KÖŞE YAZILARI

28.10.2014, 12:6 Joseph Kishore Tüm Yazılarını Gör

Blackwater, İşkence ve ABD Emperyalizmi

Washington DC’deki bir federal mahkemenin sekiz kadın ve dört erkekten oluşan jürisi

Washington DC’deki bir federal mahkemenin sekiz kadın ve dört erkekten oluşan jürisi Çarşamba günü dört Blackwater üyesini 2007 Nisour Meydanı katliamından suçlu buldu. Jüriye göre bu paralı askerlerden birisi cinayetten, diğer üçü de silah ve el bombalarıyla katliam yapmaktan sorumluydu. Irak’ın Bağdat kentinde meydana gelen bu hadise geride 17 ölü ve 20 yaralı bırakmıştı.

Suçların işlenmesinden yedi yıl sonra gelen bu karar bir başlangıçtı. Jürinin bu kararı medya ve politik yapının beklentilerinin aksi yönündeydi. Şüphesiz bu karar mahkemede çok sayıda Iraklı tanık ve kurbanın şahitliği ile birlikte ayrıntılarıyla açıklanan vahşi eylemlere karşı jüri üyelerinin nefretini göstermekteydi. Amerikan halkından genelde gizlenen acımasız savaş gerçekliğini bizzat görmüşlerdi.

Bu karar Amerikan askerleri ve ABD’nin tüm dünyadaki operasyonlarını desteklemek için kiraladığı paralı asker birlikleri tarafından işlenen suçlara karşı Amerika Birleşik Devletleri’nde oluşan popüler bir muhalif düşünceyi yansıtmaktadır.

Yine de Obama yönetiminin Adalet Bakanlığı yetkilileri bu kararı bir başsavcının ağzından “Amerikan halkının yasalara bağlılığının teyidi” olarak nitelemişlerdir. Aslında bu açıklama siyasi bir örtbas etme girişimidir.

Gerçekte ise Blackwater çalışanlarının – Nicholas Slatten (cinayetten suçlu bulundu) ve Evan Liberty, Paul Slough ve Dustin Heard (katliam gerçekleştirmek ve şiddet amaçlı otomatik silah taşımaktan suçlu bulundu) – eylemleri daha derin ve köklü bir suçun ürünüdür: Irak’a savaş açmak ve bu savaşın parçası olan emperyalist şiddetin zaman zaman patlaması.

Bu savaş döneminde sayısız vahşet yaşanmıştır ve bazıları aydınlatılırken çoğunluğu gizli kalmıştır: 2004 yılında Felluce’de çok sayıda Blackwater paralı askerinin öldürülmesiyle başlayan ve 1000’den fazla Iraklının ABD askerleri tarafından öldürülmesiyle sonuçlanan sükûnet operasyonu; 2005 yılı Kasım ayında bir grup ABD askerinin silahsız 24 Iraklıyı katlettiği ve sadece bir askerin görevi ihmalden suçlu bulunduğu Hadisa katliamı; 2006 yılı Ekim ayında Pakistan’daki dini bir okulun CIA insansız hava araçlarıyla yerle bir edilmesi ve 68 çocuğun öldürülmesi; 2008 yılı Temmuz ayında Afganistan’ın Nangahar eyaletindeki bir düğünün basılarak 47 kişinin ve dört ay sonra da Kandahar eyaletinde 63 kişinin benzer şekilde öldürülmesi bu olaylar arasındadır.

Bu suçların çok sayıda faili vardır. Bush yönetiminin üst düzey yetkilileri (Başkan Bush’un kendisi, Başkan eski Yardımcısı Dick Cheney, Savunma eski Bakanı Donald Rumsfeld, Dışişleri eski Bakanı Colin Powell) bunlar arasındadır. Bunlar tamamen yalan üzerine kurulu bir savaş planlamış ve başlatmışlardır. Üst düzey askeri yetkililer ve CIA yetkilileri de Irak ve Afganistan halkına karşı terör savaşı yürütmüş olup onlar da failler arasında sayılabilir. Bunlar da bir politik aygıt olarak işkence ve katliam yöntemlerini kullanmışlardır. Ayrıca gerek Cumhuriyetçi gerekse Demokrat Parti de bu suçlular arasındadır. Yüzbinlerce insanın ölümüyle sonuçlanan savaşlara onay vermişlerdir. Bu savaşları Amerikan halkına pazarlayan kitlesel medya yöneticileri de suçludur.

Obama yönetimi 2009 yılında iktidara geldiğinden beri ordu ve istihbarat örgütleri tarafından işlenmiş olan ve işlenmeye devam eden suçlardaki her türlü sorumluluğu üstlenmekten kaçınmıştır.  Demokrat başkan ve önemli yardımcıları da mahkûm edilmemiş suç ortaklarıdır.

Blackwater katliamıyla ilgili jüri kararının bir gün önce New York City’deki başka bir duruşma ile kıyaslanması bize bir şeyler öğretebilir. Altı yıldır süren bu dava ABD askerlerinin Irak ve Afganistan’da yaptıkları işkencelere ait 2100 fotoğrafın yayınlanmasının Obama yönetimi tarafından engellenmesi ile ilgiliydi. Beyaz Saray bu fotoğrafları “milli güvenlik” çerçevesinde saklamaya çalıştı. Aynı gerekçe NSA casusluğu, Guantanamo Körfezi’nde mahkûmlara zorla yemek yedirilmesi ve bunun gibi olaylarda da kullanılmıştı. Yargıç Alvin Hellerstein bu fotoğrafların yayınlanmasının engellenmesi adına mantıklı bir gerekçe gösterilmesi için yönetime 12 Aralık’a kadar süre verdi.

Dün WSWS’de yayınlanan bir rapora göre işkence fotoğrafları “2004 yılında yayınlanan Ebu Gureyb fotoğraflarından daha iğrençti… Örneğin yüzü ve elleri bağlı mahkûmların kafasına silah doğrultmuş askerler, yumruk ve çeşitli cisimlerle mahkûmlara vuran askerler, bağlanmış mahkûmlarla poz veren askerler, cesetlerle poz veren askerler ve en kötülerinden birisi de kafası bağlı bir mahkûmun rektumuna süpürge sopası tutan bir bayan askeri gösteriyordu.”

Obama yönetiminin mahkeme salonundaki manevraları tam da “ortaçağ işkencesi” hakkında Senatonun yaptığı bir soruşturmanın açıklanmasının Beyaz Saray tarafından engelleme girişimi ile aynı zamana denk gelmiştir. CIA tarafından gerçekleştirilen bu işkencelerden biri de “mahkûmun neredeyse ölecek kadar su altında tutulması” idi. CIA bu yılın başlarında rapor hazırlayan Senato çalışanlarını izlerken yakalandı ve o zamandan beri Obama yönetimi açıklanacak herhangi bir raporun içeriğinin büyük oranda “uygun bir biçimde” değiştirilmesi için ajanlarla işbirliği halindedir.

İnsan hakları avukatı Scott Horton’un The Intercept’e verdiği röportaja göre; CIA Direktörü John Brennan ve Obama yönetiminin “savaş planı” CIA raporunun yayınlanmasını Kasım’daki ara seçimlere kadar erteletmiştir. Cumhuriyetçi Parti’nin senato seçimlerini kazanmasını ve raporun kesin olarak ortadan kaldırılmasını, böylece Demokratlar’ın elinin kirlenmemesini ummaktadırlar.

Beyaz Saray’ın Bush yönetiminin suçlarını gizleme sebebi yeterince açıktır. Faulkner’in ifadesiyle: “Geçmiş asla ölmez. Hatta geçmiş, geçmiş değildir.”

İşkence, insansız hava araçları, katliamlar, yargısız infazlar… Hepsi de Amerikan yönetici sınıfının dünyadaki çıkarlarını sağlamlaştırmak için kullandıkları yöntemlerdir. Obama yönetimi de seleflerinden miras aldığı politikaları sürdürmüş ve derinleştirmiştir. Hâlihazırda Ortadoğu’da yeni bir savaşı kızıştırmakta; yeni ve daha kanlı suçlar işlemeye hazırlanmaktadır. Doğu Avrupa’daki ABD egemenliğini pekiştirmek için Ukrayna’da sağcı ve faşist örgütlerin içine gizlenmiş paralı askerlerle çalışmıştır. Kısa bir süre önce yayınlanan bir belgede dünyanın her bölgesinde önleyici savaşlar gerçekleştirmek için ABD ordusunun izlediği stratejinin ana hatları çizilmiş, Çin ve Rusya özellikle potansiyel düşmanlar olarak belirlenmiştir.

Nisour Meydanı katliamı bir istisna değil kuraldır. Birkaç çürük elma değil suçlu Amerikan emperyalizminin organik meyvesidir. Bu politikayı en üst seviyeden yönetenler kendilerini suçlu Blackwater askerleri gibi bir pozisyonda bulmadıkları sürece adalet tesis edilemeyecektir. 

Çeviri: Gürkan Bayır

Yorum Yaz

Yorumlar

Haberi Sosyal Medyada Paylaş !

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09