ORTADOĞU

Haberi Sosyal Medyada Paylaş ! 12.3.2019 18:25:41

Koral: Türkiye, şer cephesinin Varşova'daki toplantısına katılamayarak safını ve tavrını ortaya koydu

İslâmî Analiz köşe yazarlarından Hazım Koral, "Şer Cephesi" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Koral: Türkiye, şer cephesinin Varşova

İslâmî Analiz/Köşe Yazıları

İslâmî Analiz köşe yazarlarından Hazım Koral, "Şer Cephesi" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Varşova'daki İran karşıtı toplantıyı ve ABD'nin son dönem Ortadoğu politikasını değerlendirdiği yazısında Koral, "Büyük şeytan ABD’nin öncülüğünde 'İslâm NATO’su'!" diyerek bahsi geçen konuya tepki gösterirken, "İşin acı tarafı başında ABD ve Siyonist İsrail’in olduğu bu şer cephesine ümmet bünyesinden de bazı parçaların eklemlenmiş olmasıdır." ifadelerini kullandı.

Koral'ın yazısı şu şekilde:

Büyük şeytan ABD’nin öncülüğünde Polonya’da gerçekleştirilen Ortadoğu Zirvesi'nin amacı ve iletilmek istenen mesaj İran’a gözdağı vermekten ibarettir. Daha önceleri de benzeri zirveler yapılmış ve hep aynı endişeler dile getirilmiş ve tehditler savrulmuştu. Bunların yaptığı kuru gürültüden ibarettir. Çünkü, merhum Humeyni’nin ifadesiyle, “Amerika hiçbir halt edemez.”. Yapılan gövde gösterisi ise şovdan başka bir şey değildir. Dünya kamuoyu nezdinde gülünç duruma düşmektedirler farkında değiller. Bazı AB ülkeleri bunu bildiği için toplantıya katılmayı lüzumsuz gördüler.

Bu nedenle diyebiliriz ki, ‘barış ve güvenlik' konulu Ortadoğu Zirvesi, tam bir fiyasko ile sonuçlandı.

Zira yaklaşık 80 ülkenin davet edildiği konferansa katılan ülke sayısı da, ülkelerin katılım düzeyi de son derece düşük kaldı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin iki daimi üyesi Rusya ve Çin'in bu zirveye katılmayacağı zaten Moskova ve Pekin'den haftalar önce gelen beyanatlar doğrultusunda belliydi. Ayrıca yalnızca Rusya ve Çin değil; Türkiye, Lübnan, Filistin ve Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Federica Mogherini de zirveye katılmadılar.

ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığından bütün bölge halklarının kin ve nefretine neden olması ve müttefik olmalarına rağmen birçok bölge ülkesinin de rahatsızlığı ABD’nin yeni hamleler yapmasına, yeni arayışlara girmesine neden olmaktadır. ABD’nin bu tür atraksiyonlarla kendisine meşruiyet zemini araması beyhude çabadan başka bir şey değildir. Sadece dünya halkları nezdinde değil, birçok Avrupa ülkesi nezdinde de eski etkin gücünü ve itibarını kaybeden ABD, yanına aldığı Suudi ve benzeri rejimleri bir araya getirip işgalci İsrail ile birlikte aklı sıra gövde gösterisi yapmaya çalışmaktadır...

Ayrıca bu zirvenin Polonya’da yapılması oldukça manidar! Zira Polonya Ortadoğu ile hiçbir ilişiği olmayan bir ülke. ABD bu tavrı ile Rusya’ya da mesaj mı vermek istiyor sorusu akla geliyor! Ayrıca ABD, AB içerisindeki muhaliflere de gönderme yapıyor olabilir! Zira ABD’nin İran’a yönelik ambargo ve yaptırımlarına Almanya ve Fransa soğuk bakmaktadır. Rusya ise bu konuda ABD’yi muhatap bile almamaktadır. ABD bu yüzden Rusya’ya eski müttefiki Polonya üzerinden gönderme yapıyor olabilir! ABD ayrıca Polonya’ya anti-balistik füze savunma sistemlerinin de konuşlandırması Rusya’ya karşı gardını almaktan başka bir amaç taşımamaktadır.

Büyük şeytan ABD çok yönlü entrika ve atraksiyonlar içerisinde olmakla birlikte asıl odaklandığı husus Ortadoğu'da kamplaştırmaya çalıştığı Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, İsrail ekseninde bir politika ve Arap NATO’su gibi askerî yapılar oluşturmak. Bunda senkronize ve eşgüdümlü olarak güttüğü iki gaye var. Birincisi enerji kaynaklarına yönelik sömürü ve nakil işlemini güvence altına almak. İkincisi, İran tehdidine karşı işgalci İsrail’in güvenliğini sağlamak...

Şunu belirtmiş olalım ki, bu zirveden hiçbir zaman istedikleri sonucu alamayacaklardır. Zira kozmik zaman aleyhlerine işlemektedir. Korkunun ecele faydası yoktur. ABD'nin bugün düşük yapan hasta bir kadından farkı yoktur. Bu zirve başta İran olmak üzere, Irak, Suriye, Lübnan, Filistin ve Yemen’in direnç gösteren halkları nezdinde hiçbir anlam ifade etmemektedir. Şu bir gerçek ki, direniş cephesi bu tehdide gülmektedir. Ayrıca Türkiye bu toplantıya katılmamakla safını ve tavrını net bir şekilde ibraz etmiş oldu.

Şer cephesi ise dur durak bilmeden hamle üzerine hamle yapmaktadır.

24 Şubat’ta Şarm el Şeyh’te düzenlenen “Birinci Arap Birliği Zirvesi”ni yaptılar. Zirve öncesinde Suud Kralı mecalsiz bir şekilde Kahire’de Mısır Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada alkış tufanıyla karşılandı.

Bu teveccühün nedeni Kral’ın “hadim’ül harameyn” oluşundan değil, Mursi iktidarına karşı 2013’teki darbeden beri Abdülfettah el Sisi rejimini finans etmesinden mütevellit. Kısacası o alkışlar milyarlarca dolar ulûfenin karşılığı olmaktadır. “Himmet - ulûfe” Suudi diplomasisinin en önemli malzemesi. Tekfirci örgütler de aynı ulûfeden, aynı himmetten faydalanmakta...

İşin ilginç tarafı, yine bu zirvede, bölgede anti emperyal aktör olan İran “mevcut öncelikli düşman” olarak konumlandırıldı. Öte yandan, Varşova Zirvesi’ne katılmayan Türkiye bu toplantıda İran ile aynı aynı kefeye konuldu. Adamlar affetmiyor. “Ya bizimlesiniz ya da düşman safındasınız” diyorlar.

Yazının tamamına ulaşmak için tıklayınız

 

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09