ORTADOĞU

Haberi Sosyal Medyada Paylaş ! 16.2.2017 17:33:10

Şeyh Mahir Hammud'dan Cuma hutbesinde 'İran İslam Devrimi' değerlendirmesi

Lübnan'ın hatırı sayılır Sünni alimlerinden Şeyh Mahir Hammud, bu haftaki Cuma hutbesinde İran İslam Devrimi'nin geldiği noktayı değerlendirdi. Şeyh Mahir Hammud

İslami Analiz/Haber Merkezi

Lübnan'ın önde gelen Sünni alimlerinden Şeyh Mahir Hammud'un 10 Şubat tarihli Cuma hutbesi:

"38 seneden beri ismi Filistin'le, direnişle ve zaferlerle özdeşleşmiş olmasına rağmen bugün Arap ya da İslam dünyasında İran hakkında "olumlu" şekilde konuşmak imkansız hale geldi. Üstelik söz konusu Arap dünyasında yer alan hükümetlerin ya da kuruluşların isimleri ise herkesin bildiği üzere yenilgiler ve anlaşmazlıklarla özdeşlemiş olmasına rağmen... Yine de biz hakkın yerini bulması, batılın yok olup gitmesi ve çok daha iyi bir geleceğin sağlanabilmesi hususunda ısrarcı olmaya devam ediyoruz. Bu noktada;
Birincisi; İran İslam Cumhuriyeti, İslami değerleri en üst mertebeye taşımış ve İslam'a ve çağa uygun bir bakış açısı geliştirmiştir. Bir yandan İslami bir merciye karşı sorumlu bir yönetim sistemi geliştirmiş, bir yandan da batıdaki örneğine benzer şekilde halk tarafından seçilen cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği sistemi kurmuştur. Dini ve halk referansını bir arada toplayarak yönetimde çağdaş ve İslam'a uygun örnek bir sistem geliştirmiştir. Bu örnek sistemin Sünni ya da Caferi fıkhını benimseyen ve "çağdaş İslami yönetim" söylemi geliştiren herkes tarafından örnek alınması gerekmektedir.
İkincisi; "Humeyni" devriminin ve İran İslam Cumhuriyetinin kuruluşunun üzerinden geçen 38 seneye, bu süre zarfında yaşanan ekonomik ambargoya ve İran'ın çeşitli şekillerde hedef alınmasına rağmen, yine hem medya hem de dini açıdan maruz kaldığı sahtekarlıklara rağmen İran en başından beri değerlerine bağlı kalmış, tavrını ya da hedeflerini asla değiştirmemiştir. Filistin davası en başından beri olduğu gibi İran için temel bir mesele olmayı sürdürmekte ve değerinden hiçbir şey kaybetmemektedir. İran bu mesele uğrunda hiç kimsenin ortaya koymadığı gayreti ve maddi desteği ortaya koymakta, bu uğurda batının terör suçlamalarıyla ve ambargosuyla mücadele etmektedir.
Üçüncüsü; başta mezhepçilik krizi olmak üzere ortaya çıkan tüm engellere rağmen "İslami vahdet söylemi" hala birincil slogan olma özelliğini sürdürüyor. Bu noktada bizim bu engellerden, krizlerden kimlerin sorumlu olduğunu sorgulamamız gerekmektedir. Mezhepçilik krizinden en çok etkilenen, bu anlamda çeşitli boykot hareketlerinin hedefi olan İran değil midir?
İki gözüyle gören, iki kulağıyla duyan ve aklıyla gerektiği gibi okuyan herkes için cevap nettir. Zira mezhepçilik fitnesini yayan medyanın kimlerin elinde olduğu ya da kim tarafından finanse edildiği ortada...
Dördüncüsü; dünyadaki istikbara karşı durmak hala İran'ın öncelikli meselesi olmayı sürdürüyor. Nitekim Donald Trump'ın başkan olarak seçilmesi Amerika ile İran'ın hedefleri arasında yaşanacak olan nihai karşılaşmanın habercisi oldu. Şu bir gerçeklik ki, İran batıdan barışçıl nükleer üretim hakkını geri kazanmayı başardı. Avrupa'nın bir kısmında ve Amerika'da çok da sevilmeyen sağcı kanadın zafer kazanmasıyla oluşan ortamda İran çok daha fazla hakkını elde edecek gibi gözüküyor.
Beşincisi; İran çok sayıda alanda ortaya koyduğu bilimsel çalışmalarıyla büyük bir gelişme göstermiş durumda... İran'ın bilimsel çalışmalar için ayırdığı bütçe de bu husustaki hassasiyetini ortaya koymaya yetiyor. Şu da bir gerçek ki, yapılan araştırmaların sonuçları ancak birkaç sene sonra ortaya çıkacaktır. Bu da gösteriyor ki İran, yalnızca bugüne odaklı yaşamayan, geleceğe karşı şimdiden mücadele eden bir devlet inşa ediyor.
Altıncısı; İran üzerinden bir durum değerlendirmesi yaptığımızda, özellikle Arap diktatör rejimlerinin yerine gelen alternatifleri gözlemlediğimizde, bu alternatiflerin öncesinden çok daha korkunç sonuçlar doğurduklarını, ortaya çıkardıkları terör ve aşırılığın, Irak'ta olduğu gibi yaşanan yolsuzlukların, rakip cepheler arasında yaşanan savaşların bu durumu ortaya koyduğunu görüyoruz."

Paylaş:

Yorum Yaz

Yorumlar

  • İran musluman bir halk ,birde mezhebcilik olmasa araya islam kardeşliği girse ne güzel olurdu.

    16.2.2017 19:58:06 0 Yanıtla m.ata
  • çok zayıf bir savunma,üstelik çelişkili..Bu durum İranın yanlış mezhepçi politikalarının savunulamazlığını gösteriyor.

    16.2.2017 18:03:27 0 Yanıtla erdem
ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09