Yasin Kuruçay “Anlam ve Özgürlük”ü Yazdı

İslamî Analiz köşe yazarı Yasin Kuruçay, “Anlam ve Özgürlük” başlıklı yazısında, günümüz insanının ilahi hikmetten uzak kaldığı için boşluk ve anlamsızlık içinde olduğunu belirterek, bu karanlıkta insana yol gösterecek en önemli alternatifin ilahi bilgi ve ondan esinlenen saf hikmet olduğunu vurguladı.

İslamî Analiz/Köşe Yazıları

İslamî Analiz köşe yazarı Yasin Kuruçay, “Anlam ve Özgürlük” başlıklı yazısında, günümüz insanının ilahi hikmetten uzak kaldığı için boşluk ve anlamsızlık içinde olduğunu belirterek, bu karanlıkta insana yol gösterecek en önemli alternatifin ilahi bilgi ve ondan esinlenen saf hikmet olduğunu vurguladı.

Yasin Kuruçay’ın yazısından bir kesit şöyle:

“İnsanın toplumsal hayatı gibi düşünce dünyasının da karıştırıldığı ve iğdiş edildiği bir çağda yaşıyoruz. Şüphe yok ki böyle paramparça bir atmosferde "insan olma" nın olanaklarını insanlara gösterecek bir bakış  açısına günümüz insanı da kızgın çöllerin suya susadığı gibi susamış bir durumda.

Diyebiliriz ki "insan olma" nın iki temel kategorisi, yaşamın insanca bir anlamının olması ve bu anlamı içselleştirmeye götürecek özgürlük olgusudur.

Neo-liberalizmin hüküm sürdüğü günümüzün özgürlük anlayışı son 4 yüzyıllık sürecin sonucunda oluştu.

17. ve 18. Yüzyıl aydınlanmacı düşüncesi insanı, evreni ve toplumsal yapıyı inanç dışında, akla göre yeniden tasarımladı. Modernite akıl, bilim ve teknolojinin yardımıyla insana kaybettiği, Ortaçağın ondan gasp ettiği özgürlüğünü ve yaşamın anlamını iade ettiğini ilan etti.

Aradan geçen yaklaşık 3 yüzyılda insan özgürlüğünü kazanamadı. İnsanlara yeryüzü cenneti vaat eden modern pozitivist düşünce, yaşanan kimlik krizi ve toplumsal bunalımların gerçek nedeni oldu. Teknolojileşmenin yarattığı kapitalizm, sürekli ürettiği suni ve gereksiz ihtiyaçlar ile insanı bir "tüketim kulu" haline getirdi. Tüketim, lüks ve eğlenceye delicesine yöneliş insana yaşamın anlamını unutturuyor ve özgürlüğünü maddi dünyanın ayakları altına alıyordu.

Postmodernite bu sorgulamanın bir sonucu olarak karşımıza çıktı. Seküler aklın duyguları tahrip edici yönü artık postmoderniteyle atılıyor; insanın duyguları, inançları ve manevi değerleri yeniden hatırlanıyordu. Mutlak referanslara (ahlak, din, ideoloji v.s.) karşı çıkan Postmodernite anlam erozyonu ve belirsizlikten kaynaklanan yabancılaşmanın da zeminini hazırladı.

Postmodernite de insanın anlam ve özgürlük arayışına cevap veremedi. Dayanılacak objektif bir temel sağlamayan, ilkeler yerine kişisel tercihleri ön plana çıkaran ve kendi özgürlüğünü gerçekleştirmek isteyen her birey, sabit değerlerin olmadığı akışkan bir evrende amaç ve anlam bulamıyor, başıboşluğa ve Nihilizme kayıyordu. Yaklaşık 70-80 yıldır gündemde olan Postmodernite de insanın bu problemine hala bir çözüm bulamamıştır. Çağdaş insan, düştüğü anlamsızlık karanlığında hala durmaktadır.

Kapitalizme karşı çıkarak her türlü sömürüyü, makine köleliğini reddetme temeli üzerine ortaya çıkan Marksizm de bu soruna çözüm olamadı. Cenneti öneren bu sefer ütopyacı kapitalistler değil ütopyacı Marksistler oldu. Fakat tüm sorunların temel nedenlerinden biri olan materyalist modern devlet ve insanın kozmik anlamından koparılması süreci Marksizm’de yıkılmıyor, tersine daha sert bir işçi diktatörlüğü kuruluyor, herkese tepeden zorunlu bir statü verilerek insanın özgürlüğü feda ediliyordu.

Kilise ‘ye, Kapitalizme ve Marksizm’e tepki olarak ortaya çıkan Varoluşçuluk gibi akımlar ise; insanı özgürleştirmek için onu tanrılaştırdı. Fakat insana nasıl davranacağı konusunda net bir söylem ortaya koymayarak “kendi özgür eylemleri ile varoluşunu oluştursun” dedi ve insanı bir kısır döngünün içine soktu. Nasıl davranacağı konusunda bir ölçütü olmayan insanın sonu ise karşı çıkılan diğer düşünce dünyaları insanlarından çok farklı olmadı, olamazdı da.“

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09