Kitap Kritiği: Bir Öz İncelemesi : “Tevhid”

İslamî Analiz Kitap Kritiği bölümünde Muhammed Burak Çamur, şehid İsmail Raci el-Farukî’nin “Tevhid” adlı eserini okuyucularımız için tanıttı:

İslamî Analiz/Kitap Kritiği

İslamî Analiz Kitap Kritiği bölümünde Muhammed Burak Çamur, şehid İsmail Raci el-Farukî’nin “Tevhid” adlı eserini okuyucularımız için tanıttı:

Bir Öz İncelemesi : “Tevhid”

Her sistemin, dinin, ideolojinin beslendiği, dayandığı, üzerine bina edildiği bir temel vardır. Bu temel tam olarak atılmadan, oluşturulmadan sistemin ayakta kalması, hayatı kuşatması mümkün değildir. Sistemin meydana gelmesi için böyle bir temelden bahsetmek zorundayız.  Bu temel üzerine bina edilen sistemin özüdür, esasıdır. Bu öz; sistemi meydana getiren, her parçaya rengini veren kimliktir. Bu özün yokluğunda parçalar bir araya doğru bir şekilde gelemediğinden bir bütünden, sistemden söz edemeyiz. Tabi özün olması sistemin doğru olduğu anlamına gelmez. Öz, sistemden söz etmemizi sağlar. Sistemin değerlendirilmesine bu özden başlanır. Öz yanlışsa sistem çökmeye mahkûmdur. İşte bu yüzden beşeri sistemler sürekli bir yenilenmeye ihtiyaç duymaktadır (Yenilenmeden kastımız sadece uygulanan kanunların değişmesi noktasında değildir).Bu yenilenme özde de bir takım değişiklerle sonuçlanmaktadır. İslam'ın dışında bütün sistemlerin özü değişmeye mahkûmdur. Çünkü beşer ürünüdür ve beşer bütün çağlara hitap edecek doğru bir sistem üretmeye muktedir değildir. İslam evrensel bir sistemdir yani bütün çağlara hitap edecek, dosdoğru bir öze sahiptir.

Bir dine, ideolojiye, sisteme bağlı olduğunu söyleyen; bunu iddia eden bir ferdin ise bu sistemin temelini, özünü anlaması gerekmektedir. En azından anlamaya gayret göstermesi, çabalaması uygulayabildiği ölçüde hayatına yansıtması gerekmektedir. Çünkü bu kişi “özü”, hayatının her alanına etki ettirmek zorundadır. Sisteme, dine vb. mensub kişinin kimliği, dünya görüşü bu özdür. Kişi ticaretinde, siyasi görüşünde, ailesiyle ilişkilerinde, insanlarla olan ilişkilerinde, dünyaya bakışında yani hayatının her alanında bu özü kendisine referans almalıdır. Özden uzaklaşma sistem dışına doğru bir yolculuktur.

İslam'ın temeli, özü “tevhid” ilkesidir. Müslüman’ın kuşanması gereken kimlik Tevhid kimliğidir. Müslüman olurken getirdiğimiz kelime-i şehadet, işte bu kimliği kuşanmak için verilmiş sözdür. Tevhid ilkesi kavranmaya çalışılmadan İslam dinin özü anlaşılamaz, yaşanamaz. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi öz bütün alanlarında kendini belli etmelidir(zorundadır). Peygamberler tarihine baktığımızda da değişen şeriatlarla karşılaştığımız gibi değişmeyenlerin, sabitlerin var olduğunu görürüz. Bu sabitlerden en belirgini ise "Tevhid"dir. İlk insan/peygamber Hz.Adem'den son peygamber Hz.Muhammed’e kadar varlığını değişmeden hissettirmiştir. Bu öz, dün olduğu gibi bugün olduğu gibi yarında var olacaktır ve üzerine atılan bunca çamura rağmen değerinden bir şey kaybetmeyecektir. Kişinin hayatına bina ettiği İslam binasının çökmesi veya çökmeye başlaması özden sapmasıyla doğru orantılıdır. Bu temeli tamamen kuşanan insanların dağılmadan, ezilmeden, zulme maruz kalmadan nasıl yaşadıklarını tarihte buluyoruz. Tevhid, en basit ifadeyle "birlemek" demektir ve sosyal tezahürü "vahdet"tir. O zaman günümüzde Müslümanların neden bu hale geldikleri (parça parça oldukları, en güçlü ve doğru sistem olduğu halde Müslümanların neden bu kadar güçsüz olduğu vb.) sorularına bir de bu pencereden bakmak zorundayız veya Müslümanlar olarak bizler bu temeli değer alarak kendimizi değerlendirmeye tabi tutmalıyız.

"Tevhid" kitabının önsözünde yazar kitabın yazılma amacını açıklarken şu cümleleri kuruyor:

Bu kitap Müslüman gençliğin eğitilmesi için İslam'ın gerçeklik görüşünü takdim etmektedir. Kitap Selefiye hareketinin, Muhammed İbn Abdulvehhab'ın, Muhammed İdris es-Senusi'nin Hasan el-Benna ve diğer büyük reformcuların fikri anlayışlarını güncele taşıyarak gençleri samimi ve yapıcı yolda harekete geçirmek istemektedir. İslam'ın insanın çeşitli düşünce ve eylem sahalarına uygunluğu burada, bu sahaların her birinde reformcu programların temelini oluşturma ümidiyle analiz edilmekte ve işlenmektedir. İslam'a ait olduğu öne sürülen başka hiçbir esas başarılı olamayacaktır. İslam'ın özü ve esası tevhiddir. Bu nedenle kitabın ismi de bu esasa uygun olarak Tevhid'dir.

Amacı yukarıdaki gibi açıklanan kitap; 1921 yılında Filistin'in Yafa şehrinde dünyaya gelen, İslam dünyasına/düşüncesine birçok konuda büyük katkılarda bulunan ve 1986 yılında şehit edilen İsmail Raci el-Faruki tarafından kaleme alınmıştır. Islah ve yeniden inşa amacıyla yazılan bu eserde Şehid Faruki, İslam'ın esası/özü olan Tevhid akidesini düşünsel, teorik ve pratik/hayattaki örnekleri gibi yönlerden incelemeye alıyor.

Müslüman’ın hayatının her alanında Allah merkezli hareket etmesi gerektiği gerçeğinden yola çıkarak, “Allah inancının ne olduğu” sorusuyla meseleye başlıyor. Kitapta, tevhidin özünün ne olduğu, tevhidin ilkelerinin neler olduğu gibi temel sorulara cevap aranmakta ve üretilmektedir. Özün, hayatın her alanına etki etmesi gerektiğini belirtmiştik. İşte Faruki de kitapta Tevhid'i alt ilkelere ayırarak; aile ilkesinden ümmet ilkesine, siyasal düzenden toplumsal düzen ilkesine, bilgi ilkesinden estetik ilkesine kadar birçok alanda meseleye yaklaşıyor.

Kitap meseleyi ele alırken sadece doğru olan ilkeyi incelemekle kalmıyor; aynı zamanda doğrulara ek olarak yanlış/bozulmuş sistemlerin/dinlerin durumunu da tahlil ediyor. Bu kısımlarda Hıristiyanlığa, Yahudiliğe veya seküler sistemlere de yerinde eleştirilerde bulunuyor.

İnsan Yayınları tarafından basılan bu kitabın her Müslüman tarafından okunması gerektiği düşüncesindeyiz

Kitabın nasıl okunması gerektiği konusunda ise Atasoy Müftüoğlu ağabey bir röportajında: "Bu kitap herkesin cebinde olacak, bu kitabı maddi bilgi almak için okumayacaksınız, bu kitabı özümsemek üzere okuyacaksınız. Bu kitabı her gün bir sayfa, birkaç sayfa okuyacaksınız. Bu kitabı okuduktan sonra sizin bu kitaba katkılarınız neler olabilir, ‘kitabı nasıl çoğaltabiliriz’e bir yanıt bulacaksınız. Trende okuyacaksınız, vapurda okuyacaksınız uçakta okuyacaksınız ama bunu özümseyeceksiniz. Ansiklopedik bilgi almak için okumayacaksınız" tavsiyesinde bulunuyor.

Müslümanlar içinde ümmet bilincini nasıl uyandırabiliriz ?” sorusuna şu cümlelerde cevap bulabilmek mümkün: “Hangi kesin eylem veya durum ilahi inisiyatife maddi bir içerik teşkil eder? Burada verebileceğimiz tek cevap söz konusu insanların birbirleriyle tanışmaları, Allah'ı tanıyıp beraberce ibadet etmeleri, müştereken ilim ve irfan sahibi olmaya çalışmaları, somut neticeleri beraberce elde etmeleri ve son olarak yemeleri, kutlama yapmaları, eğlenmeleri ve aralarında evlenmeleri olacaktır. Bütün bunların hepsi tam bir teslimiyet ve samimiyetle, sadece O'nun rızası için yapıldığında, artık ümmet olma yolunda temeller atılmış, harç hazırlanmış olacaktır. Bu hedefe giden adımlardan bir diğeri de İslam toplumları arasında mahalli, bölgesel ve ulusal düzeylerde toplantıların gerçekleşmesidir. Cuma namazı bu fonksiyonlar itibariyle en ideal örnektir. Çağımızda ise İslam dünyasının bu tür faaliyetleri disiplinsiz, rastgele, plansız ve programsızdır. Bu durumda yapılması gereken İşlerden birisi de ümmet toplantılarını kurumsallaştırmaktır"

Tevhidî görüşle aydınlanan bir dünya ümidiyle... 

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09