KÜLTÜR SANAT

Haberi Sosyal Medyada Paylaş ! 6.4.2015 10:54:52

Mevzide geçen bir ömür: Muhammed Bakır es Sadr (Biyografi)

Büşra Aksoy, 20. yüzyılın önde gelen İslam âlimlerinden olan Muhammed Bakır es-Sadr’ı İslamî Analiz okuyucuları için tanıttı. Mevzide geçen bir ömür: Muhammed Bakır es Sadr (Biyografi)

İslamî Analiz/Haber Merkezi

Büşra Aksoy, 20. yüzyılın önde gelen İslam âlimlerinden olan Muhammed Bakır es-Sadr’ı İslamî Analiz okuyucuları için tanıttı.

Muhammed Bakır es-Sadr

Muhammed Bakır es Sadr,1 Mart 1935 (h: 25. zilkade.1353) tarihinde Irak’ın Kazımeyn şehrinde dünyaya geldi. Babası Haydar el-Sadr saygın bir âlimdi. Annesi de yine âlimleriyle meşhur aileden, üstün ahlaki özelliklere sahip birisiydi. Onun da  mensubu olduğu "Sadr" ailesi, âlimlerinin ve şehitlerinin bolluğuyla tanınan bir aile. Bu aile İslam toplumuna birçok âlim, şehit ve kıyam ehli insanlar yetiştirmiştir. Şehit Sadr’ın kendisi gibi çok genç yaşta müçtehit olan bir erkek kardeşi, şehit Bint’ül Huda adında da düşünür, yazar, şair, öğretmen olan ve İslam yolunda onunla beraber şehit edilen bir kız kardeşi vardır.

İlk eğitimine beş yaşında başlayan şehit Sadr’ın, üstün zekâsı herkesi özellikle de öğretmenlerinin dikkatini çekiyordu. On bir yaşında ilkokulu bitirdiğinde, devlet tarafından bursla yurtdışında okumak için gönderilmek istendi. Fakat Şehit Sadr bunu kabul etmedi, O İslami eğitim almayı tercih etti. O zamanların İslami ilimler merkezi olan Necef’e gitti. Burada çok değerli âlimlerden dersler almaya başladı. Azmi ve gayreti neticesinde, daha on sekiz yaşındayken içtihat makamına erişti. Yirmi yaşında Kifaye ve Usul derslerini vermeye başladı. Verdiği dersler sonucunda birçok âlim, düşünür, mücahit, topluma ve İslam’a faydalı büyük insanlar yetişti. İslam uğrunda parlak bir mücadele geçmişine sahip olmakla birlikte ekonomi, felsefe, sosyoloji, siyasal bilimler, fıkıh, fıkıh metodolojisi, mantık ve diğer İslami ilimler alanında da uzmanlık sahibi oldu. İmam Humeyni’nin tabiriyle ‘İslam âleminin düşünen beyni’ Şehit Sadr, İslami mücadelesini çeşitli boyutlarda yürütüyordu. En temel mücadelesi düşünsel ve kültürel alanda olmuştur. Döneminde çok sayıda din talebesi, imanlı ve bilge insanın yetişmesine vesile olmuştur. İslam uğrunda verdiği başarılı mücadelesinin yanında pozitif ilimlerle de uzmanlık sahibi idi. Halkını Batı düşüncesinin çürük temeline dikkat çekip tuzaklarından korumak için konferanslar tertip etmiştir. Asil İslam kültürünü tanıtmak ve Batı düşüncesinin zararlarına, tutarsızlıklarına, eksikliklerine dikkat çekmek için birçok eser kaleme almıştır. Türkçe'ye ‘İslam Ekonomi Doktrini’ olarak çevrilen 'İktisaduna' adlı oldukça hacimli bir kitap yazmıştır. Ekonominin yanı sıra felsefi, siyasi bilimler, sosyoloji, fıkıh alanlarında da kıymetli eserleri kaleme almıştır.

Irak'ta İslam devriminin gerçekleşmesi ve İslam devletinin kurulması için birçok siyasi çalışmada da bulunmuştur. Bu alanda yaptığı ilk hareket, İmam Humeyni ile birlikte Amerikan sömürüsüne karşı mücadele başlatmak olmuştur. Mücadelenin haklılığını şu sözlerle ifade etmiştir; “İmam Humeyni’nin (r.a) Amerika ve uşaklarına karşı kıyamı, hem Amerika sömürüsünün iç yüzünü ortaya çıkarmış ve hem de dini mücadelenin gericilik olmadığını kanıtlamıştır”. İslami mücadelenin birlik ve beraberlikle daha güçlü temellere dayanacağını düşünerek İslami Davet Partisi (Hizbu'd-Da'va) ve Âlimler Topluluğu gibi oluşumları hayata geçirmiştir.

Baas Rejimi ve dış kuvvetlerin desteğiyle oluşan yapılanmaların karşısında bilfiil korkusuzca mücadele vermiştir. Yaptığı açıklamalarıyla mevcut sistemin varlığını tehdit etmiş, din karşıtı planlarını da suya düşürmüştür. Baas rejimi Sadr’ı ve dostlarını, ortadan kaldırılması gereken asıl düşmanlar olarak belirledi. Etrafındaki birçok insan tutuklanarak şehit edildi. Muhammed Bakır es Sadr da Saddam rejimi tarafından tutuklandı ve hapsedildi. Tutukluluğu süresinde İran İslam İnkılâbını savunmaması istenmiş, fakat o buna şöyle cevap vermiştir: "Ben müslümanım; başta Irak ve İran Müslümanları olmak üzere bütün Müslümanların kaderi hakkında sorumluyum ve sorumluluğumun gereğini de yerine getirmek zorundayım. Dini mükellefiyet Irak ve İran’la sınırlı değildir. İran İslam inkılabını ve önderini savunmak şer’i vazifemin bir parçasıdır." Tutukluluk süresince Sadr’a destek yürüyüşleri gerçekleştirilmiş, halkın tepkisi sonucunda Saddam rejimi Sadr’ı serbest bırakma kararı almıştır. Sadr bu süre zarfında da tehditler almış ve uzlaşma taleplerine red cevabı vermiştir. Tehditlere karşılık şu cevabı vermiştir: "Sizlere nasihat ettikçe daha da azıtıyorsunuz. Tıpkı Yahudiler ve şeytana uyanlar gibi, sizi kötülükten alıkoyanlara düşmanlık besliyorsunuz. Allah'a karşı savaş açmışsınız ve Allah velilerini gözaltına alıyorsunuz ve onları öldürüyorsunuz . Beni ölümle tehdit edip korkutacağınızı mı zannediyorsunuz. Ölüm, halk içindeki bir gelenektir ve hepimiz ölümü tadacağız. Zalimlerin eliyle öldürülmek, Allah'ın halis kullarına olan bir ikramı değil mi? Eğer ölümden başka korkutacak bir şeyiniz kalmamışsa, öyleyse davranın. Benim sizin isteklerinize boyun eğeceğim hayalini de, kafanızdan silip atın. Bizler, değerli insanların evlatlarıyız ve ayaklarımız asla titrememiştir."

Sadr, 5 Nisan 1980 tarihinde yeniden tutuklandı, kendisiyle beraber daha önceki tutuklamada halkı harekete geçirdiği gerekçesiyle kız kardeşi Bint’ül Huda da tutuklandı. Türlü işkencelere maruz kaldılar.  9 Nisan günü de işkenceler altında, kız kardeşi Bint’ül Hüda ile birlikte şehadet makamına ulaştı. 

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09