KÜLTÜR SANAT

Haberi Sosyal Medyada Paylaş ! 9.3.2018 18:45:45

UGSAM'dan 'Türkiye'de ve Dünya'da düşünce kuruluşlarının önemi ve mahiyeti' çalışması

UGSAM Koordinatörü Abdurrahman Gençler, UGSAM tarafından hazırlanan' TÜRKİYE’DE VE DÜNYA’DA THINK TANK’LER' başlıklı çalışmalarını kaleme aldı. UGSAM

İslami Analiz/Haber Merkezi

UGSAM Koordinatörü Abdurrahman Gençler, UGSAM tarafından hazırlanan' TÜRKİYE’DE VE DÜNYA’DA THINK TANK’LER' başlıklı çalışmalarını kaleme aldı.

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) mensuplarınca açılan Uluslararası Gençlik Strateji Araştırma Merkezi (UGSAM) tarafından yapılan çalışmada, 'Birey, toplum ve devletler için bilgi çok önemlidir. Tabi ki bu bilgiyi değerlendirebilmek ve kullanabilmek daha da önemlidir.  Bu çalışmamızda think tank yani düşünce kuruluşlarının önemini ve mahiyetini gündeme taşımaya çalışacağız.

İkinci Cihan Harbi’nin ardından Birleşmiş Milletler kuruldu. Uluslararası barışı ve güvenliği koruma amacıyla kurulduğu deklare edilen BM; daimi üyeleri olan ABD, İngiltere, Rusya, Fransa ve Çin tarafından gayesinden uzak bir şekilde bugün hala en büyük uluslararası örgütlenme olarak karşımızdadır. Alınacak kararları veto etme hakkı bulunan bu beş ülke; BM’nin ilkeleri olan “Tüm üye ülkeler eşittir, barış ve güvenliği tesis eder, hiçbir ülke diğer bir ülkenin bağımsızlığına müdahalede edemez, içişlerine karışmaz” gibi antlaşma kurallarından uzak bir dünya nizamı inşa ettiler. Aslında bu dünya nizamı Siyonist ve emperyalist zihniyete sahip küresel sermaye sahiplerinin plan ve projelerine bir perde olarak karşımızdadır' ifadeleri yer aldı.

UGSAM tarafından hazırlanan çalışmada şu ifadeler yer aldı:

UGSAM TÜRKİYE’DE VE DÜNYA’DA THINK TANK’LER

Tarih sahnesi birbirini etkileyen olaylar zinciridir. Geçmişten günümüze dek toplumların ve devletlerin stratejilerini belirleyen temel faktörler teoloji(inanç), pragmatizm (fayda-çıkar) ve emperyal (egemen veya güçlü olma) hedeflerdir. İnanç, kazanç ve egemen olma arzusu temel hak ve hürriyetler üzerine olduğu müddetçe şahsiyetli politikalar ile hem halk müreffeh bir yaşama kavuşturulmuş hem de hedeflenen noktaya ulaşılmış olur. Misyon ve vizyon doğru temeller üzerinde şekillendirildiğinde, bireye düşen sadece ilkeler çerçevesinde hareket etmektir.

Toplumları ve devletleri güçlü yapan ana unsur her zaman düşman faktörü olmuştur. Kimliği şekillendiren, toplumu kenetleyen, devletin politikalarını belirleyen, hedef koyan, savunmayı güçlendiren, stratejileri ürettiren tehdit algısı veya düşman faktörüdür. İslam bu noktada bir ölçüyü insanlığın gündemine taşımıştır. Hak- batıl ile doğru-yanlış ile güzel- çirkin ile faydalı- zararlı ile bilinir ve ona göre tavır takınılır, tepki verilir ve mücadele edilir. 

Toplumun veya devletin ortaya koyduğu bir hedef varsa; bu hedefi gerçekleştirebilmesi için teşhis, tedavi ve proje üzerinde çalışması gereklidir. Mevcut koşullar bilinmeden, strateji uygulanamaz. Eksiklik giderilmeden tam olunamaz. Çözümsüz sorun yoktur lakin çözüm için feraset, dirayet ve hidayet ölçülerine riayet gereklidir. Tarih; bu ölçülere riayet edildiği ve temel hak ve hürriyetlerin gözetildiği vakitlerin adalet, huzur ve güven ortamının oluştuğuna şahitlik etmiştir. 

Birey, toplum ve devletler için bilgi çok önemlidir. Tabi ki bu bilgiyi değerlendirebilmek ve kullanabilmek daha da önemlidir.  Bu çalışmamızda think tank yani düşünce kuruluşlarının önemini ve mahiyetini gündeme taşımaya çalışacağız.

İkinci Cihan Harbi’nin ardından Birleşmiş Milletler kuruldu. Uluslararası barışı ve güvenliği koruma amacıyla kurulduğu deklare edilen BM; daimi üyeleri olan ABD, İngiltere, Rusya, Fransa ve Çin tarafından gayesinden uzak bir şekilde bugün hala en büyük uluslararası örgütlenme olarak karşımızdadır. Alınacak kararları veto etme hakkı bulunan bu beş ülke; BM’nin ilkeleri olan “Tüm üye ülkeler eşittir, barış ve güvenliği tesis eder, hiçbir ülke diğer bir ülkenin bağımsızlığına müdahalede edemez, içişlerine karışmaz” gibi antlaşma kurallarından uzak bir dünya nizamı inşa ettiler. Aslında bu dünya nizamı Siyonist ve emperyalist zihniyete sahip küresel sermaye sahiplerinin plan ve projelerine bir perde olarak karşımızdadır.

Dünyada Birleşmiş Milletler’in kabul ettiği 193, uluslararası toplumda kabul edilmeyenlerle birlikte 206 ülke vardır. Bu ülkelerin %60’ı Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sonrasında kurulmuştur. Özellikle sınırları çizenler son üç yüz yılı böl parçala şeklinde sömürmeye müsait bir yapı haline getiren sermaye sahipleridir. Sermaye sahibi şirket ve hanedanlar veya küresel güç olarak kabul edilen devletler mevcut dünya düzenini kurarken coğrafyalar hakkında detaylı araştırmalar yapıp, ülkelerin ve bölgelerin zafiyetlerini belirlemişlerdir. Plan ve projelerini sahadan aldıkları bilgiler neticesinde düzenleyerek kısa, orta ve uzun vadeli bir şekilde uygulamaya koymuşlardır. Son üç yüzyıl iyi bir şekilde incelendiğinde sömürge nizamının farklı yüzleri olsa da hedef ve gayesinin “Kendinden olmayanı yok et. ” temelinde olduğu görülecektir.  

Bu fikrin temellendirilebilmesi için 20. yüzyılda kurumsallaşan think tank merkezleri devletlerin ve şirketlerin ayrılmaz bir parçası oldu. Yol haritası belirlemede, tehdit algılamalarında, strateji belirlemede devletlerin resmi kurumları yanında hükümetlerin yönlendirici unsuru oldu. Özellikle emperyal anlayışı olan ülkeler, düşünce kuruluşlarının nitelik bakımından donanımlı olması ve istihbarat örgütlerini aktif olarak kullanmasıyla ellerinde bulundurdukları gücü daha da artırdılar. 2016 verilerine göre dünyada 7000’e yakın think tank kuruluşu bulunmaktadır. Think tank kuruluşlarının %80’i gelişmiş olan ülkelerdedir. Dış politika, enerji, madenler, ekonomi, istihdam yapısı ve stratejiler noktasında ülkeler ve şirketler bu merkezlerden faydalanmaktadırlar. 

Globalleşen bu dünya sisteminde eğer söz sahibi olmak isteniyorsa Müslümanlara düşen vazife sadece bilgiye sahip olmak değil bilgiyi üretebilmektir. Sorunların çözümü, zafiyetlerin giderilmesi, teknolojideki ivmenin yakalanabilmesi hülasa donanım sahibi olunabilmesi için Müslümanlar çalışmak mecburiyetindedir. İşte bu noktada devletler için önem arz eden think tank kuruluşlarının tahlili yapılmalı, bu merkezlerin üslendiği misyon ve vizyonu Müslümanlar fark etmeli, en önemlisi “Yeni Bir Dünya” ve “Adil Düzen” ideali için hem etüt çalışmaları yapılmalı hem de akli deliller ile devletlerin yönlendirici unsuru olunabilmelidir.

Çalışmanın tamamı için tıklayınız.

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09