AFRİKA

Haberi Sosyal Medyada Paylaş ! 10.2.2016 12:31:23

Sudan, Suudi yardımının karşılığını Yemen’de savaşarak ödüyor (Tercüme-Makale)

Güney Sudan 2011’de bağımsız olunca Sudan topraklarının üçte birini ve petrolünün büyük bölümünü kaybetti. Petrol fiyatlarının düşmesi de ülke gelirlerini iyice azalttı. Bu kasvetli koşullar Hartum yönetimini Körfez’deki Arap müttefiklerinden mali yardım arayışına sevk etti. Sudan, Suudi yardımının karşılığını Yemen’de savaşarak ödüyor (Tercüme-Makale)

Giorgio Cafiero/Al-Monitor
 
Suudi Arabistan’ın Yemen’deki başarısız askeri müdahalesi ülkenin itibarını zedeleyen bir olay oldu. Husi isyancılarla baş edemeyen Riyad, karada kendisine destek sağlamaları için Sudan’a ve başka bazı Afrika ülkelerine yöneldi. Suudi Arabistan’ın Sudan Silahlı Kuvvetleri’nden yardım almayı başarması Sudan’ı topyekûn ekonomik çöküşün eşiğine getiren iç sorunlar bağlamında ele alınmalı.
 
ABD’nin Sudan Merkez Bankası’na 1997’den beri uyguladığı yaptırımlar ülkenin küresel mali piyasalara ve döviz kaynaklarına erişimini zorlaştırdı. Darfur’da, Güney Kordofan ve Mavi Nil eyaletlerinde Sudan Silahlı Kuvvetleri ile isyancı hareketler arasında süren çatışmalar ülke kaynaklarını tüketirken yatırım ortamını da baltalıyor. Güney Sudan 2011’de bağımsız olunca Sudan topraklarının üçte birini ve petrolünün büyük bölümünü kaybetti. Petrol fiyatlarının düşmesi de ülke gelirlerini iyice azalttı. Bu kasvetli koşullar Hartum yönetimini Körfez’deki Arap müttefiklerinden mali yardım arayışına sevk etti.
 
Nitekim Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyeleri ağır yaptırımlara tabi olan Sudan’a mali bir can simidi sağladı. Hartum’dan geçtiğimiz günlerde yapılan açıklamada Riyad’dan bu yılın başında Sudan Merkez Bankası’na 1 milyar doların yatırıldığı duyuruldu. Sudan Cumhurbaşkanı Ömer Hasan El Beşir’in geçen sene Doha’ya yaptığı ziyaretin ardından Katarlılar da 1,22 milyar dolar yatırmıştı. Ayrıca Hartum Bankası’nın üç ana hissedarı Dubai İslami Bankası, Abu Dabi İslami Bankası ve Şarika İslami Bankası’ndan oluşuyor.
 
Ne var ki Sudan’a sağlanan destek koşulsuz değil. Sudan şimdi bu yardımların karşılığını Yemen’de savaşarak ödüyor. Yemen’e daha önce gönderilen yaklaşık 1000 Sudanlı askere son haftalarda yüzlerce yeni subay ve asker eklendi. Sudan Savunma Bakanı Avad Bin Auf ekimde şöyle demişti: “Koalisyon önderliğinden talep gelmesi hâlinde özel kuvvetlerden, kara kuvvetlerinden ve seçkin birliklerden 6 bin savaşçı hazır bekliyor. (…) Daha fazla birlik ve askeri katkıya ihtiyaç durulursa ona da hazırız.”
 
Büyük jeopolitik resmin diğer gerçeği ise Husi isyancıları destekleyen İran. Sudan, Riyad önderliğindeki harekâta son yıllarda İran’la yakınlaşmış olmasına rağmen katıldı. Sudan ve İran 2008’de askeri iş birliği anlaşması imzalamış, 2013’te ise İran Port Sudan limanında deniz üsleri ve lojistik tesis inşaatlarını hızlandırmıştı. Sudan ve İran’ın ortak jeopolitik hedefleri var. Ayrıca Sudan, İran’ın Afrika kıtasına açılan stratejik kapısı. İran da Sudan’a mali ve askeri destek sağladı. İki ülkenin ilişkileri Batılı ülkelerde, Körfez devletlerinde ve İsrail’de derin rahatsızlık yarattı. Öyle ki ağustos 2013’te İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin yemin törenine giden Beşir’in uçağına Suudi Arabistan geçiş izni vermedi ve uçak Hartum’a dönmek zorunda kaldı.
 
Ancak Sudan-İran ilişkileri geçen yıl seyir değiştirdi. Sudanlı makamlar eylül 2014’te İran’ın Şii inancını yaymaya çalıştığı gerekçesiyle Hartum’da ve başka yerlerde İran kültür merkezlerini kapattı. Sudan’daki ufak Şii azınlığı rejim açısından herhangi bir tehdit arz etmiyor. Dolayısıyla kültür merkezlerinin kapatılması tek bir bağlamda açıklanabilir: Sudan’ın jeopolitik olarak Suudi Arabistan eksenine yönelmesi.
 
Kültür merkezlerinin kapatılmasından bir ay sonra İran’la mesafeyi daha da açan Beşir, Suudi Arabistan’ın Sudan-İran ilişkileri hakkındaki olumsuz algısının “yanlış, uydurma ve abartılı” bilgilere dayandığını söyledi. Güney Sudan’ın 2011’de ayrılmasıyla baş gösteren ekonomik sıkıntılar karşısında Tahran’ın yardımlarını esirgediğini vurgulayan Beşir, ikili ilişkileri önemsizleştirmeye çalıştı ve şöyle dedi: “O dönemi İran’dan bir kuruş yardım almadan başarıyla atlattık. Bize sözler verilmişti ama bu sözlerin hiçbiri yerine getirilmedi. Bu nedenle İran’la ilişkilerimizi stratejik ilişkiler olarak görmüyoruz.”
 
Sudan’ın İran’dan uzaklaşıp KİK’e yöneldiğinin ilk işareti belki daha ağustos 2013’te ortaya çıkmıştı. New York Times gazetesinde o günlerde yer alan habere göre Hartum, Suriye’deki isyancılara Katar üzerinden Sudan ve Çin yapımı silahlar sağlamıştı.
 
Uluslararası Ceza Mahkemesi savaş suçları işlediği iddiasıyla Beşir’e dava açmış durumda. Dolayısıyla Sudan’ın ABD destekli bir koalisyona katkıda bulunması Batı’daki insan hakları savunucularının tepkisini çekti. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden Akshaya Kumar, Güney Kordofan ve Mavi Nil’de “savaş hukukunu çiğneyen” ve sivilleri “pervasızca” mağdur eden Sudanlı askerlerin şimdi Yemen’de olduğuna dikkat çekerek şöyle dedi: “Hangi birliklerin Yemen’e gönderildiğini bilmiyoruz ama bu birliklerin şeceresi korkunç bir ordudan geldiğini biliyoruz.”
 
Hiç kuşkusuz ki Obama yönetimi ciddi bir ikilemle karşı karşıya. Zira Washington, soykırım ve devlet destekli terör gibi ihlaller nedeniyle ekonomik yaptırımlar ve silah ambargosuyla cezalandırdığı Sudan rejimi ile fiili bir askeri ortaklığa sürüklenmiş durumda.
 
Suudi Arabistan’a gelince o Yemen müdahalesindeki ortaklarının insan hakları karnesine tabii ki bakmıyor. Kaldı ki Sudan ordusu isyan hareketleriyle mücadele konusunda uzun bir tecrübeye sahip. Riyad’ın başka bazı geleneksel müttefiklerinin Yemen’e önemli miktarda kara kuvveti göndermek istemediği de düşünüldüğünde Suudi Arabistan’ın insan gücü için Sudan’a yönelmesi şaşırtıcı değil.
 
Sudan’ın Hamas’la Mısır’daki Müslüman Kardeşler’e verdiği destek geçmiş yıllarda Suudi Arabistan’la sürtüşmelere neden olmuştu. Ancak bu gerilimin şimdi azaldığı görülüyor. Kral Selman Bin Abdülaziz El Suud, Sünni Arap dünyasını İran nüfuzuna karşı Suudi Arabistan’ın etrafında kenetlemeye çalışırken Sudan’ı bu dış politika stratejisinin unsurlarından biri olarak görüyor. Nitekim hem Arap Birliği hem Afrika Birliği üyesi olan Sudan, Kızıldeniz’de stratejik bir konuma sahip ve Orta Doğu’nun jeopolitik düzeninde analistlerin çoğu zaman göz ardı ettiği benzersiz bir rol oynuyor.
 
Sudan ekonomisi bugün çöküşün eşiğinde bocalıyor, yaptırımlar Merkez Bankası’nın nefesini kesiyor. Sudan yönetimi Arap Baharını atlattı ama yüksek enflasyon, özellikle şehir gençliğini etkileyen işsizlik ve yüksek yoksulluk oranı rejime karşı muhalefeti güçlendirebilir. Bu olasılık eylül 2013’te de kendini göstermişti. Hartum’da kemer sıkma önlemlerini protesto eden binlerce gösterici güvenlik güçleriyle çatışmış, olaylarda ölenler, yaralananlar ve tutuklananlar olmuştu.
 
Özetle Hartum yönetimi derinleşen ekonomik krizden kaynaklı riskleri azaltmak için Körfez’e yönelirken Beşir’in ana kaygılarından biri rejimini ayakta tutmak. Sudan bu mali can suyunun bedelini Yemen’in kızışan iç savaşına katılarak ödüyor.
 

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09