KÜLTÜR SANAT

Haberi Sosyal Medyada Paylaş ! 8.10.2015 11:36:27

Ramazan Deveci yazdı: “Mustafa İslamoğlu Hoca ve Uydurulmuş Din-İndirilmiş Din Söylemi”

Ekran Gazetesi sitesi genel yayın yönetmeni Ramazan Deveci, son zamanlarda Mustafa İslamoğlu tarafından sıklıkla gündeme getirilen “Uydurulmuş Din-İndirilmiş Din” kavramları bağlamında görüşlerini dile getirdiği bir yazı kaleme aldı. Ramazan Deveci yazdı: “Mustafa İslamoğlu Hoca ve Uydurulmuş Din-İndirilmiş Din Söylemi”

İslamî Analiz/Haber Merkezi

Ekran Gazetesi sitesi genel yayın yönetmeni Ramazan Deveci, son zamanlarda Mustafa İslamoğlu tarafından sıklıkla gündeme getirilen “Uydurulmuş Din-İndirilmiş Din” kavramları bağlamında görüşlerini dile getirdiği bir yazı kaleme aldı.

İşte o yazı:

Mustafa İslamoğlu hocayı yıllardır okur, dinler bir şekilde takip ederim.  1995 yılında Akabe Vakfı’nın İslahiye şubesini açtığımızda şahsen tanışmıştık. Tam 20 yıl olmuş. O günden bu yana İstanbul’a nerdeyse her yıl gittim. Her gidişimde de istisnalar hariç, Akabe Vakfı’na mutlaka uğradım.

Kitaplarından, sohbetlerinden, çok istifade ettiğim İslamoğlu hocanın üzerimde çok hakkı vardır. 2000 yılında Akabe Vakfı’nın Türkiye’deki tüm şubeleri ile birlikte, İslahiye şubesi de kapansa da Akabe camiası ile gönül bağım hiç kopmadı. Akabe Vakfı ile hep irtibat halinde oldum. Kimi konularda farklı düşünsem de bu farklılık Akabe camiasına ve İslamoğlu hocaya olan sevgimde hiçbir azalmaya sebep olmadığı gibi ilişkilerime de zarar vermedi.

İslamoğlu hocayı eleştirenlere hep şunu söyledim; Mustafa İslamoğlu Türkiye Müslümanları için bir değerdir ve yıpratılmaması gerekir. Tabi ki herkes gibi eleştirilebilir ama kesinlikle eleştiri adabına riayet edilmeli ve hoca yıpratılmamalıdır.

İslamoğlu hoca denilince benim aklıma öncelikle şu sözler ve anlayışlar gelir;

“Eksende İnsan, Tavırda Denge, Tasarrufta İhtiyaç.”

“Ben tekfirciliği tekfir ettim. Müslüman tekfirci mantıktan ve söylemden uzak durmalıdır.”

“Müslüman süpürücü olamaz. Pirinci içinde taş var diye atmadığı gibi, taşıyla da yemez. İçindeki taşları ayıklayarak pirinci öyle yer.”

“Ehl-i beyt mektebi de, Ehl-i sünnet mektebi de İslam dininin bir parçasıdır. Her iki mektepten de faydalanmalı, hangi mektebe ait olursak olalım, diğer mektebi dışlamamalıyız.“

“Mezhepçilik, cemaatçilik yapmamalı, mezhebi, dili, ırkı, cemaati ne olursa olsun dünya Müslümanlarının kardeşliğini, vahdetini savunmalıyız.”

“Kudüs davası, ve evrensel İslam birliği Siyonist İsrail’e karşı direniş çizgisi Müslümanlarının öncelikli davasıdır.”

Ve “Müslümanlar kendi aralarındaki farklı düşüncelere anlayışla yaklaşmalı, farklı düşüncelerden dolayı birbirlerini dışlamamalıdır.”

Tüm bu anlayışlar için temel ölçü Allah’ın Kitabı Kuran’dır.

Son günlerde İslamoğlu Hoca’ya geleneksel çevreler tarafından anlaşılmaz bir şekilde yoğun bir saldırı kampanyası yürütülüyor. Hoca bu saldırılar karşısında kendini ve fikirlerini savunurken, Kuran İslam’ı söylemi ile birlikte “İndirilmiş Din- Uydurulmuş Din” tabirlerini kullanmaya başladı.

Elbette farklı İslam yorumlarının konuşulduğu, hatta farklı İslam yorumlarının birbiri ile mücadele içerisine girdikleri dönemlerde farklılıkları ifade edebilmek için İslam’ın önüne veya sonuna bir şey eklemek zorunluluk oluyor. Şehit Ali Şeriati bu mücadeleyi “dine karşı din”in mücadelesi olarak ifade etmişti. Şehit Seyyid Kutup yanlış İslam anlayışlarını belirtmek için “Amerikancı İslam” tabirini, Rahmetli İmam Humeyni, Amerikancı İslam’ın karşısında doğru İslam’ı anlatabilmek için “Öz Muhammedi İslam” tabirini kullanmıştı.

“Kuran İslamı” ifadesi esasen yanlış bir tabir değil. İslam’ın en temel kaynağı Kuran olduğuna göre İslam’ı Kuran’la ifade etmekten daha doğal bir şey olamaz. Yalınız Kuran İslam’ı tabirine hadis ve sünnet inkarcıları dört elle sarılıyorlar. Yaşayan Kuran olan Allah resulünü devre dışı bırakarak bir “Kuran İslamı” düşüncesi oluşturulamaz. Zaten İslamoğlu Hoca da hadis inkarcısı olmadığını söyleye söyleye dilinde tüy bitti. Hocanın yaptığı, hadisleri Kuran terazisinde tartmak, zira Allah Resulünün Kuran’a aykırı bir şey söylemesi mümkün değil. Ama art niyetli kişiler hocaya bu iftirayı atmaya devam ediyorlar.  

Hadis inkarcılığına meydan vermeden “Kuran İslamı” tabirini elbette kullanmak gerekiyor diye düşünüyorum. Ancak “indirilmiş din- uydurulmuş din” söylemi dikkat edilmezse tekfirci bir anlayışa kapı aralar diye endişe ediyorum. Ve bu endişemi bazı örnekler üzerinden paylaşmak istiyorum.

Uydurulmuş din, “Hadisleri metin eleştirisi yapmaz, Buhari ve Müslim’i hiçbir tahlile tabi tutmadan ne rivayet edilmişse hepsine inanır” dediğimizde, hadis konusunda bizim gibi düşünmeyen herkesi uydurulmuş bir dine inanıyor konumuna düşürmüş oluruz.

“Uydurulmuş din bağlıları Peygamberlerin, imamların, şeyhlerin şefaat edeceklerine inanırlar, ama indirilmiş dine inananlar böyle bir şefaat anlayışına inanmazlar” dersek, şefaat konusunda farklı düşünen bütün Müslümanları uydurulmuş bir dine inanıyor konumuna düşürmüş oluruz.

“Uydurulmuş din mensupları mürtedin öldürüleceğine, namaz kılmayanın cezalandırılacağına inanır” dersek, geleneksel fıkhın verilerine inanan herkesi uydurulmuş bir dine inanıyor konumuna düşürmüş oluruz. Benzeri örnekleri çoğaltmak mümkün.

Bu da tekfirci bir bakış açısını beraberinde getirir. Uydurulmuş bir dine inandıklarını düşündüğümüz insanların doğal olarak Müslüman olup olmadıklarını sorgulamaya başlarız. Ve bu sorgulama “Uydurulmuş dine inananlar Müslüman değildir” hükmünü beraberinde getirir. İşte bu tekfircilik demektir.

Ben İslamoğlu Hoca’nın uydurulmuş din derken bu insanların imanlarını sorgulamadığını ve tekfirci bir bakış açısına sahip olmadığını çok iyi biliyorum. Ama bu söylem kitlelerde böyle bir anlayışı getirecek ve kesinlikle tekfirci bir tavrı doğuracaktır diye düşünüyorum.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

Yorum Yaz

Yorumlar

  • Yazar gbi bende 20 senedir takip ederim. Uydurulmuş din dendiği anda tekfir etmiş olursunuz bu kadar basit. Çok talihsiz bi ifade. Ümmetin birleşmesi gereken zamanda bu çıkış siyasi saiklerle söylenmiş olmalı.

    9.10.2015 07:29:22 0 Yanıtla La edri.
ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09