KÖŞE YAZILARI

26.7.2018, 11:28 İslam Özkan Tüm Yazılarını Gör

Beton Dökmeyle Boyun Eğme Arasında Cemaatler

İktidar otoriter yapısını topluma dayatırken ve cemaatleri şekillendirmeye çalışırken herhangi bir olumlu rol ifa etmiyor, adalet ve hakkaniyet gibi kriterleri gözeterek hareket etmiyor, cemaatlerin kendisini yenilemesi ya da daha olumlu işlevleri yerine getirebileceği başka bir rol üslenmesine yol açmıyor.

Cemaatlerin varlık nedeni büyük ölçüde içerde Kemalizmin ülkede yarattığı tahribatı dengeleyecek dışarda ise sömürgeciliğin İslam dünyası üzerindeki sistematik yıkımlarına engel olabilecek bir yapı oluşturmak şeklinde özetlenebilir.

Bu açıdan bakıldığında cemaatlerin müspet bir rol oynadığını söylemek mümkün. Ancak yine de bu yapılara ilişkin toptancı bir hükmün ciddi handikaplar içereceğini söylemeden geçmemeli. Zira her biri, kendine has özelliklere sahip nevi şahsına münhasır yapılar ve bu nedenle de hepsini aynı kefeye koymamak gerekiyor.

Her birinin yurtdışı bağlantılarının, iktidarla olan ilişkilerinin, iktidar-cemaat ilişkisine atfettikleri rolün niteliği, şiddet olayına bakışları, kadrolaşmaya ilişkin tutumları farklıdır. Dolayısıyla Cemaatlere ilişkin, beton dökülsün ya da tam tersi istikamette  “cemaatler eşittir islam’dır” gibi toptancı yargılar meseleyi oldukça sathi bir perspektiften ele alan yaklaşımlardır ve derde deva olmaktan uzaktır.

Din sosyolojisi açısından bakıldığında dünyada cemaatler şeklinde ortaya çıkan yapılar, modern dünyada insanın sığınağı, dini bir hayatın yaşanmasını mümkün kılan, modern insanın yalnızlığına alternatif üretebilen, modern toplumlardaki yabancılaşma hissini minimum seviyeye indirme iddiasında olan yapılardır. Bu açıdan şu an için elimizde söz konusu yapıya örgütlenme biçimi açısından alternatif olabilecek bir yapı bulunmuyor. Osmanlı döneminde toplumsal ihtiyaçları karşılayan tarikatlardı. Ancak Osmanlı’da cemaat olgusu yoktu. Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan cemaat yapılarının neden Osmanlı döneminde olmadığını tespit ettiğimizde aslında sorumuza bir anlamda yanıt vermiş olacağız. 

Bu anlamda bir zamanlar önemli bir misyon yerine getirmiş olan cemaatler, artık yoğun bir şikayet ve eleştiri konusu oluyorsa, bazı yapılar itibarıyla Müslüman toplumda hidayet ve güvenilirliğin değil tersine sapkınlığın ve ihtiras kaynağı haline gelmişse burada bir şeylerin ters gittiğini açıkça söyleyebilmek durumundayız.

Ancak öte yandan iktidarın sırf kendisine oy vermediği için doğrudan hedef tahtasına koyduğu, yok etmek ya da darbe vurmak için fırsat kolladığı yapılara yönelik linç operasyonlarına da itiraz etmek gerekir. İktidar tıpkı Thomas Hobbs’un Leviathan’ı gibi kendisine ortak koşulmasına göz yummayacağını ilan ederken aslında üzerine beton dökmeye çalıştığı bazı cemaatlerın yaptığına benzer şekilde toplumun başına bela olduğunun farkında değil.

İktidar otoriter yapısını topluma dayatırken ve cemaatleri şekillendirmeye çalışırken herhangi bir olumlu rol ifa etmiyor, adalet ve hakkaniyet gibi kriterleri gözeterek hareket etmiyor, cemaatlerin kendisini yenilemesi ya da daha olumlu işlevleri yerine getirebileceği başka bir rol üslenmesine yol açmıyor. Tersine bütün cemaatleri kendisine boyun eğdirmeye çalışarak kurmaya çalıştığı korku imparatorluğunu her geçen gün tahkim ediyor. Böylece aslında betonu cemaatlerin üzerine değil, özgürlüğün, adaletin, çoğulculuğun, hakkaniyetin üzerine dökmüş oluyor. Bir süredir devletçi ideolojinin en iğrenç figürleriyle aynı çuvala giren iktidardan da şu aşamada farklı bir şey beklemek safdillik olurdu.

Öte yandan Cemaatlerin iktidarla olan ilişkileri bakımından değil ancak toplumla ilişkileri bakımından şapkayı önlerine alıp düşünmeleri gerekiyor. Misyonunu doldurmuş bir yapı olarak ne yapmalı, sorusunu kendilerine sormaları gerekiyor. Öncelikle Cemaatler, kendilerini var eden nedenlerin artık halen mevcut olup olmadığını sorgulamak durumundalar. 1930’ların Türkiyesi’yle 2000’li yılların Türkiyesi arasındaki fark, aslında cemaatlerin dönüşüm ameliyesi sırasında nasıl bir yol izleyeceklerine dair ipucunu da vermektedir. Kuran öğretiminin dahi sağlıklı yapılamadığı, radikal din karşıtı yasakların hâkim olduğu, şapka takma mecburiyeti vs. gibi politikaların gündeme geldiği bir Türkiye artık yok. O dönemde cemaatler sadece Kur’an-ı Kerim öğreterek bile büyük bir fonksiyon icra ediyorlardı. Ancak artık aynı koşulların geçerli olmadığını söyleyemiyorsak o zaman 79 sene önceki uygulamaların ve yapılanma stratejisinin de değiştirilmesi gerekmez mi?

Son olarak, cemaatlerin iktidarın ajitasyon ve tehditlerinden uzak bir şekilde kendi yenilenmelerini, dönüşümlerini sağlamaları gerekiyor. Bu zaten Allah-u Teala’nın yerleştirmiş olduğu toplumsal bir yasa olduğu için yeni yapıya uyum sağlayamayan, mevcut toplumsal dönüşüm karşısında eski usullerinde direnen cemaatler ister istemez inkıraza uğrayacak, tarihin tozlu raflarında yerini alacaktır. Öte yandan cemaatlerin iktidarın kendilerini sürüklemek istediği yere gitmeleri de kendileri için intihar olur. Cemaatler bir yönüyle STK’lardır ve sivil yapıların siyasi ve askeri yapılara boyun eğmesi, onların dümen suyuna girmeleri geminin eninde sonunda su almasıyla sonuçlanacaktır.

 

Yorum Yaz

Yorumlar

Haberi Sosyal Medyada Paylaş !

ÇOK OKUNANLAR
ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09