Yemen

Haberi Sosyal Medyada Paylaş ! 2.4.2015 09:09:24

Fehim Taştekin: Kapatın gözlerinizi, Yemen ölüyor!

Radikal yazarı Fehim Taştekin bugünkü yazısında Suudi Arabistan öncülüğünde toplamda 10 ülkenin Yemen’e yönelik gerçekleştirdiği saldırıları kaleme aldı. Türkiye’nin söz konusu saldırılara destek vermesini de eleştiren Taştekin, “Türkiye yıkım projesine destek vererek uzak diyar Yemen’in dostu olabilir mi?” ifadelerini kullandı. Fehim Taştekin: Kapatın gözlerinizi, Yemen ölüyor!

İslâmî Analiz/Haber Merkezi

Radikal yazarı Fehim Taştekin bugünkü yazısında Suudi Arabistan öncülüğünde toplamda 10 ülkenin Yemen’e yönelik gerçekleştirdiği saldırıları kaleme aldı. Türkiye’nin söz konusu saldırılara destek vermesini de eleştiren Taştekin, “Türkiye yıkım projesine destek vererek uzak diyar Yemen’in dostu olabilir mi?” ifadelerini kullandı.

Taştekin, “İsrail bu koalisyonun gizli ve mutlu ortağı; Filistin davasıyla yelkenlerini şişiren Ankara bundan memnun mu? Bu savaş petrol fiyatlarını arttırıyor; petrol baronları memnun, ya Türkiye? Bu savaş Şii fobisini kullanıp Arap alemindeki liderlik pozisyonunu koruyor; Ankara bu kampın sözcülüğünü yaparak kendi içindeki kırılgan mezhep hatlarını daha da tetiklemekten ne umuyor? Bu hikâyeden bir koyup üç alma hesabı çıkar mı? Bu bir Suud oyunuysa asla!” dedi.

Yazının tamamı şu şekilde:

Kapatın gözlerinizi; Yemen ölüyor!

Bir kere Suudi Arabistan’ın Yemen’e saldırısına destek verildi ya artık bu ülkenin başına gelenlere kör ve sağır kesilebilirsiniz. Nasıl olsa “İran, Yemen’i ele geçirdi” iddiası eşliğinde buyruk geldi: “İran ve teröristler Yemen’den çekilmeli.” Bu saatten sonra isyan eden Husiler kim, Yemen’de kim kiminle savaşıyor, Suudilerin derdi ne, İran unsurları hakikaten var mı soruları önemsiz. Hatta sivil kayıpları hiç sormayın. 30 Mart’ta Mazrak mülteci kampında 40 kişinin ölmesi, 200 kişinin yaralanması kimin umurunda! Amnesty International’ın sunduğu bilançoya bakmaya da gerek yok:

- Suudi saldırılarında üç günde dördü çocuk 14 kişi yanarak can verdi.

- 27 Mart’ta Kitaf’ta üçü çocuk 20 sivil öldü.

- 31 Mart’ta Sana’daki bombardımanda 14 ev yerle bir oldu, altısı 10 yaşın altında çocuk 25 kişi öldü.

- 31 Mart’ta İbb’de atılan bomba ile üç ev yandı.

Bu bir savaş ve kayıp bilançosu uzadıkça uzar.

ARAP GÜCÜNÜN VİETNAM’I

Bu saldırıları “Husilere karşı” diye sunmak da anlamsız. Sonuçta Yemen vuruluyor, bedelini halk ödüyor. Üstelik operasyon Husiler ve onlarla birlikte hareket eden ordu güçlerini geriletmişe benzemiyor. Bombardıman başladıktan sonra Husilerin kontrol ettiği alan genişledi. Hatta Husiler dünya petrolünün yüzde 8’inin geçtiği Bab el Mendeb boğazında tankerleri tehdit edebilecek pozisyonda bir üsse girdi. Suudiler havadan Yemen’in savunma gücünü felç edip Husileri geri adım atmaya zorlamanın hesabını yapıyor ama bu süreç onları kara harekâtına zorlayabilir. Kara harekâtı ise ittifak için büyük bir kumar. Suudiler 2004-2010 arası devrik lider Ali Abdullah Salih’in yürüttüğü 6 operasyonda Husilerle savaşın ne olduğunu tattı. Dağlık bölgelerde bir hayalet gibi savaşan Husiler, Riyad’ın havadan bombardımanına misilleme olarak Suudi Arabistan’ın 30 km içlerine girip Suudi ordusunu terörize etti. Kara operasyonu işgal olarak görüleceğinden direniş cephesi daha da büyüyebilir. Haliyle Yemen, Arap ittifakının Vietnam’ına dönüşebilir.

BATAKLIK SİZİ ÇAĞIRIYOR DA…

Peki böylesi bir batak oyuna Ankara neden heveskâr?

Birinci neden Suriye ve Irak’taki planlara taş koyan İran’a duyulan öfke.

İkinci neden seçim öncesi ekonomiden kötü sinyaller gelirken Körfez’in yatırım ve sıcak parasına duyulan ihtiyaç.

Üçüncüsü ortak Arap gücüyle hasıl olan müdahale örneğini Suriye’ye taşıma hayali.

Ancak İran’la komşuluk ilişkilerini riske atma pahasına bu savaşın sözcülüğüne soyunurken bile Türkiye, Arap haritasındaki yeni yerini görmüyor. Arap Birliği Genel Sekreteri Nebil Arabi, ortak Arap gücü kurulması kararının çıktığı Arap Birliği zirvesinin ardından şu suçlamayı yöneltti: "Arap ülkeleri sürekli sorun çıkaran ve krizlere neden olan üç komşu ülkeye sahiptir. Bunlar İsrail, İran ve Türkiye'dir. Türkiye bölgesel konulara müdahil olmak istiyor."

Dışişleri Bakanı Tanju Bilgiç iki televizyon kanalında da tekrarlanan suçlama nedeniyle Türkiye’nin tepkisini sert bir dille ilettiğini açıkladı. İran’a karşı ittifakın hatırına kırmızı halı üzerindeki iltifatların büyüsünden kurtulup daha geniş fotoğrafta olana bakmak gerekiyor: Artık birçok Arap Türkiye’nin tehlikeli oyunlara kalkıştığını düşünüyor. Bu yüzden “Bu tepkiler Arap halklarının hissiyatını yansıtmıyor” repliğini bırakıp Arap dünyasındaki alıcıları yenilemekte fayda var. Mesela Yemen politikası, Hadi’nin Dışişleri Bakanı Riyad Yasin gibi kişilerden gelen bilgilere dayanıyorsa eyvah derim. Yasin’e göre Irak’ta boy gösteren Kudüs Gücü’nün komutanı Kasım Süleymani şimdi Sana’da. Bölgeden bir gazeteci bununla “Şüpheli: Uçuşa yasak bölge varken Suudi sınırını geçerek gelmiş olmalı” diyerek dalga geçti. Suriye politikasını da bu tür bir enformatik cehalet şekillendirmişti. Bilgi ve tecrübenin eşlik etmediği hevesler ülkeyi dört yıldır kızgın bir sacın üzerinde kavuruyor. Artık Ortadoğu’daki oyun kendi oyunu olmaktan çıktı. Şimdi tef maalesef Kral Selman’ın elinde.

BİRİLERİNE ÇEKİL DENİLECEKSE…

Riyad kendi bölgesel liderliğini kaptırmamak için ABD’nin eski Yemen Büyükelçisi Barbara Bodin’in ifadesiyle “İran’ın dahli çok yeni; Suudi Arabistan, İran nüfuzunu abartıyor.” Eğer birileri ‘yabancılar Yemen’den çekilsin’ çağrısına muhatap olacaksa İran’dan önce Suudi Arabistan gelir. İran, Yemen’e doğrudan uçuşlara bile daha geçen ay başladı. İran’ın Husilere elbette desteği var ama Suudiler fakir ve güçsüz bırakılmış Yemenlilerin bağımsız düzen kurma arayışlarını bastırmak için bu durumu istismar ediyor.

Hâlbuki Yemen’in selefileşmesinin birincil derece sorumlusu Suudiler. Yemen Eğitim Bakanlığı’nın finanse adına 1970’lerden sonra Vahhabi düşüncesi bu ülkeye zerk edildi. Asırlardır birbiriyle hoşgörü içinde yaşayan Sünni Şafiler ve Şii Zeydiler arasında radikalleşmeyi teşvik eden Suudilerin ideolojik müdahalesidir. Şii Zeydiler ile Sünni Şafiler aynı camide namaz kılabilecek kadar birbirine yakındı. Bu ülkenin insanları bununla övünürdü. Şiilere göre ezanın okunduğu camide Sünniler de saf tutabiliyordu. 18-19 yüzyılda Zeydi kökenden gelip mezhepler üstü bir yol izleyen ünlü alim Mahammed Ali Şevkani’nin hem Şii hem Sünni okullarında kabul görmesi Yemen’e özel hoşgörü ortamında mümkün olabildi.

Bu özlenen ortam peyderpey yok ediliyor. Sünni kesimin radikalleşmesine paralel olarak Zeydiler arasında da Husiler üzerinden ideolojik bir dönüşüm yaşanıyor. İran nüfuzundan bahsedilecekse bu dönüşümde Kum’da eğitim alan Husi liderler üzerinde durulabilir. Ancak bu etkiden “İran, Yemen’i ele geçiriyor” sonucunu çıkarmak Suud’un emeline hizmet ediyor.

Aynı taktiği bir Zeydi olan Ali Abdullah Salih de uygulamıştı. O da mali destek için “Husileri İran destekliyor” diyordu. İran’a takılanlar Saada merkezli Zeydi isyanlarını unutuyor. Zeydilik isyan kültürüyle varolageldi. İran olsun ya da olmasın tarihten tevarüs eden bir kültürün etkileri sürüyor. Suudiler dayatmacı iradelerini reddeden Yemen liderlerini hep cezalandırdı. 1977’de kuzey ve güney Yemen’i birleştirmek için uğraşırken öldürülen Devlet Başkanı İbrahim Hamdi’ne suikasttan sorumlu tutulan Ahmer aşiretiydi, onların finansörü de Suudilerdi. 1990’larda Salih de Körfez politikalarında aykırı ses çıkardığı için cezalandırıldı. 2004’ten sonra Salih’in Husilere karşı yürüttüğü 6 savaş sırasında da Suudilerin ölümcül projeleri devredeydi. Bugün de İran’ın potansiyel müttefiki Husilerin Suud’un arkabahçesinde güç dengesine yeni bir unsur olarak girmesini engellemek için büyük bir hışımla vuruyor.

YEMEN’İ YEMENLİLERE BIRAKIN!

Elbette Husilerin Ağustos 2014’ten itibaren gösterilere öncülük edip Sana’da kontrole ele almaları, ardından güneyde Aden ve doğuda Hadramut’a yürümeleri eleştirilebilir. Ama her dönemeçte milli mutabakat hükümeti diye bastıran Husilerin hataları Yemen’i yakıp yıkmaya giden Suudi katarına atlamayı mazur gösterebilir mi?

Evet Yemen’in, İran’ın etki alanına kayması ne kadar endişe vericiyse onlarca yıldır aşiretleri satın alarak bu ülkeye müdahale eden Suudi Arabistan’ın karanlık gölgesinin sona ermesi o kadar önemli. Biri geleceğe dair korku, diğeri onlarca yıldır var olan gerçek.

Bu noktada İran nüfuzuna da Suud müdahalesine de karşı çıkan Yemenlilerin ‘#Kefayawar’ hashtagi ile başlattıkları kampanya not edilmeye değer. Dedikleri şu: “Bu kadar savaş yeter, çünkü Yemen barış, yiyecek, su, eğitim, sağlık kurumları ve altyapı istiyor.”

Suudilerin Yemen’e kürediği Kaideciler, Husilerle yapılan savaşlar ve 2011’den beri bitmeyen olaylar bir zamanlar ‘Refah Dolu Arabistan’ diye anılan Yemen’in her şeyini alıp götürdü.

Şimdi Suud’un yürüttüğü operasyon geri kalanı da yok ediyor.

Bu bir dize getirme planı; bunun devlet başkanının meşruiyetini tesis etmekle ilgisi yok; Mansur Hadi tek aday olarak halkın önüne konulmuş, parodi bir seçimle koltuğa geçirilmiş, görev süresi 2014’de dolmuş, Ocak 2015’te istifa etmiş ve Suud’un baskısıyla geri dönmüş bir geçiş dönemi projesi. O yüzden sormak lazım:

Türkiye yıkım projesine destek vererek uzak diyar Yemen’in dostu olabilir mi?

İsrail bu koalisyonun gizli ve mutlu ortağı; Filistin davasıyla yelkenlerini şişiren Ankara bundan memnun mu?

Bu savaş petrol fiyatlarını arttırıyor; petrol baronları memnun, ya Türkiye?

Bu savaş Şii fobisini kullanıp Arap alemindeki liderlik pozisyonunu koruyor; Ankara bu kampın sözcülüğünü yaparak kendi içindeki kırılgan mezhep hatlarını daha da tetiklemekten ne umuyor?

Bu hikâyeden bir koyup üç alma hesabı çıkar mı? Bu bir Suud oyunuysa asla!

 

Paylaş:

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09