Film Kritiği: “Şüphe”

Saniye Yaşar, İslamî Analiz okurları için “Şüphe” filmini kritik ediyor.

İslamî Analiz/Kültür-Sanat

Saniye Yaşar, İslamî Analiz okurları için “Şüphe” filmini kritik ediyor.

İlginize sunuyoruz:

“Şüphe”

Özgün adı Doubt olan “Şüphe” filmi, John Patrick Shanley’in senaristliğinde ve yönetmenliğinde, tiyatro oyunundan uyarlanarak çekilmiş bir filmdir. Başrollerde; Merly Streep, Philip Seymour Hoffman, Amy Adams ve Viola Davis gibi güçlü bir oyuncu kadrosu yer almaktadır.

Filmin ana karakterlerini; iki rahibe (rahibe Beauvier ve rahibe James), bir rahip (rahip Flynn) ve bir çocuğun annesi oluşturmaktadır. Bu karakterler, çeşitli kesin hüküm, inanç ve şüphelerle mücadele ederken, aynı zamanda kendi öz değer yargılarıyla da yüzleşmek gibi bir durumla karşı karşıyadırlar.

Olay, 1964 yılında Bronx’taki St. Nicholas adlı bir kilisede, karizmatik rahip Flynn ile korkunun ve disiplinin gücüne tüm benliğiyle inanan rahibe Beauvier arasında cereyan etmektedir. Zamanın ruhuna uygun olarak ülkede, politik alanda meydana gelen değişimin neticesinde okula ilk kez siyahî bir öğrenci kabul edilmiştir. Genç rahibe James, Donald Miller adlı bu siyahî çocuğa karşı rahip Flynn’in özel bir ilgi gösterdiğini fark etmiştir. Bu durumu rahibe Beauvier’a anlatması üzerine rahip Flynn ile ilgili şüpheye düşen rahibe , gerçeği ortaya çıkarmak ve rahibi okuldan attırmak için ciddi bir mücadeleye girişmiştir. Kilisenin iki önemli din görevlisi arasında şüphe ile başlayan savaş daha sonra bir irade savaşına dönüşmüştür. Üstelik girişilen bu savaşın kilise ve okul üzerinde yıkıcı sonuçlar meydana getirme tehlikesi bulunmaktadır.

Filmdeki önemli karakterlerden biri olan özgürlükçü ve katı kurallarından sıyrılmış olan rahip Flynn, sistem içerisinde çalışmaya devam ederken kurumları sorgulayan yapısıyla 1960’lı yılların portresini yansıtmaktadır. Başarısızlıkla sonuçlanan Küba işgal girişimi, başkan Kennedy suikastı, Vietnam savaşı, silahlı kuvvetler ve organize din gibi kurumlara olan güvenin sarsıldığı ve sorgulanmaya başladığı bir dönemde rahibin karakteri, kullandığı sözcüklerin etkisini çok iyi bilen bir karakter olarak seyirciye sunulmakta, rahip verdiği vaazlarda değişim ve açıklık gibi kavramları işlemektedir. Rahibin özenle seçtiği sözcükler ve ölçülü davranışları daima anlam yüklüdür.

Katı ve kuralcı bir rahibe olan Beauvier ise yaşanan değişim neticesinde muhafazakâr kanadı temsil etmekte ve yaşanan bu değişim sürecinde güzel şeylerin de kaybolacağına inanmaktadır. II. Dünya Savaşı yıllarında da rahibelik yapması nedeniyle 1940’lı yıllar ile 1960’lı yılların “kötülük” kavramını birbirinden ayıramamakta böylece kendisini iyilerle kötüler arasındaki mücadelenin bir parçası olarak görmektedir.

Rahibe James, filmdeki en masum karakterlerden biridir.  Rahip ile ilgili şüpheleri olmasıyla birlikte yumuşak başlı ve saf mizacı onun baş edemediği bu şüphelerinden vazgeçmesine neden olmaktadır.

Özgürlük fikrinin ortaya çıkması ve değişen kilise anlayışının sorgulanması ile birlikte filme Donald Miller adlı siyahi bir karakterin de dâhil edilmesiyle senaryoya ırk boyutu da eklenerek, okullardaki entegrasyon süreci yansıtılmaya çalışılmıştır.

Geniş açılardan ele alınmış film, başından sonuna kadar belirsizlik havası içerisindedir. Film yapımcılarının soru sormak ve sorulan soruyu filmin sonunda yanıtlamak şeklindeki ortak bir eğilimini eleştiren yönetmen, bu filminde izleyiciye yanıt vermek yerine onlara soru sordurmayı hedeflediğini söylemektedir.

Film; karakterler, mekân ve zamanıyla insanın inancını, şüphelerini, dayanaklarını sorgulamaktadır. İlk olarak inancın olup olmadığı üzerinde durulmakta, ikinci olarak da var olan inancın gerçekliği ve kaynağı sorgulanmaktadır. İnançta olan şüphenin Tanrı’ya yaklaştıracak bir yol olup olmadığı (rahibe James), kaynağına yönelik şüphenin ise dayanak noktasının Tanrı inancı mı yoksa kişisel şüphelerden mi kaynaklandığı (rahibe Beauvier) durumu belirsiz bırakılmaktadır. Filmde rahibe Beauvier temelde günah olan bir argümandan yola çıkarak karar verirken eldeki verileri tamamen kişisel tecrübelerine dayanarak değerlendirmektedir.

Oldukça zengin bir sembolik anlatım ile çekilen film, karşılıklı suçları kanıtlayamamanın verdiği şüphe ile sürmekte ve seyirci filmin sonunda kimin doğru, kimin haklı olduğuna karar verememekte ve bu yüzden filmdeki her karaktere karşı mesafeli durmaktadır. Bunda güçlü senaryonun yanı sıra etkili oyunculukların ve başarılı karakter tahlillerinin de etkisi büyüktür.

Şüphe ile başlayan ve yine şüphe ile biten film, insana toplumun değer yargılarını, olaylar karşısında bakış açısını, hoşgörüsünü, otoriteyi, insan sevgisini, masumiyeti, samimiyeti ve daha pek çok kavramı kendi içinde tekrar sorgulatmaktadır.  Filmin sonucunu seyircinin inancına, aklına ve öngörüsüne bırakmaktadır.

Senarist ve yönetmen Shanley, senaryoda politikacılardan esinlendiğini söylemekte ve bütün politikacıların kemikleşmiş fikirlere sahip olduğunu ileri sürmektedir. İçinde yaşadığı toplumun da bir “kesinlik maskesi” altında kaldığını ve bu maskeyi kırmak için de bir çatlak oluşturulması gerektiğini vurgulamakta, bu yüzden de böyle bir şüpheci yaklaşımı belirlediğini ifade etmektedir. Böylelikle “şüphe” kavramının sınırsız ve mutlak doğasını keşfetmeyi, şüphenin büyümeye ve değişime izin verdiğini, buna karşılık kesinliğin ucu kapalı bir yapısı olduğunu vurgulamaktadır.

İnanç-şüphe, din-kilise, muhafazakâr-yenilikçi, ırkçı-eşitlikçi gibi temel soru ve sorunların dönemsel irdelenmeye tabi tutulduğu ve şüphenin insan tabiatında bulunan inceliklerinin tahlil edilmeye çalışıldığı bu filme 10 üzerinden 9,4 veriyoruz. 

Paylaş:

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09