Oscar’a 6 dalda aday gösterilen faşist ve emperyalist bir film: American Sniper (Film Kritiği)

Bu yılki Oscar’a 6 dalda aday gösterilen American Sniper, keskin nişancı olarak orduya katılan bir askerin gözünden Irak işgalini anlatıyor. Film alt metninde Irak’ta bir milyonu aşkın insanın ölümüne sebep olan Amerikan ordusunun masum, Iraklıların ise terörist olduğu mesajını veriyor.

Bu yılki Oscar ödül törenine sayılı günler kalırken, çok sayıda dalda aday gösterilen yapımlar da Türkiye’de bir biri ardına vizyona giriyor. Bu filmlerden biri olan Clint Eastwood imzalı American Sniper, bu hafta seyirci karşısına çıkıyor. Oscar’a 6 dalda aday gösterilen film, Irak’a savaş için gönderilen SEAL komandolarından Chris Kyle’in hayatını konu ediyor. Filmin başrollerini Bradley Cooper, Sienna Miller ve Kyle Gallner paylaşıyor.

KATİLDEN EFSANE

Irak’a silah arkadaşlarını korumak için gönderilen Chris Kyle, son derece isabetli atışları sayesinde savaş alanında çok sayıda hayat kurtarır. Irak’ta 160’dan fazla insanın ölümüne sebep olan Chris Kyle, görevleriyle ilgili hikâyeler yayıldıkça “Efsane” lakabını kazanır. Ancak kafasına ödül konmasıyla birlikte isyancıların (!) öncelikli hedeflerinden biri haline gelir.

HOLLYWOOD KLİŞELERİ

Amerikan sinema çevrelerince hakkında yazılan övgülerin aksine American Sniper, seyirciye hiçbir yenilik sunmayan, vasat bir Amerikan yapımı. Bütün enerjisini Amerikan milliyetçiliği üzerine inşa eden film, sinemasal anlatımını da Amerikan ordusunun savaş stratejisini tasvirde kullanmaya çalışmış. Kurgu ve anlatımında klişe yollara başvuran film, Hollywood tarzı anlatımı tekrarlamakla yetiniyor. American Sniper, son derece yapay diyalogları ve yüzeysel karakterleriyle de özgün bir savaş filminden çok propagandist bir Amerikan yapımı olma özelliği taşıyor.

HERŞEY AMERİKA İÇİN

Son yıllarda sayıları artan ve Ortadoğu başta olmak üzere Amerika’nın dünya genelinde uyguladığı işgal ve baskı politikasını eleştiren filmlerin aksine, American Sniper olan biteni Amerika’nın resmi ideolojisi üzerinden okuyan milliyetçi bir tavır sergiliyor. Yer yer bu çizgiyi de aşarak faşist bir söylem tutturan film, seyirciye Amerikan çıkar ve güvenliğinin her şeyin üzerinde olduğu mesajını veriyor.

Filmin genel planına yansıtılan ‘Iraklı’ tasvirleri oldukça dikkat çekici. Kılık kıyafetleri salaş, yaşam biçimleri oldukça ilkel, tavır ve davranışları medeniyetten yoksun olan Iraklılar, ülkelerine barış ve istikrar getirmeye çalışan masum (!) Amerikan askerlerini öldürmek için her yola başvuruyor. Film hemen her diyaloğunda Iraklıları aşağılamaya devam ederken, yer yer İslami bazı değerlere de olumsuz göndermelerde bulunuyor.

Sinemasal ahlaksızlık

Clint Eastwood’un gerçekleri bir kenara bırakarak, tüm dünyanın işgal olarak kabul ettiği acımasız saldırıları keskin bir nişancının ulus sevgisi üzerinden destanlaştırması, bir sinemacı için utanç vesilesidir. Amerika’nın Irak’ı işgaliyle başlayan, sadece resmi kayıtlarca belirlenen ve sayıları milyonlarla ifade edilen ölü, yaralı ve kayıpların yaşandığı bir işgali, bu türden bir okumayla beyazperdeye taşımak en hafif deyimle sinemasal ahlaksızlıktır. Dünyanın gözü önünde yaşanan, TV’lerin canlı olarak yayınladığı görüntülerde çocuk, kadın, yaşlı ve hatta hasta demeden binlerce insanı katleden Amerikan ordusunu masum gösterip, kendi ülkelerini savunmak adına savaşan Iraklıları böcekler, aşağılık teröristler olarak lanse etmek, kadın ve çocukların öldürülmesini Amerikan’ın güvenliği için kaçınılmaz bir sonuç olarak nitelemek sinemasal ahlaksızlık değil de nedir?

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09