KÜLTÜR SANAT

Haberi Sosyal Medyada Paylaş ! 11.8.2015 09:30:46

Ramazan Deveci “Ak Saçlı Bilge Adam; Atasoy Müftüoğlu”nu yazdı

Yazar Ramazan Deveci, yazıları ve mücadelesiyle İslamî hareketlere ufuk kazandıran üstad Atasoy Müftüoğlu hakkında bir yazı kaleme aldı. Ramazan Deveci “Ak Saçlı Bilge Adam; Atasoy Müftüoğlu”nu yazdı

İslamî Analiz/Haber Merkezi

Yazar Ramazan Deveci, yazıları ve mücadelesiyle İslamî hareketlere ufuk kazandıran üstad Atasoy Müftüoğlu hakkında bir yazı kaleme aldı.

Yazıdan bir kesit şöyle:

Atasoy Müftüoğlu’nu seksenli yıllarda okuduğum, “Vakti Kuşanmak” isimli kitabı ile tanıdım. Kitabın “tanış olmak” bölümüne hayran kalmıştım.

“Tanış olmak, birlikte bütünleşmektir. Yürekleri birbiri içinde eritmeksizin tanışmak olmaz. Gövdelerin birbirini tanımasına, tanışma demek olmaz. Tanışmak, sele dönüşen bir rahmet içinde, yine bir rahmet için birlikte sırılsıklam ıslanmaktır. Tanış olmak, birlikte özlemek, birlikte kucaklamak, birlikte sahip olmak, birlikte mahrum olmak, birlikte istemektir.”  diyordu Atasoy Müftüoğlu. Sorgulamaya başlamıştım kendimi, tanıştığımı sandığım insanlarla gerçekten tanışıyor muydum diye.

10 Haziran 1987 tarihinde Atasoy Müftüoğlu’nun Kilis’e geldiğini söyledi arkadaşlar. Kilis-İslâhiye arası 83 km. Atasoy Müftüoğlu gibi bir yazar Kilis’e gelir de gidilmez mi? Bir araba ayarlayarak Kilis yollarına düştük. Çok heyecanlıydım. Hayranı olduğum bir yazarla tanışacak, sohbet edecektim.

Kilis’teki o doyumsuz sohbetin üzerinde tam 28 yıl geçmiş. Ama o sohbetin sıcaklığını hala yüreğimde hissediyorum.

Atasoy Müftüoğlu, o gün bize İslam dünyasının ve Türkiyeli Müslümanların bir değerlendirmesini yapmış, ismini ilk defa duyduğumuz İslam ülkelerindeki gelişmelerden, çalışmalardan bizleri haberdar etmişti. Şeyh Said Şaban’dan, Üstad Kelim Sıddıki’den bahsetmişti. 1979 İslam devriminin dünya gerçekliğindeki yerini ve önemini vurgulamış, İslam devriminden çıkartılması gereken dersler üzerinde durmuştu. Küresel güçlerin, batılı ülkelerin İslam dünyası ile ilgili yaptığı çalışmaları anlatmış, İslam dünyası ve Müslümanlar üzerine çok ciddi araştırmalar yaptıklarını ifade etmişti. Ama Müslüman olarak bizlerin ne İslam dünyası hakkında, ne batılılar hakkında, hiçbir nitelikli çalışma içerisinde bulunmadığımızı söylemişti.

Geleneksel, mezhepsel, cemaatsel bakış açısı ile aziz İslam’ın ve kerim kitabın ne kadar gerisinde olduğumuzu hatırlatmıştı.

Sohbet entelektüel bir birikimi, ufak açıcı bir bakışı yansıtıyordu. Bütün bir ümmeti yüreğinde taşıyordu sanki Atasoy Müftüoğlu. Ümmet bilinci yüklüyordu yüreklerimize. Bununla birlikte üst perdeden konuşmuyor, muhataplarına yukardan bakmıyordu. Bizden biri gibi konuşuyordu. Tevazu abidesi bir şahsiyeti dinliyorduk. Dün hayranı olduğum bir yazar iken bugün kendime çok yakın hissettiğim bir abi gibi idi.

O gün Atasoy abiye “Tevhidi Gerçekliğin Işığında” kitabını imzalatmıştım. Benim kitap imzalamak gibi adetlerim yok demişti. Ama çok ısrar edince kırmamıştı beni ve imzalamıştı kitabını sağ olsun.

Atasoy abiyi 1988 yılında Eskişehir’de Yasin İş Merkezi’nde bir mektep gibi kullandığı bürosunda ziyaret ettim. Yine bir abi sıcaklığı ile kucakladı beni. O sıcak samimi sohbeti ile vahyin kılavuzluğunda, tevhidi gerçeklerle buluştururken, bunca tuğyana sessiz kalmamamız gerektiğini hatırlattı. Ümmetçi bir bakış açısı ile olaylara bakarken nitelikli çalışmaların, okumaların önemi üzerinde durdu. Evine götürdü ikramda bulundu kardeşçe.

Atasoy abi çok vefalı bir Müslüman’dır. Hiçbir selamı, hiçbir mektubu karşılıksız bırakmaz. Kısa bir selamla da olsa mutlaka cevap yazar. Atasoy abinin ilk mektubuna çok heyecanlandığımı hatırlıyorum.

1990 yılında, sanıyorum Eylül ayıydı, eşim ile birlikte Çanakkale’den İslâhiye’ye dönerken Eskişehir’e gidip Atasoy abiyi ziyaret etmeye karar verdik. Sabah saat 10:00 gibi Atasoy abinin evinin zile bastığımızda evde kimsenin olmadığı gördük. O sırada sokaktan geçmekte olan kısa boylu bir ayağı da sakat olan sakallı bir Müslüman, avazı çıktığı kadar bağırıyordu.

“O Humeynici öldü sizde öleceksiniz” diyordu…

Şaşkın şaşkın bakarken adamın bize bağırdığını anladım. Humeyniciden kastı Atasoy abi idi. Eşim kolumdan tutup uyma bu adama, deli bu adam diyerek beni bırakmadı. Atasoy abi böyle delilerle uğraşıyordu demek ki.

Atasoy abiyi tanıştığımız ilk günden bu yana hep yakından takip ettim. Yazdıklarını okumaya konuştuklarını dinlemeye çalıştım. Onu gereği kadar arayıp sormasam da, onun kadar vefalı davranmasam da, farklı zaman ve farklı yerlerde birçok kez görüştük Atasoy abi ile, ilişkimiz hiç kopmadı.

Atasoy abi Türkiyeli Müslümanların hep önünde yürüdü. İslam dünyasındaki siyasi olayları, sadece görünen boyutu ile değil, görünmeyen boyutu ile de değerlendirmesini bildi. Olayların arkasındaki güçleri, olayların arka planını, küresel güçlerin İslam dünyası üzerindeki oyunlarını görerek ümmeti hep uyardı. Türkiyeli Müslümanlar Atasoy abiyi gereğince anlayamadılar. Ama tarih Atasoy abiyi hep haklı çıkardı.

Afganistan gerçeğini önce o gördü. Türkiye Müslümanlarının Afganistan cihadını bir cihat mektebi, Afganlı mücahitleri birer Asr-ı saadetten gelme sahabeler gibi gördüğü dönemde, Atasoy abi Afganistan gerçekliğini gözlerimizin önüne serdi. Afganlıların ne kadar sığ bir İslam anlayışına sahip olduklarını ve birbirlerini öldürmekten çekinmediklerini söylediğinde Atasoy abiye birçok hakaretler edilmişti. Hatırlıyorum ben de o zaman Atasoy abiye çok kızmıştım. Ama tarih Atasoy abiyi haklı çıkarmıştı. Keşke çıkarmasaydı.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09