KÜLTÜR SANAT

Haberi Sosyal Medyada Paylaş ! 15.2.2016 20:02:40

İslâm ve Modern İnsanın Çıkmazı (Kitap Tanıtımı)

Fatma Polat, Seyyid Hüseyin Nasr'ın "İslâm ve Modern İnsanın Çıkmazı" kitabını tanıttı. İslâm ve Modern İnsanın Çıkmazı (Kitap Tanıtımı)

İslami Analiz/Kitap Tanıtımı
 
Fatma Polat, İslami Analiz okuyucuları için Seyyid Hüseyin Nasr'ın "İslam ve Modern İnsanın Çıkmazı" kitabını tanıttı.
 
"İSLAM VE MODERN iNSANIN ÇIKMAZI"
 
1933 Tahran doğumlu olan Seyyid Hüseyin Nasr; yazar, akademisyen ve İslâm düşünürüdür. Yüksek öğrenimini 1954'te Massachusetts Institute of Technology’de fizik dalında bitirmiş ve 1956'da Harvard Üniversitesi'nde jeofizik alanında yüksek lisans, 1958 yılında bilim tarihi alanında doktora yapmıştır. İran İslam Devrimi'nden sonra ülkesinden temelli ayrılıp ABD'ye yerleşmiştir. Edinburgh ve Temple üniversitelerinde öğretim üyeliği de yapmış olan Nasr, 1984 yılından beri George Washington Üniversitesi'nde İslam Araştırmaları profesörüdür. İslam, felsefe, karşılaştırmalı din ve çevre konularında konferansları ve çoğu İngilizce olmak üzere pek çok kitabın ve 250 civarında makalenin yazarı olan Nasr, gelenekselci akımın yaşayan önemli sözcülerinden de biridir. 
 
“Batılılaşmanın yaygınlaşarak İslâm’ın kalesini tehdit ettiği bir zamanda, Batı’da yavaş yavaş pek çok kişi, İslam’ın ve İslam medeniyetinin iç zenginliklerine yöneliyor. Bu paradoksal durum, İslam vahyinin ilkelerinin yeniden vurgulanmasını ve Kur’ani vahy’den kaynaklanan geleneğin dallarında yer alan öğretilerin yeni baştan ifade edilmesini gerekli hale getirmiş bulunuyor. Modernizmin kendisini içine ittiği dört yanı çevrili bataklıktan çıkış yolu arayan Batı insanına ve İslam medeniyetinin öz varlığını tehdit eden yıkıcı güçlerle savaşmak için tutunacak bir dal arayan modernleşmiş Müslüman’a İslam’ın öğretilerini sunmak için, bu gereklilik yerine getirilmelidir.” 
 
Yazar böyle bir girişle başlayarak kitabı yazış amacından kısaca bahsedip, Batı’da ve Doğu’da modern insanın yaşadığı sorunları ele almaya, bu sorunları modern insanın içinde bulunduğu açmazı çözmek için İslam’ın öğretilerinin uygulama yollarını açıklamaya çalışmaktadır.
 
Kitap 5 kısımdan oluşmaktadır. Her kısım kendi içerisinde ayrı bölümler hâlindedir.
 
İnsanın Bugünkü Durumu
 
Karşılaştırmalı Yöntem ve Batı’da İslam’ın Zihinsel Mirasının İncelenmesi
 
İslam Geleneği Modern İnsanın Sorunları
 
İslam ve Modern Dünya Arasında Çağdaş Müslüman
 
Son Söz
 
Kenarla Eksen Arasında Çağdaş Batı İnsanı
 
“ Modern insan, kim olduğunu unutmaya başladığı gün yaktığı ateşte ellerini de yakmıştı.”  Batı doğa hakkında elde ettiği bilgisi ile doğa üzerinde egemenlik kurmuş; çeşitli faaliyetlerle çevreyi yok edip, intiharına sebep olmuştur.  Teknolojinin doğal çevre üzerinde oluşturduğu su, toprak, hava kirliliği gibi çeşitli sorunlar modern insanın tutulduğu hafıza kaybının bir sebebidir. Modern insan kim olduğunu unutmuş, varlığın merkezinin kenarında yaşayıp doğa hakkında nicelik olarak büyük bir bilgi edinmiştir. 
 
“Dünya hâlâ manevi bir ufuktan yoksun görünmektedir ve bu, böyle bir ufuk bulunmadığından değil, çağdaş manzaraya bakanların, varlık tekerleğinin kenarında yaşayan, dolayısıyla her şeye kenardan bakan insanlar olmasındandır. Onlar tekerleğin çubuklarına karşı kayıtsız ve her şeye rağmen ulaşabilecekleri eksene veya Merkez’e bütünüyle vurdumduymaz tutumlarını sürdürmektedirler.”
Yukarıdaki alıntıda da bahsedildiği üzere yazar Allah’ı, manevi ufuğa sahip Müslüman’ı ve modern Batı insanının konumunu bir tekerlek örneği ile anlatmaya çalışmıştır. Tekerleğin Merkezinde yani eksende Allah, çubuklarında merkezin farkında olup dış dünyaya bunu bilerek bakan fakat, modernizmin etkisiyle merkezde de bulunmayan çağımız Müslüman’ı ve tekerleğin dışında yani kenarda ise hakikât ışığına arkasını dönerek dünyaya bu şekilde bakan modern batı insanı bulunmaktadır.  Modern insanın dünyaya yansıttığı kendisinin zahiri ve yapay bir imajıdır. Modern insan dünya hakkında elde ettiği sersemletici bilgi ile merkezden çok uzağa kayarak peş peşe düşüşlere uğramıştır. “Eksene veya Merkez’e yaklaşabilmek için çubuklara geçmiş olmak bir yana, sonsuza dek tekerleğin çevresinde döner dururuz.” Allah; nihai gerçeklik, hem içte olan(el- batın) hem de dışta olan( ez-zahir)dir. Merkezdir ve çevredir. 
 
Nasr’a göre, Modern insanın gelişim tarihi “Merkez’den ve varlık tekerleğinin ekseninden, çubukları boyunca şu anda olduğu kenara doğru aşama aşama uzaklaşmasının tarihidir.” Modern insan semavi olana isyan etmiş, kalbi aklın( dolaysız ve hemen bilgi alınabilen aklın ötesinde) ışığına değil duyuların gücüne dayalı bir bilim oluşturmuştur. Bilimler özellikle sosyal bilimler bu pozitivizmin karşısında bir kirlenme yaşamıştır. Bilimsel parçalı inceleme insan doğasının daha derin yönünü ortaya koymakta yetersiz kalmaktadır. “Afrika’nın efsuncularının bile insan doğası hakkındaki bilgileri, modern davranışçılarınkinden çok daha derindir.” Modern düşünürler arızi olanla ilgilendikleri için öze, esasa ulaşamamaktadırlar. 
 
İnsan aklı tek başına eşyanın özünü(numen) bilemez. Bilmesi için kalbi aklın yol gösterici ışığı gereklidir. Eşyanın yüzeyseline (fenomen) bile insanlar hayran kalmaktadır. Ruhun (kalbi)yardımı olmaksızın insanı açıklamaya çalışmak modern dünyanın saplanıp kaldığı bir çıkmazdır. Bu yarım bir insan bilimidir. “Bilgisizlik büyük tehlikedir; ancak bilgi ve hikmet maskesi takan bilgi, çok daha tehlikelidir.” Yazar, bencil ve tekelci rasyonalizmin aşılması gereken büyük bir tehlike olarak görmektedir. Çünkü günümüz ‘bilimsel’ sözcüğü ‘metafiziği’, asli bilgi imkânını, yok saymaktadır. 
Din insana erdemli olmayı öğretir. Modern insan dini yok etmiş, günahın anlamını sorgulamıştır. Fakat, geleneksel erdemlere dönmeyi çevre kirliliğine çözüm olarak sunmaktadır. Modern insanın psikolojik dengesizliğini, bilgi oranında çevreye kurmuş olduğu tahakkümü ve sonucunda oluşan çevre kirliliğini çözmek için çözüm “isyancı bir yaratık olmayı bırakıp, hem gökle hem yerle barışmak ve kendisini İlahi Olan’a teslim etmekte yatıyor.” Yani bu da “modern olmayı bırakmak ve ölüp yeniden doğmak demektir.”.  
 
Doğu ise Batı’yı taklit etmek yerine yapılan yanlışları inceleyip ders almak zorundadır. Batı yeniden kim olduğunu hatırlarsa insanın geleceği çok daha farklı olacaktır. Modern insanın her şeyden önce Merkez’den gelen ve Merkez’e karşılık kenarı tanımlayacak bir mesaja ihtiyacı vardır.
 
Günümüz Müslüman’ının Açmazı
 
Günümüz çağdaş Müslüman’ının da Batılı insanların sorunuyla özdeş olmasa da yaşadığı sorunlar vardır. Çağdaş Müslüman hâlâ Merkez’in görülebilir olduğu, aşkın boyutun yok olmadığı, dini ibadetlerin yerine getirildiği bir dünyada yaşamaktadır. Batı’da modernizmin saldırısı karşısında yitirilecek geleneksel manevi değerler daha azdır. Doğu’da ise modernizmin saldırısı karşısında yitirilebilecek pek çok manevi değer vardır. Çağdaş Müslüman hem kendi ruhunu sağlam, sağlıklı bir şekilde tutabilmeli hem de geleneksel değerlerine sahip çıkmak için mücadele etmelidir.( Yazarın geleneksel değerlerden kastı gerçek islam geleneğidir.)
 
“Modernizmin şu veya bu derecede etkisine girmiş merkezi yörelerinde yaşamını sürdüren Müslüman ise, birbiriyle çatışma içindeki iki ayrı dünya görüşü ve değerler sisteminin yarattığı kutuplaşmış bir gerilim alanında bulunmaktadır.” Bu gerilim çağdaş Müslüman’ın zihnine ve ruhuna yansımıştır. Batı Medeniyeti insanı Semavi olana isyan eden, kendi doğasına yakışan hiçbir onurunun bulunmadığı bir yığın felsefe olarak görmektedir. Evreni tek bir gerçeklik düzeyine-madde ve enerjiden oluşan zaman ve mekân birleşimine- indirgemiştir. Doğadaki fenomenleri Allah’ın ayetleri olarak görmeyip kaba gerçekler olarak görmektedir. 
 
Çağdaş Müslüman’ın bu iki ayrı dünya görüşü arasında yaşadığı gerilimlere, sanat alanında yaşanan sorunları örnek olarak sunabiliriz. “İslam sanat dünyası, bugün her yönden tehdit altındadır. Geleneksel İslam mimarisi, yüzyıllar süren uzun tarihi boyunca hep zirvede kalmış ve erişilmez büyüklüğüne nispetle, Goethe’nin deyimiyle, ‘sessiz gelişen müzik’ nitelemesine hak kazanmıştır. Ama artık bugün çoğu İslam şehrinde mimari, sessiz gelişen bir müzik değil, salt bir gürültü ve taşlaşmış bir akortsuz sesler yığınıdır.” Merkez’i ve Aşkın olanı yansıtan bir sanat, şimdilerde ilham kaynağını çevreye kefen gibi sarılmış bir çirkinlik örtünün oluşturduğu bir sanat tarafından tehdit edilmektedir. 
 
Siyasal, sosyal, ekonomik alanlarda da çatışma ve gerilim hayli fazladır. Günümüz Müslüman’ının içine itildiği açmaza basit bir örnek olarak ‘özgürlük’ kavramı ele alınabilir. Geleneksel İslami anlayışa göre özgürlük yalnızca Allah’a aittir ve insan, ilahi özelliklere bürünebildiği ölçüde özgürlüğe ulaşabilir. Hürriyet kavramı, modern Arapçada ‘freedom’ sözcüğünün karşılığı olarak kullanılır. “Hürriye(t) kavramı, sonuç itibariyle kişinin bireysel doğasının dar sınırları içine hapsolması demek olan Rönesans sonrası bireysel özgürlük fikrinden alınmıştır.” Her şeyiyle Batılı olan bu fikir İslam’a oldukça uzak ve yabancıdır. 
 
Bütün bu çatışan faktörler modern Müslüman’ın hayatını Nasr’ın deyimiyle yamalı bohçaya çevirmiştir. Müslümanlar modern medeniyeti kendi İslami ilkelerine göre değerlendirip bu ilkelerine aykırı olan yönlerini reddedememektedirler. Modernleşmiş Müslüman Batı’nın askeri ve ekonomik alandaki üstün gücüne tanık olduktan sonra diğer alanlardan( felsefe, sosyal kurumlar, ahlak vb.) gelen her şeyin büyüsüne kapılmıştır. 
 
Müslümanların inançları modernizimle sarsılmış, laiklik ve modernizm ile kutsal ve gelenek arasında asılı kalmışlardır. Modern Müslüman hâlâ canlı bir geleneğin içerisinde yaşamaktadır. Bu yüzden yeniden Merkez’e dönüş ihtiyaçlarını bir an önce karşılamak durumundadır. “Çünkü, Kur’an’ın sık sık vurguladığı gibi; insan, eylemlerinden Allah önünde sorumludur ve modernleşmiş Müslüman, bu ilahi ilkenin hiç de dışında değildir.” 
 
Hikmetin ortak dili yitirildiğinden dolayı, modern dünya ile doğu geleneklerinin(İslam geleneği) anlamlı iletişimi için ortak zemini kalmamıştır. “Bir de insan türünün farklı bileşenleri arasındaki iç iletişimin böylesine azaldığı bir dönemde, tek bir insanlık ve globalizasyondan söz ediliyor.” Bu durum kendisini en fazla felsefe, metafizik doktrinler alanlarında hissettirmektedir. Metafizik doktrinler ya dinle ilgisiz bayağı bir felsefe görülmüş, modern Müslüman yarı gizli aşağılık duygusu ile bu doktrinlere saygınlık kazandırmak için Batılı filozoflara uygun olmaya çalışmışlardır. Doğu ve batı felsefesi “sophia”ya farklı anlamlar vermiştir. Karşılaştırmalı felsefe ve metafizik çalışmalarıyla manevi olandan kopmuş Batı felsefesi kendi derinliğinin tekrardan fark edebilir. 
Yazara göre tasavvuf, insanın manevi olana yönelmesi için büyük bir önem arz etmektedir. Günümüz dünyadan elini eteğini çeken yalnızca ibadet eden tasavvuf anlayışından farklıdır Nasr’ın kitabında anlatmaya çalıştığı tasavvuf. Yazara göre tasavvuf toplum içerisinde yaşanır. “Sûfi içten, dünyaya karşı ölüdür; ama dıştan toplumun hayatına katılır ve kaderin omuzlarına yüklediği hayat duraklarının sorumluluklarını taşır.” Batı’nın ve İslami gelenekten kopmuş Müslümanların özüne dönüşü toplum içerisinde yaşanan tasavvufla olacaktır. Ve bu tasavvuf yoluna girmek için “Ölmeden önce ölünüz.” sözünün yaşanması gerekir. 
 
Kitapta kısaca bahsettiğimiz yukarıdaki konular, derinlemesine işlenmektedir. Kitap modern Batı ve çağdaş Müslüman’a bulunduğu konumu değerlendirmek ve İslami geleneğe dönüş için sorunları ortaya koyup, çözüm yolları sunmaktadır. Felsefeyle ilgili birkaç terim geçmekte olup anekdot olarak bu terimler açıklanmıştır.  Kitap İnsan Yayınlarından çıkmış ve 7. baskısını yapmıştır. Çevirisi anlaşılır, akıcı bir dile sahiptir. 
 
Merkez’den ayrılmayıp dünyayı Hakikât’in Nuru ile gören, böylelikle akledebilen bir kalbe erişebilme duası ile.

Paylaş:

Yorum Yaz

Yorumlar

BENZER HABERLER
ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09