TÜRKİYE

Haberi Sosyal Medyada Paylaş ! 1.11.2018 12:00:24

Hayrettin Karaman: Faizli kredi veren bazı katılım bankaları ‘Fetva aldık’ diyor, söz konusu olamaz

Bazı bankaların isim vererek kendisinden fetva aldığını söylediğini aktaran Hayrettin Karaman böyle bir şeyin söz konusu olmadığını ifade etti. Hayrettin Karaman: Faizli kredi veren bazı katılım bankaları ‘Fetva aldık’ diyor, söz konusu olamaz

İslâmî Analiz/Haber Merkezi

Hayrettin Karaman, Yeni Şafak’taki köşesinde bazı bankaların kendisinden fetva aldığını söylediğini, ancak böyle bir şeyin söz konusu olmadığını yazdı.

Karaman, “Ne benim ne de diğer heyet üyesi arkadaşların az veya çok faize fetva vermemiz söz konusu ve tartışma mevzuu bile olamaz.” ifadelerini kullandı.

Hayrettin Karaman’ın “‘Dert çözen finansman’” başlıklı yazısı şöyle: 

Bazı katılım bankaları adına şöyle bir reklam/ilan yapılıyor:

“Dert Çözen Finansman tüm zaruri ihtiyaçlarınızda yanınızda. Finansman tutarınız, beyan ettiğiniz ihtiyacınızı karşılamanız için hesabınıza geçsin, alışverişinizi hızla tamamlayın…”.

Reklamı okuyan vatandaş “Bu bankalar faizli kredi vermezler, peki bu nasıl oluyor?” diye merak ediyorlar ve ilgili şubelere gidip bilgi soranlar oluyor, aldıkları cevap şöyle oluyor: “Elli bin liraya kadar ihtiyaç kredisi veriyoruz.” “Ama siz faizli kredi vermezdiniz bu nasıl oluyor?” deyince de ismimi vererek “Ondan fetva aldık” deniyor.

Uzun zamandan beri katılım bankalarının bir problemi de şu olmuştur:

a) Merkezde alınan kararlar ve şer’î heyetlerin verdiği fetvaların yanlış anlaşılması.

b) Bundan da kötüsü, sayıları az da olsa bazı takvası az uç yöneticilerin kararlara ve kurallara aykırı işlem yapıp bunu bir şekilde kitabına uydurmaları.

Katılım bankalarının genel müdürlüklerinde şer’î heyetler toplanır, yeni sorular ve meseleler müzakere edilir, kesin ilke “faizsizliktir”, bu ilkeye harfiyyen uyularak çözümler üretilir, merkez bunları şubelere bildirir, yanlış anlama ve uygulamaları gidermek için kurslar ve dersler tertip edilir. Şimdilerde bütün bunlar da tam olarak maksadı hâsıl etmediği için bir “üst danışma kurulu” oluşturuldu, bir de “şer’î denetim heyetleri” kurulmaya karar verildi.

Ne benim ne de diğer heyet üyesi arkadaşların az veya çok faize fetva vermemiz söz konusu ve tartışma mevzuu bile olamaz.

Peki, bu “Dert Çözen Finansman”ın aslı faslı nedir?

Katılım bankaları peşin alıp vadeli satarak (murâbaha), kiraya vererek (îcar), ortaklık yaparak (mudârabe, müşareke) ve vekil olup müvekkilin parasını helâl yollardan işleterek (yatırım vekâleti) katılımcıların maksat ve ihtiyaçlarını karşılıyor.

Bazı insanların yukarıda saydığım işlemlerle alakası olmuyor, ama zaruri (önemli) ihtiyaçları için paraya muhtaç oluyorlar. Bu para meşru yoldan sağlanamazsa zorunlu olarak faizci bankalara gidecek ve alabilirlerse buralardan faizli ihtiyaç kredisi alacaklar.

İslâm kardeşlik ahlakı ve dayanışması çerçevesinde dara düşmüş insanların muhtaç oldukları parayı meşru yoldan sağlamanın en uygun ve öncelikli olanı “karz-ı hasendir (Allah rızası için faizsiz ve menfaatsiz ödünç para vermektir). Geçmişte bu ihtiyaç kısmen de olsa cami akçeleri ve para vakıflarıyla karşılanmıştır. Bugün ne bunlar var, ne de elinde fazlası olan Müslümanların dara düşmüş kardeşlerine karz-ı hasen vermeleri var.

Peki, dara düşenler ne yapacaklar?

Yine geçmişte ödünç veren şahıslar vefâen satış, istiğlâlen satış ve muâmele adıyla bir takım şer’î hilelere (çıkış yollarına) başvurmuşlar, bazı para vakıfları da vakıf hizmetinin devam edebilmesi için “muâmele” ismi verilen usulü kullanmıştır. Fukahâ bu işlemlerin caiz olup olmadığını tartışmışlar, Hanefî mezhebinde Ebû Hanîfe ve öğrencisi Ebu Yûsuf’a göre caiz olduğunu tespit etmişlerdir.

Bu işlemlerin uygulaması kabaca şöyledir:

Vefâen Satım: Paraya ihtiyacı olan, mesela dükkânını, ödünç verecek olan şahsa -bedelini ödediğinde geri almak üzere- satar, aldığı para ile ihtiyacını giderir, satan da dükkândan istifade eder.

İstiğlalen Satım: Dükkânı yukarıdaki şekilde satan ihtiyaç sahibi bunu satın alandan kiralar ve kira öder, sonra parayı denkleştirince ödeyip dükkânı geri alır.

Muâmele-i Şer’iyye: Doksan lira ödünç verecek olan şahıs sembolik bir malı, ödünç para isteyene vadeli olarak mesela yüz liraya satar, alan şahıs da bunu ya ona veya bir başkasına doksan liraya peşin satar, ihtiyaç sahibi doksan liralık ihtiyacını ileride yüz lira ödemek üzere elde etmiş olur.

Bu son işlemde mal, ödünç verene (malı satana) geri satılmış olursa “ıyne” satımı gerçekleşmiş olur ve bu satım hadisle yasaklanmıştır. Üçüncü şahsa satarsa ıyne satışı olmaz.

Allah rızası için ödünç vermeye yanaşmayan Müslümanlar geçmişte bu yollardan işi kitabına uydurmuşlar, araya böyle bir alım satım sokarak ihtiyacı karşılamışlardır.

Peki, bugün ne yapılıyor ve “dert çözen finansman”a nasıl fetva verilmiştir?

 

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09