ASYA

Haberi Sosyal Medyada Paylaş ! 21.5.2016 08:28:29

Yusuf Kandemir Afganistan'ı yazdı; Bahattin Yıldız, Şah Mesud ve hala süren işgal

Milli Gazete yazarı Yusuf Kandemir, bugün yayımlanan yazısında şehit Bahattin Yıldız'ın şehadet yıl dönümünü geride bıraktığımız bu hafta Afganistan'ı yazdı. Bahattin Yıldız ve Şah Mesud'dan bahseden Kandemir, Türkiye'nin de NATO üyesi olarak fiilen yer aldığı Amerikan işgalinin halen sürdüğünü belirtti. Yusuf Kandemir Afganistan

İslami Analiz/Haber Merkezi

Milli Gazete yazarı Yusuf Kandemir, bugün yayımlanan yazısında şehit Bahattin Yıldız'ın şehadet yıl dönümünü geride bıraktığımız bu hafta Afganistan'ı yazdı. Bahattin Yıldız ve Şah Mesud'dan bahseden Kandemir, Türkiye'nin de NATO üyesi olarak fiilen yer aldığı Amerikan işgalinin halen sürdüğünü belirtti.

İşte Kandemir'in yazısı:

Doksanlı yılların başlarıydı. Afgan dağlarındaki bir mücahidin cihat günlüğünü yazan Abdülhamid Muhaciri olarak tanımıştım onu. Fakat o ismin müstear olabileceği hiç aklıma gelmemişti. Gerçek kimliğini ise çok sonraları öğrenmiştim. Kendisiyle tanışma şerefine erişemedim ama birçok yakın dostundan hatıralarını dinleme fırsatı buldum.

Kitapta Sovyet işgaliyle boğuşan Afgan halkının şanlı direnişi, bir Türk mücahidin şahitliğinde anlatılıyor, yaşanmış gerçeklikler tüm duruluğu ile insanı farklı bir atmosfere sürüklüyordu.

Tam altı yıl önce bugünlerde yine aynı Afgan dağlarında düşen uçakta vefat etti Abdülhamid Muhaciri, ya da asıl adıyla Bahattin Yıldız ağabey.

Birçok badireden sağ çıktığı, Sovyet helikopterlerinin hışmından siyah bulutların yardımıyla kurtulduğu, birçok defa yaralanıp kanını döktüğü dağlarda, bu kez bir uçak kazasıyla ruhunu teslim etti Bahattin ağabey Yaradanına.

Şöyle bir hatıra anımsıyorum kitaptan…

Abdülhamid ve Türkiye’den birlikte geldikleri en yakın arkadaşı olan Bilal, tam bir sigara tiryakisidirler. Üstelik savaş şartları imkân vermemektedir sigara bulmaya. Fakat Bilal ne yapar ne eder bir paket iyi marka sigara bulur bir yerlerden. Ramazan bayramı yaklaşmaktadır. Suyla ve bir dilim köy ekmeğiyle yapılan sahurlar ve iftarlar sonrasında bile, çok istemelerine rağmen sigara paketini açmamış ve bayram sabahını beklemişlerdir birlikte.

Bayram gelir, cephe gerisinde namazlar kılınır, bayramlaşmalar yapılır, mücahitler birbirlerine sarılır, tüm zerrelerle hemhâl olunur ve Bilal törenle açar sigara paketini. Önce en yakın arkadaşı olan Abdülhamid’e, sonra da sigara içtiğini bildiği birkaç Afgan mücahide uzatır sigaralarından.

Tam çakmaklar ateşlenip aylar sonra ilk sigaralarını içecekleri sırada, bağlı bulundukları mücahit birliğinin Afgan komutanı hayli kızgın bir edayla kendilerine doğru yaklaşır. Komutan çok kızgındır,  ama en çok da bizim iki Türk mücahide tepki gösterir…

“Siz haa, demek siz de sigara içiyorsunuz öyle mi? Hadi bunlar bizden, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemezler. Peki ya siz, Türkiye’den gelen Milli Görüşçü kardeşlerimizsiniz. Üstadımız Erbakan’ın bizlere emanetisiniz. Biz yanlış yaptığımızda doğrusunu gösterecek kimselersiniz. Şimdi nasıl olur da böyle bir hataya düşersiniz.”

Komutanın ok gibi saplanan sözleri karşısında Abdülhamid ve Bilal, biraz şaşkın, biraz mahcup ve biraz da çaresiz bir şekilde o gün sigarayı bırakırlar.

Bu satırları okuduğum yıllarda gençliğimin de verdiği toylukla bütün Milli Görüşçüler adına gururlanmıştım. Afgan komutanın anlatmaya çalıştığı o yükün ağırlığını ise çok sonraları fark etmiştim. Bahattin ağabey de aynı hisleri taşıyor olsa gerek, kitabında yer vermişti bu hatırasına.

Şehâdet arzusuyla cihattan cihada koşmuştu bir mücahidin günlüğündeki Abdülhamid Muhaciri. Afgan dağlarından Saraybosna sokaklarına kadar ayak basmadık cephe bırakmamıştı yıllarca. Bahattin ağabey ise bir Peştun yetimin gözyaşını dindirmek için çırpınırken uğurlandı ebedi âleme. Rahmet olsun ruhuna. Pençir aslanı Ahmet Şah Mesud

Madem merhum Bahattin Yıldız ağabeyin vefat yıldönümü münasebetiyle sözü Afgan cihadından açtık, öyleyse büyük komutan Ahmet Şah Mesud’un adını da anmazsak eksik kalır. 

Şah Mesud, Afgan cihadının efsaneleşmiş generaliydi. O, yaklaşık 10 yıl süren savaşta Ruslara en ağır kayıpları verdirten ve tarihe Pençir Arslanı olarak geçen komutandı. Birkaç hafta içinde Pençir Vadisi’ni ele geçireceğini sanan Ruslar, onun öngörülemez hamleleri sayesinde hem on binlerce asker kaybettiler, hem de Pençir Vadisi’ne adım atamadan mağlup olarak defolup gittiler.

Şah Mesud’un savaş stratejisi ve mücahitlerin kaya gibi sağlam imanı sayesinde Afganistan’da savaş bitmiş, yıllar süren Rus işgali sonlanmıştı. Artık sıra, direnişe katılan bütün grupların birleşerek, bağımsız Afganistan’ı yeniden inşa etmesine gelmişti. Fakat ne yazık ki bu başarılamadı. Efsane komutan Şah Mesud, savaştan sonra Milli Birlik için elinden geleni yapsa da, Burhaneddin Rabbani ve Gülbeddin Hikmetyar arasındaki anlaşmazlığa engel olamadı.

Eğer diğerleri gibi koltuk kavgasına katılsaydı, Afgan halkı içinde en fazla seveni ve takipçisi olan lider de yine kendisi olacaktı. Fakat o bunu yapmak yerine, “Dünyalık ikbal için birbirinin boğazına sarılan kardeşlerin olduğu yerde, bize geri çekilmek düşer” dedi ve Pençir Vadisi’ndeki köyüne döndü.

Pençir Arslanı Şah Mesud, 11 Eylül 2001’de meydana gelen ikiz kule saldırılarından 2 gün önce… 7 Ekim 2001’de başlayan Amerika’nın Afganistan işgalinden ise yaklaşık 1 ay önce... Yani tam 9 Eylül 2001’de, gazeteci kılığında kendisiyle röportaj yapmak isteyen Belçika pasaportlu iki saldırganın bombalı saldırısında şehit edildi. Böylece tıpkı 10 yıl boyunca Ruslara karşı olduğu gibi, Afganistan’da Amerikalılara karşı da destanlar yazması muhtemel olan efsane komutan, şehitler kervanına katılmış oldu.

Bugün Afganistan’da ülkemizin de NATO üyesi olarak fiilen yer aldığı Amerikan işgali halen sürüyor. Şah Mesud’un yokluğunda mazlum Afgan halkı ise kan ağlamaya ve kardeş kavgasının da bedelini ödemeye devam ediyor.

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09