KÖŞE YAZILARI

6.11.2018, 19:2 Serdar Duman Tüm Yazılarını Gör

Ak Parti’nin Kemalizm ile İmtihanı

Andımız ile ilgili gelinen nokta, Kemalistlerin temel zihniyet kodlarında hiçbir değişimin olmadığını gösteriyor. Ak Parti’nin MHP ile aynileşecek ölçüde milliyetçi refleksler göstermesi de yeterli bulunmuyor. Türkçülük teyidi isteniyor. Ak Parti’nin Türk-İslam sentezine ram olması önemsenmekle birlikte, bu sentezin dominant bileşeninin Türklük olması gerektiği her fırsatta vurgulanıyor.

Ak Parti, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Kemalistlerle yaptığı zımni koalisyonun sancılarını yaşıyor.
 
Amerika ile ilişkileri daha dengeli ya da mesafeli götürmek eğiliminde olan Kemalist sağ ve sol güçlerin bürokratik iktidarı adım adım ele geçirdiğine şahitlik yapıyoruz.
Bu bağlamda Kemalist sağın MHP, Kemalist solun da Vatan Partisi ile temsil edildiğini söyleyebiliriz.
 
CHP, İYİ Parti, gibi siyasi oluşumların da Kemalist olmakla birlikte Amerika’ya daha yakın duruşları nedeniyle diğer Kemalistler tarafından eleştirildiğini biliyoruz.
Kemalizm’in objektif bir tanımı kolay değil… Türkçü olduğu, milli bir din yaratmaya çalıştığı ve batılı değerleri eksen aldığı şeklinde bir yorum büyük ölçüde hakikate tekabül eder.
 
Söz konusu hakikat nedeniyle bu ülkenin dindarları ve Kürtleri cumhuriyetin ilk yıllarından bugüne kadar Kemalizm’e muhalif bir pozisyon aldılar.
 
Söylemlerinde dini aksesuar olarak kullanmayı beceren sağ partiler Kemalist özlerine rağmen bu muhalefetin kaymağını senelerce yediler. 
 
Ak Parti ise ‘Milli Görüş’ gömleğini çıkardığını ifade ettiği siyaset serüveninde; İslam’ın toplumsal tezlerini bir tarafa bırakarak sadece bireysel düzlemde inanç özgürlüğünü teminat altına alan ve etnik kimlik bunalımını ‘Türkiyelilik’ çözümü ile aşmaya çalışan bir yöntem üzerinden işe başladı. 
 
Ak Parti iktidarı ilk iki döneminde Avrupa Birliği’ne giriş için yoğun teşebbüsüne rağmen, Kemalistlerin sürekli muhalefetine maruz kaldı. Takiyye yapan Milli Görüş partisi muamelesi gördüler. Amerika ve İsrail ile sıcak ilişkiler de bu intibayı ortadan kaldırmaya yetmedi. 
 
Bu dönemde; Kemalizmin etnik kimlik siyasetinin ürettiği Kürt sorununun çözümü için geliştirilen merkezi yönetimin bazı yetkilerinin yerel yönetimlere devrini öngören ‘yerel yönetimler yasası’ şiddetli siyasi ve bürokratik muhalefet nedeniyle kamuoyu ve meclis nezdinde tartışılamadan rafa kaldırıldı.
 
15 Temmuz darbe girişimi sonrası FETÖ mensupları ile birlikte hareket eden Amerikancı Kemalistler de yapılan operasyonlarla büyük ölçüde çökertildiler. Buna mukabil Ergenekon, Balyoz gibi davalar ile hapse atılan Avrasyacı kanat aklanarak yeniden etkin hale geldi.
 
15 Temmuz darbe girişimi sonrası oluşturulan zımni koalisyonun protokolünde şu iki hususun öne çıktığını söyleyebiliriz:
 
* Merkeze karşı çevreyi temsil eden, çevrenin merkeze ortak edilmesini savunan Ak Parti, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi ve değerleri ile teorik ve pratik olarak barışılacağı sözünü verdi. Bu bağlamda Mustafa Kemal’in ‘ebedi şefliği’ tartışılmaz kılınmış, Cumhuriyet’in ilk yıllarına dair eleştiriler rafa kaldırılmış, Anıtkabir gibi mesafeli durulan semboller yeniden takdis edilmiştir.
 
* Dini değerlere çok mesafeli duran ya da bu değerleri ‘Milli Din’ çerçevesinde revize etmek kaydıyla sosyolojik bir gerçeklik olarak kabul eden Kemalistler de; halkın bireysel düzlemdeki inançlarını ifade etmesine ve yaşamasına dönük yasal ve bürokratik bariyerlerin kalkmasına göz yumacaklarına söz verdiler. Bu bağlamda başörtüsü okullarda ve devlet dairelerinde özgür kılınmış, namaz, oruç gibi ibadetlere dönük menfi bakış ve duruş revize edilmiştir. 
 
Zımni koalisyon; merkezi oluşturan Kemalist güçlerle çevreyi oluşturan dindar/muhafazakar halkın barışması gibi telakki edilse de merkez ile çevre arasındaki derin ideolojik ayrışmaya çözüm getirememiştir.
 
Dindar kesimlerin kitleler halinde Anıtkabir ziyaretleri, Atatürkçü düşünce kulüplerine çok sayıda başörtülü genç kızın üye olması gibi gelişmeler Kemalistleri memnun etse de; andımız, yeni havaalanının ismi gibi hususlardaki tutuculukları bu dönüşümü yeterli bulmadıklarının sinyallerini veriyor. 
 
Andımız ile ilgili gelinen nokta, Kemalistlerin temel zihniyet kodlarında hiçbir değişimin olmadığını gösteriyor.
 
Ak Parti’nin MHP ile aynileşecek ölçüde milliyetçi refleksler göstermesi de yeterli bulunmuyor. Türkçülük teyidi isteniyor.
 
Ak Parti’nin Türk-İslam sentezine ram olması önemsenmekle birlikte, bu sentezin dominant bileşeninin Türklük olması gerektiği her fırsatta vurgulanıyor. 
 
Ak Parti ilk iki döneminde FETÖ ile yaptığı zımni koalisyon hatasını, son dönemde Kemalistlerle yaptığı zımni koalisyon ile devam ettiriyor.
 
Ne pahasına olursa olsun iktidar düşüncesi, yani iktidar tutkusu akletme melekesini köreltir, yok eder.
 
Türkiye’nin bugünkü fotoğrafı; Kürt milliyetçiliğini tetikleyen kabaran milliyetçi dalga, seküler ahlakın toplumun kılcal damalarına kadar nüfuz etmesini sağlayan sosyal politikalar ve rant ekonomisinin oluşturduğu yıkımdır.
 
Kemalistler bürokratik iktidarlarını siyasi iktidar ile taçlandırmak için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fiziki ya da siyasi ölümünü bekliyorlar.
 
Mevcut iktidarın sözünü ettiğimiz gerçeklerin ışığında yeniden bir değerlendirmeye yapması zorunludur.
 
Çözüm; yaşadığımız topraklarda İslam’ı temel belirleyici kılmaktır. Bu hedeften ari bir iktidar hevesinin sonu hüsran olacaktır.
 
 

Yorum Yaz

Yorumlar

Haberi Sosyal Medyada Paylaş !

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09