KÜLTÜR SANAT

Haberi Sosyal Medyada Paylaş ! 13.6.2018 10:03:07

Haksal 'Seküler Müslüman ahlâkı'nı yazdı: Kapitalizmin yapısı içinde muhafazakârlığın varlığı İslâmî bir durum olamaz

Millî Gazete köşe yazarı Ali Haydar Haksal, "Seküler Müslüman Ahlâkı" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Haksal

İslamî Analiz/Haber Merkezi

Millî Gazete köşe yazarı Ali Haydar Haksal"Seküler Müslüman Ahlâkı" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Haksal yazısında, 'Kritik zamanlarda insanların hayata bakışları belirginleşir. Bir seçim sürecinde, iktidarın olanakların, gücünü yitirme endişesi taşıyanların sınırları, ölçüleri yok. Bulundukları dünyevi nimetleri kaçıracaklarının endişesine kapılırlar. O zaman da ona göre bir ahlâkî tutum sergilerler.' ifadelerinde bulundu.

Devasa binaların, AVM’lerin gölgesinde bir böcek gibi yaşama şansını kaçıracaklarının telâşına kapılırlar. Dava diyebileceğimiz asıl ruh bunun gerisinde kalıyor. Müslüman görünümlü, modern ve şaşaalı yaşama tercihine kapılıyorlar. İslâm’ın adil paylaşımından, hakkaniyetinden, kardeşlik bilinci ve ruhundan giderek uzaklaşıyorlar.

Yazının tamamı şu şekilde:

Müslümanlar değişimlere uğradıkça hayata bakışları değişiyor. Bulunduğu koşullara ve durumlara göre tavır takınıyor. Yaşama üslubunu buna göre ayarlıyor.

Müslüman’ın Müslüman’ca tavır ve ahlâkı kendi sistemi için anlamlı ve değerli.

Kapitalizmin, sınırsız doymazlığı içinde bir Müslüman’ın varlığı, yaşama koşulları zor. Kendisini kuşatan bu azman ve boğuculuğun içinde bir tercihe zorlanıyor. Sisteme ve onun ruhuna teslim olma gibi.

Müslüman’ın asıl sorumluluğu değerleri içinde var olması, mevcut yapının dışında bir yapıya yol alması, İslâm’ın yüceliğinde bilinçle yürümesi. Yeniden dirilme ve bu özgün yapıyı inşa etme bilinciyle. Müslüman’ın sorumluluğu kendisine aykırı olanların üstesinde gelme, çözüm yolları arama ve bulma. Onunla uyum sağlamak yerine uyumsuzluk içinde olma.

Kapitalizm ahlâkı sorunsuz ve doyumsuz. Bencil. Kendinden başka hiçbir şeyi ve kimseyi görmez. Kene gibidir, insanın sadece kanını, emeğini ve canını sömürmüyor ruhunu da sömürüyor. Bu, insanı kendisine köle edinceye, tutkuyla bağlayıncaya kadar sürüyor. Kölelik sorunsuzluktur. Sömüren ondan neyi ne kadar elde edebileceğine bakıyor. Ne öldürüyor ne de olduruyor.

Günümüz Müslümanlarının durumu ne yazık ki böyle.

Kritik zamanlarda insanların hayata bakışları belirginleşir. Bir seçim sürecinde, iktidarın olanakların, gücünü yitirme endişesi taşıyanların sınırları, ölçüleri yok. Bulundukları dünyevi nimetleri kaçıracaklarının endişesine kapılırlar. O zaman da ona göre bir ahlâkî tutum sergilerler.

Devasa binaların, AVM’lerin gölgesinde bir böcek gibi yaşama şansını kaçıracaklarının telâşına kapılırlar. Dava diyebileceğimiz asıl ruh bunun gerisinde kalıyor. Müslüman görünümlü, modern ve şaşaalı yaşama tercihine kapılıyorlar. İslâm’ın adil paylaşımından, hakkaniyetinden, kardeşlik bilinci ve ruhundan giderek uzaklaşıyorlar.

Kapitalizm kurallarıyla var olur. Hemen her şeyi kendine göre düzenler. Onun bir ahlâkı var. Hemen her şey ve durum kendine ayarlı. Ahlâkı sömürüye dayalı. İnsanın hemen her şeyini, durumunu sömürür. Kendine ait bilir. Bu, belli bir güç merkezidir.

Müslümanların çözümsüzlüğü bu yapı içinde kendini var kılacak uyum sağlama çabasında olmaları. İslâm’ın değerlerini ona uyarlamaya çabalaması. Farz olan hac ibadetini yapabilmek için banka kredili, köleliği içinde olmaya uyma. Faizli bir kazançtan zekât verme bahtsızlığı.

Kapitalizmin olanakları ve yapısı içinde onu daha da güçlendiren muhafazakârlığın varlığı İslâmî bir durum olamaz. Zenginini üreten ve onunla ayakta duran bir yapı Müslüman ruhuna aykırı. Ya da kapitalizmin içinde kapital sahibi olacak belli kesimler oluşturan yapı bize ait olamaz. Kendine bağlı insanları sömürü çarkı içinde daha da büyütmek yeni ve zalim bir yapıya öncülük olur.

Bu yapıdan olma endişesini taşıyanlar ona daha çok sahip çıkıyorlar. Hatta onu daha da güçlendirerek güçlerini korumaya bakıyorlar. O yapı ve ruhun insandan alıp götürdükleri asıl yıkım. Dava adına yola çıkanlar kapitalist ahlâkın ilkeleriyle var oluyorlar. Onunla olan uyumlarından vazgeçmiyorlar. Asıl dertleri dünyevi saltanat ve konumlarının elden kaçışı. Bir insanı İslâm’a nasıl kazandırırız, onunla birlikte nasıl var oluruzun endişesinde değildirler. Endişeleri kendileriyle sınırlı.

İnsanların Müslümanların yaşayış biçimlerinden, tutumlarından ötürü İslâm’dan uzaklaşıyorlar. Kişilerin ve çevrelerin tutumundan ötürü kaçıyorlar. Müslüman birey örnek olmayı bilmedikçe, adil, hakkaniyetli, merhametli, sevgi dolu olmadıkça insanı etkileyemez, güven veremez, yakınlaştıramaz. İslâm’ı yaşayan Müslüman bir kişi örnek insan olabilir. Güvenilir ve inanılır olmak asıl ölçü.

Zalim, doyumsuz, bencil ve merhametsiz kimseye niçin gönül bağlansın ki?

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09