KÖŞE YAZILARI

16.3.2017, 11:43 Hazım Koral Tüm Yazılarını Gör

Haçlı Zihniyetinin Görünen Yüzü: Hollanda

Hazım Koral - Haçlı Zihniyetinin Görünen Yüzü: Hollanda

Hazım Koral/İslami Analiz
 
Yüzölçümü ve nüfusu ile küçümsediğimiz, "çukur" (deniz seviyesinden düşük) bir ülke olan Hollanda aslında cürmü büyük, şeceresi ve mazisi kötü olan eski bir emperyalist ülkedir. Emperyalist demek aslında hafif kaçar "kan içici" desek daha şık olur. Zira Güney Afrika Kapa'dan tutun Asya'nın güneydoğusundan Cava, Ace - Sumatra, Endonezya, Malezya, Bomeo, Brnei ve Yeni Gine'ye kadar deniz yoluyla yaptığı saldırılar sonucu insanlıkdışı katliamlara imza atmış kan içici bir ülkedir Hollanda.. Özellikle coğrafî keşiflerden sonra diğer kan içici emperyal ülkeler olan İngiltere, Fransa, İspanya ve Portekiz gibi talancı sömürgeciler işgal ettikleri ülkelerin zenginliklerini rahat hortumlayabilmek için, bu ülkeler üzerinde askerî ve siyasî hegâmonya kurmuşlar ve bu vaziyette uzun yıllar sömürülerini devam ettirmişlerdir. Yerli halkın onurlu bir başkaldırısı ile karşılaştıklarında ise en acımasız yöntemlerle isyanı bastırmışlardır.
 
Biz bu satırlarımızda İngiltere'nin Bangal'da, Filipinler'de, Avustralya'da, Yeni Zelanda'da, Falkland Adaları'nda, Hindistan'da, Pakistan'da, Bangladeş'te, Mısır'da,  Irak'da, Ürdün'de, Suriye ve Filistin topraklarında işledikleri toplu cinayetleri anlatmayacağız.. Biz bu satırlarımızda Fransa'nın Hindistan'ın doğu kıyılarında, Kuzey Afrika'da, Fas, Cezayir, Tunus' da ve öte yandan Madagaskar'da, Senegal'de ve en son Maraş'ta işlediği insanlık dışı katliamlara değinmeyeceğiz.. Biz bu satırlarımızda İtalya'nın başta Antalya olmak üzere Akdeniz sahillerimizde ve Libya'da işlediği cinayetleri gündeme getirmeyeceğiz.. Biz bu satırlarımızda İspanya'nın Kuzey Amerika'da, Meksika'da, Orta Amerika'da ve Güney Amerika Peru'da, Şili'de ve Endülüs'te işlediği jenoside temas etmeyeceğiz... Biz bu satırlarımızda Portekiz'in Hindistan'ın Batı kıyılarında, Sri Lanka adasında; Afrika'da Zengibar, Mozambik (Musabeg), Angola; Güney Amerika'da Brezilya gibi ülkelerde yaptığı soykırımı bu satırlarda yazmayacağız..
 
Şu bir gerçek ki, Batılı ülkeler biz İslâm âlemine ve dünyanın diğer mazlum halklarına hiçbir zaman iyi gözle bakmadılar ve dost olmadılar. Nitekim Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: "Ey inananlar! Yahudileri ve Hıristiyanları veli edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin dostudurlar. Ve kim onları veli edinirse o da onlardandır. Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez." (Maide:51) Bakara Sûresi'nin 120'nci ayetinde ise şöyle buyrulmaktadır: "Siz onların dinine uymadıkça Yahudi ve Hıristiyanlar sizden asla hoşlanmazlar." Bu ayeti şöyle de yorumlayabiliriz sanırım: Siz tamamen onların hegemonyası altına girmedikçe ve siz onlar tarafından tamamen asimile edilmedikçe, onlar sizden hoşlanmazlar ve sizi sürekli "sindirilmeniz gereken potansiyel düşman" olarak görürler. Bakınız bu sömürgeci Batılılar tarih boyunca Haçlı zihniyetini sürdürmüş ve bu emelinden asla vazgeçmemiş bir millettir. Bunlar hiçbir zaman bize dost olmamışlardır ve ayetle sabit olduğu üzere zaten dost olmazlar.
 
Buna rağmen ülke olarak NATO'ya girmişiz ve uzun yıllardan beri Avrupa Birliği'ne girebilmek için çırpınmaktayız! Bize ne Avrup Birliği'nden?! Ama bunu içimizdeki bir takım beyinsizlere de anlatamıyoruz. Aylardan beri Almanya ve Fransa'nın çirkin tavır ve demeçleri ortada. Bir de buna şimdi Hollanda eklenmiş bulunmaktadır. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Hollanda'ya gidiyor; ancak Çavuşoğlu'nun uçaktan inmesine müsade etmeyip Türkiye'ye geri gönderiyorlar. Bu da yetmezmiş gibi Almanya'dan kara yolu ile Hollanda'ya giriş yapan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya Hanımefendi'ye kötü muamelede bulunup sınırdışı ediyorlar. Olay öylesine çirkin bir şekilde gelişiyor ki, diplomasi teammüllerine tamamen aykırı bir şekilde kaba tavırlarla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın resmî - diplomatik aracıyla Rotterdam Türk Konsolosluğu'na giderken durduruluyor ve Bakan'a nezaret eden beş görevli şahıs tartaklanarak göz altına alınıyorlar. Bu uygulamayı protesto eden Türk vatandaşlarımıza ise atlı ve köpekli polisler şiddet uyguluyor ve birçok vatandaşımız bu arbede de ağır bir şekilde yaralanıyor. Nihayetinde ise Bakan Fatma Betül Sayan Kaya sınırdışı ediliyor.
 
Hollanda'nın bu çirkin muamelesi sadece "faşizan tavır" olarak isimlendirilemez. Bu çirkin tavrın arkasında yatan saik çok ileri boyutlarda bir düşmanlığı izhar etmektedir. Bu çirkin olay karşısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Batı son birkaç gündür gerçek yüzünü ortaya çıkardı" diyerek tepkisini dile getirmiş oldu. Başbakan Binali Yıldırım'da benzeri ifadelerle Hollanda'nın çirkin tavrını kınadı. Medyamız ise Batı nezdinde Hollanda'ya ateş püskürüyor. Şu gerçeği ifade etmiş olalım ki, bu kınamalar ve eleştiriler birkaç gün sürer ve unutulur. Biz bunu Mavi Marmara baskınında da gördük. Estiler, gürlediler fakat iş öyle bir raddeye geldi ki, işgalci Siyonist İsrail ile şu an her şey sütliman. Büyükelçilikler karşılıklı olarak tekrar açıldı ve faaliyete geçti. Ticaret hacmi ise genişleyerek devam ediyor.
 
Aidiyet değerlerimize uygun, köklü ve kalıcı tavırlar gerekli. Özellikle işgalci Siyonist Rejime karşı tavrımız net olmalı. Elbette ki Avrupa ülkelerini Siyonist rejimle bir tutamayız. Biz Hollanda ve Almanya ile ticari ilişkilerimizi sonlandıralım demiyoruz. Sadece bu son küstahlıklarının karşılığını almalılar. Bunlara gereken bedel mutlaka ödetilmeli ki, hadlerini bilsinler. Bakanlarımıza, diplomatik teamülleri ayaklar altına alınarak takınılan tavır ve vatandaşlarımıza yönelik atlı - köpekli saldırılar tahammül edilir cinsten değil. Dünyaya kendilerini “insan haklarına saygılı, hukukun üstünlüğünü esas alan” medenî bir ülke olarak lanse eden Hollanda'nın bu çirkin gelişmelerden dolayı ne kadar barbar olduğunu da görmüş olduk. Biz Hollanda'yı Srebrenitca katliamına göz yummasından tanıyoruz. O zaman da kendilerine yakışanı yapıp savunmasız Srebrenitca halkını Sırp katillere teslim etmişlerdi. Bunu fırsat bilen Sırp caniler 8 bin küsur mazlum insanı topluca katletmişti.
 
Bunlar tarih boyu bize dost olmadılar ki şimdi mi olsunlar. Almanya’nın, Fransa’nın ve İngiltere’nin tavrı her zaman ortada. Şimdi çukur Hollanda bunlara eklemlendi.. Batı’nın ne mal olduğunu en iyi bilenlerden biri de merhum Aliya İzzetbegoviç’tir. Bakınız  Bilge Kral Aliya Batı’yı nasıl tasvir ediyor: “Bunu hiç unutma evlat! Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahını; devam edegelen sömürgeciliğine, döktüğü kana, akıttığı göz yaşına ve çektirdiği acılara borçludur.”
 
Bizim bu satırlarda asıl ifade etmek istediğimiz o ki, AB Bakalığı lağvedilsin, yerine D–8 Bakanlığı kurulsun. Tam vaktidir şimdi. Ama şunu da belirtmiş olalım ki, bu bir etki-tepki meselesi değildir, akidevi vecibedir. Elbette ki, böylesi durumlar bize sorumluluğumuzu hatırlatmalı; tıpkı sevgili dostum Yavuz Eren’in çağrısı gibi: “Küffarın birlik içerisinde olduğunu görmüyor musunuz? Ey Müslümanlar birleşin!!”
 
“Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfâl:46)
 

Yorum Yaz

Yorumlar

Haberi Sosyal Medyada Paylaş !

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09