KÜLTÜR SANAT

Haberi Sosyal Medyada Paylaş ! 10.2.2016 10:51:55

Film Kritiği: Frank

Saniye Yaşar Batı, İslami Analiz okuyucuları için "Frank" filmini kritik etti. Film Kritiği: Frank

İslamî Analiz/Kültür-Sanat

Saniye Yaşar Batı, İslami Analiz okuyucuları için "Frank" filmini kritik etti.

Frank

2014 yılında vizyona giren ve İngiltere - İrlanda ortak yapımı olarak seyirci ile buluşan filmin yönetmenliğini İstanbul Film Festivali’nin uluslararası yarışma bölümünde “Ne Yaptın Richard?” filmiyle Altın Lale en iyi film ödülünü kazanan Lenny Abrahamson, senaristliğini de Jon Ronson ve Peter Straughan üstleniyor. Dram, gizem ve komedi unsurlarını bünyesinde barındıran filmin oyuncu kadrosunda ise son dönemin parlak oyuncularından biri olarak kabul edilen Michael Fassbender, Maggie Gyllenhaal, Domhnall Gleeson gibi isimler bulunuyor. Film, İngiliz sinemasının başarılı bir alan olduğu absürt komedi türünün yetkin ve iddialı ürünlerinden biri olmaya önemli bir aday olarak görünüyor. 

Yetenekli olduğunu düşünen ve kendi şarkılarını yazan Jon’un tekdüze hayatı, tesadüfler üstüne tanıştığı bir müzik grubuna dâhil olmasıyla birden değişiyor. Kafası maskeli olan Frank’in liderliğinde oluşan ve birbirinden farklı üyeleri olan grup ile tanışan Jon, grupla birlikte eski yaşantısını geride bırakarak müzik yapabilmek için İrlanda’daki kırsal bir eve taşınmalarının ardından karakterlerin ilginç hikâyeleri ekrana yansımaya başlıyor.

Sade bir anlatım ve güzel manzaralar eşliğinde izleyiciye aktarılan film, başında kocaman bir maskesi olan Frank’in grup içerisindeki enteresan hallerini ve kurallar bütününü anlatırken, yeni üye Jon’un “Kimdir bu Frank ve neye benziyor?” düşünceleri etrafında akıp gidiyor. Frank’in gruptaki etkisi hissedilir biçimde baskınken bir müddet sonra Jon’un düşüncesinin “Neden Frank gibi olamıyorum?”dan “Belki de Frank olabilirim”e evrildiğini görüyoruz. Grup üyeliğinde yer kazanmaya çalışan Jon’un egosunun zirve yapmaya başlamasının ardından grup ilişkileri birbirinden farklı yollara bürünerek, grup dinamiklerinin sorgulandığı ve ayrılıkların ortaya çıktığı bir seyre dönüşüyor.

“Çünkü kendi içine baktığında hiçbir şey bulamıyor.”

Hayat acılarının eksik olduğunu ve bu yüzden müzik yapamadığını düşünen Jon’un hayatı kırsalda yaşadıkları, grubun olağan dışı hayat tarzı ve Frank’in fikirleri etrafında yeniden şekillenerek Jon’un hayatının değişim kaynağı oluyor. Yeni üye Jon’un, gruba haber vermeden videoları ‘Youtube’ a yüklemesi, attıkları her adımı da ‘twitter’ da paylaşmasının neticesinde, bu ilginç insanların davranışları, sosyal medya aracılığıyla geniş bir kitle tarafından tanınma imkânı buluyor ve ABD’nin en büyük festivallerinden birinden davet alıyorlar. Bu festival ise onların hayatında ilginç bir dönüm noktası olacaktır.

Başlarda yaşam farklılıklarını sadece görünenler üzerinden anlamlandırmaya çalışan Jon, ilerleyen süreçte bu yaşam farklılıklarının çok daha derinlerde olduğunu fark etmeye başlayacaktır. Aslında filmdeki karakterleri ilginç kılan şey de esasında farklı hayat öykülerine ve deneyimlerine sahip olmaları. Grup liderinin maskesini neden çıkartmadığı, Clara’nın öfkesinin nedenleri, intihar eden Don’un kederinin kaynağı ve neden kendisi olmaktan sürekli kaçmaya çalıştığı gibi sorular izleyiciye grup üyelerinin karakterleri hakkında tahlil yapma olanağı sağlıyor. İnsan duygu ve düşüncelerinin soyut olması nedeniyle doğal olarak bu sorulara filmde somut yanıtlar bulamıyoruz. Ancak seyirci ağır basan merak duygusu sayesinde kendisini hikâyeye dâhil olmuş gibi hissedebiliyor.

Kimlik konusunu işleme noktasında film oldukça ufuk açıcı. İki ana karakter üzerinden (Frank ve Jon) farklı kimlikler ortaya konuyor. Filmde Frank’in taktığı maske üzerinden gençliğin kimlik sorunları, filmde yer alan müzikler üzerinden ise müzik endüstrisi hakkında bir hikâye kurgulanıyor. Jon’un müziği daha fazla insana ulaşma noktasında bir araç olarak kullanması fakat yeteneğinin buna elvermemesi işlenirken, Frank’in dâhice ve yaratıcı fikirlerine karşılık içine kapanık ve deneysel müziğin peşinde olan bir tipleme olduğunu görüyoruz. Uç karakterlerin biraradalığı da doğal olarak bir çatışmayı beraberinde getiriyor. Birinin yaratıcılığından ödün vererek, diğerinin de piyasaya fazla odaklanmasından oluşan zaafları, her iki tiplemenin de bir nevi sonunu getiriyor. Senaryoda bazı önemli boşluklar yer alsa da katılmaya çalıştıkları son festival grup üyelerinin kimliklerini buldukları bir saha olarak belirginleşiyor.

Sosyal medyanın gücünden üstü kapalı bir şekilde bahsedilmesi, sosyal paylaşım ağlarının toplumsal yapıda giderek ağırlık kazanmalarının ve gitgide hâkim kültür olarak yayılışının bireyler ve kitle üzerindeki etkisi güzel bir şekilde tasvir ediliyor. Çağımızın önemli bir hastalığı olan tanınma ve ünlü olma merakı, yapılan ve yenilen her şeyin anlık paylaşımı gibi konular, kara mizahın önemli unsurları ile başarılı bir şekilde harmanlanarak izleyiciye sunuluyor.     

“Sosyal medya pazarlama saçmalığını bırakın artık. Şakayı sömürüyorsunuz.”

Filmdeki oyunculuk performanslarının son derece başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle Frank’in sadece sesi ve vücut diliyle ortaya konan oyunculuk performansı, izleyicileri önemli derecede etkilemeyi başarıyor. Kişiliklerin çeşitli olması ve ortak bir mecrada bunların birleştirilmesi de filmin önemli sayılabilecek başarılarından. Ancak filmi eksik kılan öğelerden biri, süreci sadece tek bir kişinin gözünden (Jon) anlatmış olması. Bu diğer üyeleri anlamada ve anlamlandırmada seyirciyi maalesef yetersiz bırakabiliyor. Filmde pek çok başarılı öğe bulunsa da, toplumun geneline hitap eden bir yapısının olmadığını söyleyebiliriz. Nedeni; oyuncu kadrosunun tanınmışlığının az oluşu ve filme genel olarak -Frank’in başlangıçtaki yaşam enerjisini katmazsak- belli bir durgunluğun hâkim olmasını sayabiliriz.

Kara mizahın yüksek dozda verildiği filmde, başlangıçta mizahi unsurlar ağır basarken filmin ilerleyen dakikalarında dramatik boyutu artmaya başlıyor. Filmin içerisinde gizemli yanlar yoğun olarak bulunurken öne çıkan unsur olarak sosyal medya eleştirilerini görüyoruz. Popüler kültürden beslenen bir film olarak Frank, komediden dramaya geçiş sürecinde seyirciyi türden türe atlatarak seyircinin kendi bakış açısını oluşturmasına olanak da sağlıyor. Genel olarak son derece iyi olan filmi belli bir yaş düzeyinin üzerindekilerin izlemesi gerektiğini hatırlatalım.

Paylaş:

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09