KÖŞE YAZILARI

21.2.2017, 10:40 Dr. Heysem Müzahim Tüm Yazılarını Gör

Güney Çin Denizi ve Büyük Okyanus'un İstikrar ve Sükunetinin Sonu

Güney Çin Denizi ve Büyük Okyanus'un İstikrar ve Sükunetinin Sonu

Heysem Müzahim/İslami Analiz Tercüme Makale

“Asya’nın Galeyanı: Sakin Bir Okyanus’un-Güney Çin Denizi’nin- İstikranın Sonu”  isimli kitabında, Amerikalı Araştırmacı Yazar Robert Kaplan Avrupa’nın çoğunluğu itibariyle bir kara parçasından oluştuğuna, Doğu Asya’nın ise çoğunluğu itibariyle denizlerden oluştuğuna dikkat çekiyor. Güney Çin Denizi sadece, bitmek bilmeyen petrol ve doğalgaz yataklarına sahip değil, aynı zamanda deniz ticaretini canlı tutacak geçiş yollarını barındırmaktadır. Bölge ülkelerinin Güney Çin Denizi’ne aşırı derecede güven duyduğu için bu deniz dünyayı, yakıcı bir ateşe sürükleyen önemli bir su parçası haline geldi. Robert Kaplan sözlerinin devamında: “Soğuk savaş döneminde Almanya, öncü askeri cepheyi temsil ettiği gibi, Güney Çin Denizi de gelecek günlerde öncü askeri bir cepheye dönüşebilir.”  
 
Robert Kaplan, Güney Çin Denizi konusunda ülkelerinin açık tutumunu ifade eden/ortaya koyan Vietnam savunma Kuruluşu’nun bazı üyeleriyle harika röportajlar gerçekleştirdi.  Bu kuruluşun üyeleri Çin ile aralarındaki çekişmenin, sadece bölgesel meselelerden kaynaklanmadığını, aksine bu çekişmenin uluslararası ticareti ilgilendiren, Güney Kore ve Japonya’nın enerji ihtiyacını karşılayan deniz yollarından kaynaklandığını bildirdiler. 
 
Kaplan şöyle diyor: “Öncü cephenin ülkesi konumuna gelmiş olmak, savaşın hemen meydana geleceği anlamını taşımaz. Bölgede en etkili konumda olan ülke ise Çin’dir. Komşuları ise, Onun karşısında varlığını devam ettirmesi ve kendinden oldukça emin olan Çin’in dizginlerini kontrol altında tutması için ABD’den bir beklenti içerisindedirler. 
 
Robert Kaplan’ın Güney Çin Denizi’ni konu edinen eseri, konusu itibariyle buranın önemini merkeze almaktadır. Çünkü burası, Büyük Okyanus'un 1.35 milyon m2 sini oluşturan oldukça geniş bir deniz sahasıdır. Bu coğrafik bölgenin etrafında şu ülkeler bulunmaktadır: Çin, Tayvan, Vietnam, Malezya, Singapur ve Filipinler.
 
Kaplan eserinde, bu ülkelerin her birinin bu stratejik bölge ile alakalı beklentilerini ve çıkarlarını ele aldığı ayrı bir bölüm tahsis etmiştir. Buna rağmen Çin bu ülkelerin bu bölge üzerindeki iddiasına aldırış etmeden Güney Çin Denizi üzerindeki tartışmasız hâkimiyetini ilan etmiş; bu bölgeyi de “yeşil vatan toprağı” olarak kabul ettiğine işaret etmiştir. ne varki ülkelerin avlanma haklarını, hidrokarbon arama çalışmalarını ve açık denilerdeki dolaşım özgürlüğünü de ilgilendiren bu çekişmeli iddialar, oldukça uzun süreceğe benziyor.
 
Bölgedeki ülkelerin Güney Çin Denizi sorunuyla alakalı durumuna değinen Robert Kaplan şöyle diyor: Vietnam, Çin nüfuzundan en çok zarar gören ülkedir.  Ayrıca, Çin müdahaleleriyle mücadele etmek hususunda uzun bir tarihi geçmişe sahiptir. Ama aynı zamanda Çin olmadan, ekonomik anlamda ayakta durabilecek bir ülke de değildir. 
 
Malezya, kendisini harici tehditlere karşı mücadele etmekten alıkoyan dâhili tehditlerle ziyadesiyle meşguldür. Kozmopolit bir yapıya sahip olan Vietnam’ın aksine Çin ile aralarında herhangi bir sorun yaşamak istemiyor. 
 
Singapur, Çin’in gizli ve bir o kadar geniş nüfuzundan rahatsız olsa da komşuları kadar büyük kaygılar taşımıyor. Buradaki elit kesim gayretsiz ve ciddiyetsiz bir dosta sahip olmaktansa gayretli ve ciddiyetli düşmanlarının olmasını daha çok tercih ediyor. 
 
Kaplan’a göre Filipinler, Çin’in baskısı karşısında en zayıf ülkelerdendir. Çünkü içeride bir takım baskı unsurlarıyla kuşatılmış iken dışarıda da Çin’in hegemonyası altındadır. 
 
Amerika Birleşik Devletleri, İkinci Dünya Savaşından sonra Büyük Okyanus bölgesinde en etkili ve en bariz güç olmuştur. Çünkü deniz kuvvetleri gücünü kullanmak suretiyle deniz yoluyla devam eden ticaret faaliyetlerini kolaylaştırmayı amaçlıyordu. Doğal olarak bu istikrar ülkelerin, ekonomik anlamda güçlenmeye odaklanması için imkân tanıyor ve ardından bu ülke halklarının fakirliğin pençesinden kurtulmasına fırsat veriyordu. İşte Çin de işaret edilen bu tür büyümeyi gerçekleştiren ülkelerdendir. Buna paralel olarak da iktisadi ve askeri anlamda da gücünü arttırmış oldu. Ne var ki Robert Kaplan,  değerlendirmelerinde realite prensibini benimsemektedir. Nitekim olaylardaki bu gelişmeler son derece doğaldır. Nitekim Çin, yükselmeyi oldukça arzulayan bir ülkedir. Bu sebeple elde ettiği bu yeni gücünden faydalanmak istemesi son derece doğaldır. 
 
Bölgesel bir güç olarak Çin’in yükselişinin ABD’nin düşüyle alakası konusunda ise Kapla şöyle diyor: “Çin, güney denizi ile ilgili istek ve arzularını sonuna kadar genişletecek ve harici güçleri bölgeden uzaklaştırmanın gayreti içerisinde olacaktır. Tıpkı 19 yüzyılda ABD’nin Corby bölgesinde yaptığı gibi. Bu arada Kaplan, ülkelerin gücü ve nüfuzuna bağlı olan coğrafik realitenin ülkeler için sağlayacağı üstünlüğe işaret ediyor ve bu meyan şunları söylüyor: “Bölge ekseninde kalmak için dünyayı baştan sona yeniden dolaşması icap eden ABD'ye kıyasla Çin açısından Güney Çin Denizi kendisinin art bir bölgesi konumdadır. Bundan sonra Çin, bölgede daha fazla rol almak için günden güne etkinliğini arttıracaktır.
 
Kaplan’a göre Soğuk savaş yıllarında tıpkı Rusya’nın doğu Avrupa ülkelerine yaptığına benzer bir şekilde Çin’in nihai hedefi Güneydoğu Asya ülkesi olan Filipinler'e kadar uzanmaktır. Çinliler açısından bu hedef, ABD’yi bölgenin dışına yitecektir. Kaplan’a göre bu durum, her iki ülkeyi savaşa sürükleyecektir. 
 
Pozitivist bir yaklaşımı benimseyen Kaplan sözlerine söyle devam ediyor: “Güçler dengesi, çoğu zaman özgürlükleri koruyucu bir mahiyet arzeder. Ve hatta batı’ya ait bir çok demokratik değerden daha etkilidir. Bölge silahlı bir çekişmenin tam ortasında yer alıyor. Bu durumda en önemli şey denizaltlarına sahip olmaktır. 
 
Kaplan şunu soruyor: “Bu çekişmede Çin’in huysuzluğu nereye kadar sürecek? Her şeyden önce Güney Çin Denizi’nde Çin’in bir payı vardır. Jeo-siyasi açıdan düşünüldüğünde bölgede barışın veya savaşın sorumluluğu en çok Çin’in omuzlarına binmiş durumdadır.
 
Yazar, Çin’in Güney Çin Denizi'ndeki çıkarları/gücü ile ABD’nin Corby bölgesindeki çıkarları/gücü arasında bir mukayese yapıyor. ABD’nin Büyük Okyanus’taki donanma gücü Çin’inkinden daha büyük ve daha güçlü olduğu gerçeğine rağmen Güney Çin denizi ile ABD arasındaki mesafe çok uzun olduğu için, burada Çin, coğrafi bir gerçekliği temsil etmekte iken ABD, jeo-siyasi bir kavramdan ibaret kalmaktadır. Bu sebeple ABD’nin, Çin’i kendi bölgesinde tahrik etmeden dizginleyebilecek bir strateji izlemesi gerekir. Diğer taraftan ABD’nin bölgedeki müttefiklerinin Güney Çin Denizi’nden vazgeçmesi için BM yoluyla girişimlerde bulundukları da bilinen bir gerçektir. Bu da  ABD’nin Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği'nin yayılmacı politikasına karşı izlediği askeri, ekonomik ve diplomatik unsurlar içeren ve diplomat George Kennan’ın ortaya çıkardığı Çevreleme Politikasına geri dönüşü ifade eder.
 
Bu siyaset hızlı bir şekilde özenle şekillendirilmelidir. Güney Çin Denizi küçücük adacıklarla doludur. (bunların birçoğu da ekseriyetle su altında kalmaktadır.) Birçok ülke bu adalar için savaşa hazır olduğunu da ilan etmişti. Bu bölgede ABD ve Çin dışındaki diğer aktörlerin gerçek askeri gücünü de hesaba katacak olursak açıkça söylemek gerekirse ortamın ne kadar gergin olduğunu hesba katmamız gerekir. 
 
Asya Galeyanı isimli kitabın yazarı şöyle diyor: “dünyada coğrafi bazı bölgelerin jeo-politik açıdan çok hassas bir konumdadır. Tıpkı, doğu ve güneydoğu Asya’da olduğu gibi.  Öyle ki Çin’in bölgedeki iktisadi ve askeri açıdan devam eden yükselişi, kendisine komşu olan diğer ülkeler arasındaki dengeyi yerle bir edecek bir hal almak üzeredir. Bu dengenin hızlı bir şekilde bozulmasından endişe eden ABD 2011 yılında siyasi, iktisadi ve askeri olarak Büyük Okyanus'ta söz sahibi olmaya yönelmiştir.
 
*Dr. Heysem Muzahim Lübnanlı bir araştırmacıdır. Yazar, “el-meyadin.net haber sitesi yazarlarındandır. Değişik konularda birçok eseri, araştırması ve makalesi vardır.
 
Çeviri: Mehmet Seri DOĞRU

Yorum Yaz

Yorumlar

Haberi Sosyal Medyada Paylaş !

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09