TÜRKİYE

Haberi Sosyal Medyada Paylaş ! 7.1.2017 09:21:13

Mücahit Gültekin yazdı: ABD Elçiliği Nihat Erim'i Niçin Hatırladı?

İslamî Analiz yazarlarından Yrd. Doç. Dr. Mücahit Gültekin, ABD Büyükelçiliği’nin resmi twitter adresinden eski başbakanlardan Nihat Erim'in Amerika'ya yaptığı ziyarette Başkan Nixon'la birlikte görülen fotoğrafını paylaşmasının zamanlamasını ve mahiyetini değerlendirdiği yazısında, ABD’nin İncirlik'le ilgili "egemenlik haklarından" bahseden Türkiye'de, Nihat Erim gibi yeni bir sopa aradığını belirtti. Mücahit Gültekin yazdı: ABD Elçiliği Nihat Erim

İslamî Analiz/Köşe Yazıları

İslamî Analiz yazarlarından Yrd. Doç. Dr. Mücahit Gültekin, ABD Büyükelçiliği’nin resmi twitter adresinden eski başbakanlardan Nihat Erim'in Amerika'ya yaptığı ziyarette Başkan Nixon'la birlikte görülen fotoğrafını paylaşmasının zamanlamasını ve mahiyetini değerlendirdiği yazısında, ABD’nin İncirlik'le ilgili "egemenlik haklarından" bahseden Türkiye'de, Nihat Erim gibi yeni bir sopa aradığını belirtti.

Yazıdan bir kesit şöyle:

Amerikan Büyükelçiliği 5 Ocak 2017 Perşembe günü resmi twitter hesabından eski başbakanlardan Nihat Erim'in Amerika'ya yaptığı ziyarette Başkan Nixon'la birlikte görülen fotoğrafını paylaştı. Nihat Erim Türkiye'nin bir suikast sonucu öldürülen tek başbakanıydı. Peki, ABD Nihat Erim'i niçin hatırladı?

***

1945-60 yılları arası Türk-Amerikan ilişkilerinin altın yıllarıydı. Amerika söylüyor, Türkiye yapıyordu. Hatta Türkiye, Amerika söylemeden yapıyordu. Türkiye ve Amerika arasındaki uzun süren bu balayı dönemi, ilk ciddi darbesini Johnson Mektubu'yla almıştı. Ama ondan önce yaşanan iki olay da kamuoyunda tartışmalara yol açmıştı. Bunlardan biri 1962 yılında patlak veren Jüpiter füzeleri/Küba kriziydi. Diğeri ise U-2 istihbarat uçuşlarıydı. Küba krizini bir kenara bırakarak konumuzla daha yakından ilgili olan U-2 krizinin ayrıntılarına bakalım.

1 Mayıs 1960'ta İncirlik'ten havalanan bir U-2 istihbarat uçağı Sovyet hava sahası içinde düşürülmüştü. Uçak, Sovyetlerin stratejik tesislerini fotoğraflayan bir istihbarat uçağıydı. ABD, uçağı Rusların düşürdüğünden habersizdi. Pilotun da ölmüş olacağını düşünerek uçağın "meteorolojik amaçlı" "bilimsel" uçuşlar yaptığını duyurdu. Ama birkaç gün sonra Sovyet lideri Kruşçev, uçağı kendilerinin düşürdüğünü ve pilotun da sağ olduğunu açıkladı. Amerika bunun üzerine uçağın istihbarat amaçlı uçuş yaptığını kabul etmek zorunda kaldı. Bu olay, Türk-Sovyet ilişkilerinde bir krize neden oldu. Çünkü Kruşçev, uçağın havalandığı yerin İncirlik olduğuna işaret ediyor ve bu düşmanca tutuma tehditle karşılık veriyordu. Türkiye ilginç bir şekilde durumu inkâr eden bir açıklama yaptı ve bu tutumunu da kriz boyunca sürdürdü.

Uçuşlar Türk yetkililerin izni olmadan gerçekleştirilmişti ve büyük bir gizlilik içinde yürütülüyordu. İncirlik'teki Türk komutan da uçuşlardan habersiz olduğunu açıklamıştı. Başkan Eisenhower bu kriz üzerine 25 Mayıs 1960'ta U-2 uçuşlarının yasaklandığını açıkladı. Ama tabi ki bu doğru değildi. Amerikalıların istihbarat uçuşlarına devam ettiği 1965 yılının Aralık ayında bir istihbarat uçağının kaza sonucu Karadeniz açıklarında düşmesi sonucu anlaşıldı. Düşen uçak, İncirlik'ten kalkmıştı. Zaten daha önce (1964 yılında) Johnson'un sert ve horlayıcı mektubu, kamuoyunda yükselen tepkilerin de etkisi ve Türkiye İşçi Partisi'nin etkili muhalefetiyle, ABD'nin bütün ısrarlarına rağmen Başbakan Süleyman Demirel U-2 uçuşlarını yasakladı.  

Sonrasında Haşhaş Krizi ortaya çıktı. ABD Türkiye'den haşhaş ekimini yasaklamasını istiyordu. Nixon yönetimi, Türkiye'de ekilen haşhaşın, ülkesindeki uyuşturucu sorununun kaynağı olduğunu düşünüyordu.  Adalet Partisi, seçmen kitlesinin yoğun olduğu bölgelerde haşhaş ekimini yasaklamak istemiyordu. Nixon yönetimi haşhaş ekiminin yasaklanması için ısrarcıydı ama Demirel hükümeti ABD taleplerine olumsuz cevap veriyordu. ABD'nin giderek sertleşmeye başladığını gören Demirel, Nixon yönetimini yumuşatabilmek için 1970 yılında yayınlanan bir kararnameyle haşhaş ekilen illerin sayısını yediye indirdi. Kararnamede 1971 yılının sonbaharından itibaren haşhaş ekiminin 5 ilde daha yasaklanacağı bildiriliyordu. Fakat bunlar ABD yönetimini yumuşatmaya yetmedi. ABD ekimin tamamen yasaklanmasını istiyordu.

ABD o dönemde Vietnam sendromunu yaşıyordu. 1950'lerdeki "hür dünyanın lideri" imajı büyük yaralar almıştı. Amerikan yönetimi, hem gündemi biraz değiştirmek, hem de kendi kamuoyunda önemli bir sorun haline gelen uyuşturucu sorunu hakkında bir şeyler yaparak puan kazanmak istiyordu. Türkiye gibi "çantada keklik" görülen bir ülkenin diretmesi ise canını sıkmakla birlikte, asıl sorun Türkiye'de yükselen Amerikan karşıtlığıydı. 1946'da İstanbul limanlarına geldiğinde adına pul bastırılıp, Tekel'in sigara çıkarttığı Missouri Gemi'sinin coşkuyla karşılandığı günler geride kalmıştı. Artık Amerikalı askerlerin, Türkiye'de yükselen devrimci solun etkisiyle, denize döküldüğü yıllar yaşanıyordu. Deniz Gezmişlerin, Yusuf Aslanların, Hüseyin İnanların, Hüseyin Cevahirlerin ortalığı "Kahrolsun Amerika" diye inlettiği yıllardı. Türkiye'nin cezasının kesilmesi gerekiyordu. Amerika bu cezayı 12 Mart Muhtırası'yla kesecekti.

12 Mart 1971 yılında verilen muhtıranın ardından Demirel hükümeti gitti. Yerine CHP milletvekili Nihat Erim partisinden istifa ettirilerek "bağımsız" Başbakan olarak atandı.

Nihat Erim, yaygın olarak bilinenin aksine "Türkiye küçük Amerika olacak" sözünü Celal Bayar'dan 8 yıl önce ilk söyleyen kişiydi. Erim, 1949 yılında İzmit Halkevi'nde yaptığı bir konuşmada şöyle demişti:

"Eğer bir dış felakete uğramazsak ben memleketin yakın geleceği için çok nikbinim
(iyimserim). Çünkü yakın bir gelecekte Türkiye küçük bir Amerika haline gelecektir."

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

Paylaş:

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09