyiz? Bu mümkün müdür? Ya da niçin, neden sınavları kaybederiz, imtihanları geçemeyiz?

Hayatta imtihandan imtina edemeyeceğimize göre, Aziz Kur’an’da imtihan edilmeden bırakılmayacağımız, imtihansız hayatın hayat olmadığı belirtildiğine göre; hayat eşittir imtihandır. Sınanmak, Kur’an’ın belirlediği en temel ilkelerdendir.

"İnsanlar; 'İman ettik' diyerek sınanmadan bırakılacaklarını sanırlar. " (29/2)

"And olsun onlardan öncekiler de sınandılar" (29/3)

Hz. Adem kıssasının uzun uzun anlatıldığı Kur’an ayetleri dikkatli ve ibret nazarıyla okunursa imtihanın nasıl bir kural, vazgeçilmez bir düstur olduğunu görürüz. Hatta ilk yaratılışta sadece biz değil insanla beraber sınavın başladığını ve buna diğer varlıklar; meleklerin ve cinlerin de dâhil olduğunu görürüz.

Kazananla kaybedenin ilk örnekleri anlatılır kıssada. Yaratılışta ilk kaybeden İblis’tir. İblis cinlerden bir ferddir. İmtihanı kaybedince şeytanlaşır. Kötülüğün temsilcisi olur. Melekler yaradılışları gereği bu sınavı kazanır. Bu anlatılan olaylarda, bize sınavı kazanma yollarının, taktikleri ve ipuçları verilir.

Adem’in sınavı başlar. İradeli bir varlık olarak insan arza inmeden kaybettiği bir imtihandan(yasak meyve olayı)  geçirilir. Bu örneklemede bizlere kaybedilen bir sınavdan sonra imtihanı nasıl kazanacağımız anlatılır.

Bütün kıssa aslında dünyadan ahret yurduna gidene kadarki sınav sürecimizi ve nasıl kazanacağımızı, nasıl kaybedeceğimizi, kazananları ve kaybedenleri anlatır. Hidayet rehberi olan Kur’an’ı mübinin bizlere verdiği net mesaj, “İmtihan olmadan, sınanmadan ilahi rızaya ulaşamayacağımızdır.” Furkan olan Kur’an her şeyi bu netlikle ortaya koymasına rağmen biz inananların, inandığını söyleyenlerin imtihanları kazanamamamızın asıl sebebinin;  insanın kendisi ve emelleri olduğu açıktır.

"And olsun biz sizi korku,  açlık ve bir parça mallardan,  canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız (imtihan). Sabır gösterenleri müjdele" (2/155)

Ayetten de anlaşılacağı üzere imtihan hayatın bütün alanını kapsar. Bazen darlıkla bazen bollukla bazen güçle bazen güçsüzlükle sınanırız. Kazanmak için yolu yöntemi, yine Kur’an’ı Kerim ortaya koyar. Bize düşen imtihan anında vahye dayanmak ve vahyin bize örnek olarak gösterdiği peygamberlere ve salihlere müracaat etmektir. Yukarıdaki ayetin hemen ardından gelen ayet-i kerimede ise,  bir sınanma ile karşı karşıya kalan mü'minlerin tavrını; "Biz Allah'tanız ve O'na dönücüleriz" teslimiyeti ile dile getirir. Yani yüce Kur’an kendi belirlediği ölçü ve kurallara uyduğumuz takdirde her imtihanı kazanabileceğimizi söyler, bununda yolunu ve yöntemini bizlere gösterir. En çetin, en zorlu sınavları başarıyla geçen insanları bizlere “usve-i hasene” olarak anlatır. Kazanmak son ile alakalıdır. İnsan için sonuç ise ahirettir. O zaman kazanımlarımızı dünya merkezli değil ahiret merkezli hesaplamalıyız. Yani dünyayı ahiret merkezli bir yaşam alanına çevirmeliyiz. Dünya merkezli bir yaşantı bizi dünyevileştirecektir. Zalimlerin ve şeytanların tuzaklarının işler hale geldiği ve etkili olduğu durum; bizim dünya merkezli yaşamamız ve kazanımlarımızı dünya merkezli hesapladığımız durumdur.

Yüce Kur’an peygamberlerin kıssalarının bizlere anlatırken şöyle sorar: “Sizlere bunları niçin anlatıyoruz?” Cevabını ise kendisi şöyle verir: “Akıl sahipleri, aklını yerli yerinde kullananlar ibret alsın, örnek alsın ve yaşadıkları zaman içerisinde salihlerden yola çıkarak bir siret oluştursunlar ve dünya imtihanını kazansınlar diye.” Bunlar eskilerin masalları değillerdir. Her imtihanı kazanabiliriz. Yüce kitabımız bunu böyle beyan eder; yeter ki kitabın rehberliğinden ayrılmayalım. Yüce kitabın bizler için usve-i hasene olarak gösterdiklerini örnek alalım; rehber, imam, mürşid edinelim. Şu an içinde bulunduğumuz zaman diliminde de çetin ve zorlu imtihanlardan geçtiğimizi düşünürsek; gerçi her imtihan kendi içinde zorlu ve çetindir. Evet, biz inananlar genelde imtihanları kaybeden ve süratle savrulanlar oluyoruz. Batılın, şeytanlaşanların tezgâhına geliyor, sürekli aynı delikten ısırılıp duruyoruz. Şeytanî güçler zalim emperyalistler bizleri hep kandırıyor ya da kanıyoruz. Oysa yüce kitabımızda bu yaşayacaklarımız ayan beyan anlatılır. Tekrar tekrar iman edip kitaba dönelim. Hz. Adem, Hz. Nuh, peygamberlerin atası Hz. İbrahim, Musa(a.s), Yusuf (a.s) ve son Nebiye kadar tekrar usve-i hasenelerimizi gözden geçirelim. Karşılaştığımız her imtihandaki sorunları hangi modele ve normlara göre çözdüğümüzü bir düşünelim. (Batının ve batılın normlarına göre değil.)  

Ve şu ilahi düsturu hatırlayalım: “ Hepiniz arza inin, birbirinize düşman olarak, şeytan sizin apaçık düşmanınızdır.”  Öyleyse sakın düşmanlarınızın ardından gitmeyin onların gösterdiği çözüm yollarına meyletmeyin. Onlarla beraber olmayın, aynı çuvala girmeyin, velayet bağı kurmayın, “köprüyü geçene kadar…” teranelerinden vazgeçin, onları aldattığınızı ve onları kullanacağınızı düşünerek aldanmayın. Yüce kitabımız bizlere bunları tekrar tekrar anlatıyor. (Son günlerdeki olaylar da bizlere ayı ile çuvala girenlerin, sonuçlarına katlanmaları gerektiğini gözler önüne seriyor.)

“Biz kitapta yaş kuru her şeyi anlattık, yok mu anlayan?” diye buyuruyor. Aklımızı, kalbimizi ve amellerimizi vahye yöneltelim ve onu dinleyelim. İmtihan edilip de her daim kazananlara örnek alarak bizlere nebileri ve salihleri anlatan Yüce Kur’an’a kulak verelim. Peygamberler ve salihler doğruların ve ızdırapların çocuklarıdır. İnsanın başına gelebilecek en çetin imtihanlar, belalar bu insanların başına gelir. Bu güzel insanlar bu sınavları vahyin kılavuzluğunda geçerler. Kur’an bize kıyamete kadar karşılaşacağımız bütün olayların nüvesini peygamberlerin hayatlarında anlatır ve bizler için bu örneklerden yola çıkarak hayatı ihya etmemizi ister. Örnek olarak;  Kavimlerin ve peygamberlerin atası olan İbrahim(a.s) kitapta uzun uzun anlatılır. Bir insanın yaşadığı müddet içerisinde karşılaşacağı her şeyle imtihan edilmiştir. Bütün bu imtihanları vahyin belirlediği ölçülerde karşılayarak kazananlardan olmuştur. İmtihanı kazananların en güzel örneği, modeli Hz. İbrahim ve ailesidir.

Allah’ın dininin müntesibleri için asıl olan ahiret yurdudur. Dünya hayatı oraya bir yatırım üssüdür. Eğer dünyadaki yatırımlarımız ahirette kâra dönüşmeyecekse dünyalık kazanımlarımız, kazançlarımız, mevkilerimiz aslında kâr değildir. Tüm bu sonuçlar zararda olmak anlamına gelir. Dünyalık anlamında kazanmayan nesillerin mücadeleleri meydandadır. Ya da dünyalık olarak kazanıp aslında kaybedenlerin örnekleri de bu çerçevede algılanmalıdır. Hz. Hüseyin’in Kerbela’daki tavrı bu çerçeveye iyi bir misal teşkil eder. Peygamber efendimizin dualarındaki tema iyi incelendiğinde tüm kaygısının Allah’ın rızasının kazanılma kaygısı olduğunu görüyoruz. “Rabbini hakkıyla tespih edemediğini” beyan eden bir son Nebi çıkar karşımıza.

Sınanmak hayatın esası olduğuna göre, Müslümanların her sınama anındaki tavırları Allah'ın rızasını kazanma kaygısını taşımalıdır. Allah'ın rızasının kaygısı içinde olmayan bir psikolojinin, zalimlerin tuzaklarına ve vaadlerine dayanması ve direnmesi ise mümkün gözükmemektedir.

Son olarak tekrar edersek; Allah, kitabında sınandıkça kazanan bir insandan bahseder. Hz. İbrahim sınandıkça kazanan bir kul ve Nebi’dir. Allah, Kur’an’ı Kerim’de Hz. İbrahim’i peygamberlere ve tüm ümmetlere örnek gösterir. Yaşadığımız süreçte sınanmanın yollarını arıyorsak kaygılarımızın nasıl, neye göre olmasını öğrenmek istiyorsak; Allah’ın kitabından sınandıkça kazanan Hz. İbrahim’i okumamız gerekmektedir. Onun için Allah kitabında, “Hani Rabbin İbrahim’i bir takım kelimelerle sınadı. O da onları tam olarak yerine getirmişti. Seni şüphesiz insanlara imam kılacağım dedi. İbrahim:  Ya soyumdan olanlar?” dedi. Allah: “Zalimler ahdime erişmez…” (2/124) buyuruyor.

 Sınanan bir kul; sınandıkça kazanan bir peygamber ve sonra Allah’ın verdiği.

Sınandıkça kazanamayanlar, Allah’ın vaadine erişemeyeceklerdir.

Bırak onları daldıkları batıl işlerinde oyalanıp dursunlar!!!

Yorum Yaz

Yorumlar

  • Karşılaştığımız her imtihandaki sorunları hangi modele ve normlara göre çözdüğümüzü bir düşünelim. (Batının ve batılın normlarına göre değil.) Ve şu ilahi düsturu hatırlayalım: “ Hepiniz arza inin, birbirinize düşman olarak, şeytan sizin apaçık düşmanınızdır.” Öyleyse sakın düşmanlarınızın ardından gitmeyin onların gösterdiği çözüm yollarına meyletmeyin. Onlarla beraber olmayın, aynı çuvala girmeyin, velayet bağı kurmayın, “köprüyü geçene kadar…” teranelerinden vazgeçin, onları aldattığınızı ve onları kullanacağınızı düşünerek aldanmayın. **************************** Ama günümüzün alimleri,öncüleri bize yol göztermiyorlar gözterenlerinde algılaması bozuk olduğundan bozuk istikametler gözteriyorlar. Şu fikrin üzerinde yoğunlaşıp insanlığa servis yapmalılar. Asıl olan. vakanın eşyadaki özellikleri ile olan ilişkileridir. İNSANDAKİ HALLER..(EŞYADAKİ ÖZELLİKLER.) DEN BAZILARI.

    1.11.2016 14:14:03 0 Yanıtla HÜSEYİN ŞAŞMAZ
  • Rabbim sınavını hakkıyla kazanan kullarından eylesin bizleri. Yüreğine , kalemine sağlık Yusuf Hocam...

    5.7.2015 12:51:33 2 Yanıtla Emrah Bulut

Haberi Sosyal Medyada Paylaş !

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09