Dergi Tanıtımı: İlkadım Dergisi (Röportaj)

Muhammed Numan Damar, İslamî Analiz okuyucuları için İlkadım Dergisi yetkilisi Mehmet Erturan ile dergi hakkında bir röportaj gerçekleştirdi.

İslamî Analiz/Haber Merkezi

Muhammed Numan Damar, İslamî Analiz okuyucuları için İlkadım Dergisi yetkilisi Mehmet Erturan ile dergi hakkında bir röportaj gerçekleştirdi.

İşte o röportaj:

Peribacaları, balon turizmi, ağ bakla ya da Aziz Basil Şapeli mi? Nevşehir denilince aklınıza neler geliyor? 1992’den beri (23 yıldır) yayın hayatına devam eden, taşların çakıl olduğu ve yürümenin zorlaştığı yolda mucura kapılmamış, Nevşehir’den Türkiye’ye ve hatta dünyaya açılan, Anadolu’nun bağrından kopmuş bir dergi de hatırlanmalı Nevşehir denilince.

İlkadım Dergisi için “Maliyeti, kimin sorumlu olacağı, nerede basılacağı, kaç sayfa olacağı gibi tüm sorular sehpanın üzerindeki deftere yazıldı (Çünkü bir masamız henüz yoktu).” diyor derginin kurucu yazarlarından İbrahim Çiftçi. Gösterişsiz ortamlarda, mütevazı insanlar tarafından çıkarılmış bir dergi İlkadım. Yayın kurulu üyesi Mehmet Erturan’ın anlattığına göre ilk dönemlerde 15 günde çıkan bir gazete imiş, sonraları aylık dergiye dönüşmüş. “Bâciyân” adında üç ayda bir İlkadım Dergisi’nin ücretsiz eki de mevcut. “Üç Aylık Kadın ve Aile Dergisi” olan Bâciyân’da 11. yılına ulaşmış, 44. sayıyı çıkarmış.

İlkadım kendisini bir “mektep” olarak tanımlıyor ve “Bir Mekteptir İlkadım” sloganı ile yayınlanıyor.  Zaten “emri bil ma‘ruf ve nehyi anil münker”i kendilerine misyon olarak belirlemiş bir dergi irşat çatısı haline gelecektir. Tabi bu çatı altında gençler olmazsa nesiller yetişmez ve çatının geleceğinden söz edemeyiz. Bu noktada “Genç Adam” eki devreye giriyor. Üç ayda bir çıkan “Genç Adam Dergisi” iki yılda yedinci sayısına ulaşmış.

Mehmet Erturan ağabey ile dergi üzerine hasbihal ettik. Kendilerine dergi, dergicilik üzerine pek çok soru yönelttik. Onlar da kırmadılar, cevapladılar. Tabi İlkadım’ı Bursa’da bulamadığımı da söyleyince abonelik sistemi ile çalışıyoruz dediler ve Aralık sayısından iki nüsha hediye ettiler. Diğer sayıları bilmem ama Aralık sayısı kaçırılmayacak içeriklere sahip. İlkadım’ın içeriğinde Kur’an ve Sünnet çerçevesinde “ümmetin vahdeti” irdelenmiş, Genç Adam’da ise “özgürlük” kavramının mahiyeti ihya edilmiş.

Lafı fazla uzatmadan sizleri derginin Tarih Koridoru köşesinden sorumlu ve kendisini yayın kurulunun en genç üyesi olarak tanıtan Mehmet Erturan’ın sorularımıza verdiği cevaplar ile baş başa bırakıyorum. Son olarak Mehmet Erturan ağabey özelinde tüm İlkadım camiasına teşekkür ederim. Allah onlardan razı olsun.

 

Kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

İsmim Mehmet Erturan. Nevşehirliyim. Nevşehir Üniversitesi Tarih bölümü mezunuyum. Üç yıla yakın bir süredir İlkadım Dergisi’nde okuryazarlık yapıyorum. Daha önce Genç Bakış köşesini hazırladığım İlkadım’da şimdi Tarih Koridoru isimli Tarih köşesinde yer alıyorum. İlkadım Dergisi yazı işlerinde çalışıyorum ve yayın kurulunun en genç üyesiyim.

Derginin başlangıç serüvenini anlatabilir misiniz?

Bu soruya yazarlarımızdan İbrahim Çiftçi hocamızın ifadeleriyle cevap verelim; “Nevşehir’de ‘Ev sahibinin gireni, çıkanı iyi olur.’ denilen bir gece oturuşundaydık. Bir gazete çıkarsak denildi. Kim dedi, neden dedi bilinmez ama konu oldu. Düşünelim ve daha sonra bir daha değerlendirelim denildi. Değerlendirmeler sonucu konu pişti ve eski sehpanın üzerine kondu. Maliyeti, kimin sorumlu olacağı, nerede basılacağı, kaç sayfa olacağı gibi tüm sorular sehpanın üzerindeki deftere yazıldı (Çünkü bir masamız henüz yoktu).” İlkadım 1992’de Zeki Soyak Hocaefendi önderliğinde yayın hayatına başladığında 15 günde bir çıkan bir gazeteydi. Sonraki yıllarda aylık dergi formatına döndü ve halen öyle devam ediyor.

Kaç adet basılıyor ve nerelere gönderiliyor?

Her ay 3000 kadar baskı yapıyoruz. Türkiye geneli ve yurt dışındaki abonelerimize gönderiyoruz. Burada sıkça sorulan bir soruyu da cevaplamak isterim; dergimize satış noktalarından ulaşım imkânı yok. Abonelik sistemi üzerinden okurlarımızla buluşuyoruz. Bunun yanında Kayseri, Konya ve Ankara’da dergimize ait irtibat noktaları var.

Derginizin farkı nedir?

Logomuzun altında yazan ifadeye bakacak olursak “Aylık Düşünce ve Kültür Dergisi”yiz. Ancak bu genel ve resmi bir ifade. Piyasadaki pek çok dergiden farkımız Anadolulu olmamız diyebilirim. Dergicilik sektöründeki yayınların çoğu büyük şehirlerde ve önemli merkezlerde çalışmalarını başlatıyor ve devam ettiriyor. Bu onlar için önemli bir avantaj. Yerlerinde olmak istemek bencillik olacaktır. O yüzden yerlerinde değil ama her zaman yanlarındayız. Bu daha makul ve makbul bir tavır.

Nevşehir merkezli bir dergiyiz ama Türkiye geneline hatta yurt dışına hitap edebiliyoruz. Bu bizim için önemli bir artı. Bunu istikrarla sürdürmek de bir başarı. İstikrarlı bir çalışma ve okur memnuniyeti için gayret ediyoruz. Dağıtım sektörünün diliyle konuşursak merkeze değil taşraya aidiz. Bunun bizim için avantajları ve rahatlıkları olduğunu da söyleyebiliriz.

Mesela şehir olgusu ve temposu sizi yormuyor. Resmi işlemlerde, dergi dağıtımı ve tahsilâtında büyük şehirdekilere göre zorluk yaşamıyorsunuz. Aboneleriniz sizinle bizzat gelip rahatlıkla irtibata geçebiliyor. Gelip halinizi, hatırınızı soruyor ve çay veya kahvenizi içebiliyor. Dergi ve yazarları hakkında size bir şeyler sorup cevaplar alabiliyor. Bu da bir dergi ve okuru için samimiyet ve sıcaklık demek. Yani insani ilişkileriniz daha sağlıklı ve rahat oluyor. Okurun müspet ya da menfi eleştirilerine internet ya da telefon üzerinden muhatap olmakla birebir şahit olmak arasında ciddi farklar var.

Sektörün ve piyasanın profesyonel beklentilerine göre mütevazı bir yapıya sahibiz ama bundan rahatsız değiliz. Bir yandan böyle derken diğer yandan da gelişim ve değişimi önemsemediğimiz anlaşılmasın lütfen. Hamleler için fırsat kolluyor ve imkân bulunca gerekeni yapmakta gayret ediyoruz.

Sizce bir derginin misyonu ne olmalı? Ve ne olmamalı?

Bu, güzel ve önemli bir soru. Bir derginin misyonu, tabiri caizse var oluş manifestosu emri bil ma‘ruf ve nehyi anil münker olmalı. Bir dergi; yazıları, reklamları ve yazarlarının yaşantısıyla iyiliği ve iyilikleri yaymalı. Kolaylaştırmalı, güçleştirmemeli, müjdelemeli, nefret ettirmemeli. Mutedil bir dile ve çizgiye sahip olmalı. İzzetli ve arkasında durulabilir manşetler, başlıklar atabilmeli.

“İlkadım”da neler var? İçeriği nelerle harmanlıyorsunuz?

İlkadım’da; Hadis ve Kur’an İklimi köşeleri, Tarih Koridoru, Söz Meydanı (edebiyat), kavram köşesi, siyasi olayların esprili bir dille yorumlandığı La Havle köşesi, tasavvuf, fıkıh köşeleri, İlkadım Kitaplığı (kitap tanıtımı) köşesi, akademik bir dille yazılan Eğitim köşesi gibi bölümler var. İçeriği, bu köşeler sabit olmak üzere her ay değişen kapak dosyamıza ait yazılarla birlikte harmanlıyoruz.

Dergiler toplumda nasıl algılanıyor? (Bir cümle ile lütfen.)

Popüler yani güncel olana dair bir diliniz ve yayın anlayışınız varsa toplumda makbulsünüz ama keşf-i kadim ya da kendi gündeminizi topluma sunma gibi sancılarınız varsa makbuliyet oranınız haksız bir şekilde zaafa uğrayabiliyor.

“Dergi edebiyatın üzerine koyulduğu bir sergi” sözüne katılıyor musunuz?

Katılıyorum. Özel sayılar üzerinden yayın hayatına devam eden dergiler için böyle bir sergi mümkün.

“Dergi edebi olmayana yöneltilmiş bir yergi” sözüne katılıyor musunuz?

Kısmen.

“Dergi düşünce ihyası için bir vergi” sözüne katılıyor musunuz?

Evet. Düşünce ihyası için yapılan çalışmalarda dergiler de bir durak ve basamak teşkil ediyor.

Yasin Suresi 21. ayet acaba dergi satışını nesh etmeli mi? Neden? (Kısaca…)

Yasin, 21: “Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir.”

Bu soruya cevap verebilmek için ciddi bir araştırma yapmak gerekiyor. Belki de bu soruya verilebilecek kesin bir cevap bile yoktur. Genel ifadelerle de konuyu değerlendirmeye çalışanlar çıkabilir. Bilmiyorum.

Dergi ile okuyucu arasındaki bağın önemi nedir?

Okuyucu bir dergide ne kadar çok kendini bulursa o dergiyi o kadar çok sahipleniyor. İlk bağ bu olmalı: elinde tuttuğun şey de kendini bulmak. Sonrası okuyucunun imkânları dâhilinde okuduğu dergi için yapabileceklerine kalmış. En sıradan okuyucu bile beğenerek takip ettiği dergi için yapabilecek bir şeyler bulabilir ve bunları bulmak ya da bunların peşine düşmek de dergi ile okuyucu arasında yeni bağlar kurmak demektir. Dergi yönetimi ile kurulacak insani bağlar da okuyucu nezdinde dergiyi daha anlaşılır ve makbul kılacaktır.

Bir dergiyi doyurucu kılan şey nedir?

Yayın çizgisini, ilkelerini zedelemeyecek şekilde sunabileceği birçok köşeye/ bölüme sahip olmasıdır. Samimiyetinin satırlarından okunabilmesidir.

En çok hangi düşünürü dipnot düşüyorsunuz?

Malcolm X, Mevdudi…

Hayatınızda en çok etkilendiğiniz kitap? (Kur’an dışında)

Alex Haley’in hazırladığı Malcolm X biyografisi.

Okuyucular da iştah/ iştahsızlık problemi olduğunu düşünüyor musunuz?

Evet. Ben de bir okuyucuyum. Bir şeyi yapmak, almak için ona ihtiyaç duymanız gerekiyor. Bunu acıkmak olarak da ifade edebiliriz. Bu iştah ve iştahsızlık konusunda hassas olmak ve okunacak şeylere birden ya da yoğun şekilde yüklenmemek, sonraki zamanlarda bıkkınlık oluşmasını önlemek gerekiyor. Tadında yapılan ve bırakılan bir okuma, sonraki okumalar için açlığımızı artıracaktır. Okumanın tadının ne olacağını, ne kadar olacağını bilmek ise okuyucunun kendini tanımasıyla mümkün.

İnternet dergiciliği/ gazeteciliği sizi bozar mı?

Hayır. Bu durum kitaba dokunmayı ve onun kokusunu almayı haz olarak gören bir nesli zorlayacaktır ama yayın ve dergi sahipleri bu durumu yadırgamamalı ve gereken hamleleri stratejilerine uygun bir tarzda yapabilmeli.

İnternetle geç tanışan ve hala yeterince alışamayan orta ve ileri yaş grubundaki insanların internet dergiciliğine sıcak bakamamalarını rahatlıkla anlıyorum. Haklılar. Çünkü bu durum bazı teknik bilgilere ve teknolojik ürünlere sahip olmayı gerektiriyor. Onlar da bu konuda yeterlilik sahibi olabilmek adına zor bir geçiş süreci yaşıyor.

Türkiye, genç nüfusun yoğun olduğu bir ülke. Teknoloji de gençlerin buluşma yeri. Kimse bu gerçekliği görmezden gelemez. Bunun için gerekli alt yapı ve teknik çalışmalar geciktirilmeden yapılmaya başlanmalı.

Kaygan bir zemin olan sanal âlemde gençliğe kalplerini ve ayaklarını dik tutacak bir şey sunabilmek, onların manevi gelişimlerine hatırı sayılır katkılarda bulunmak istiyorsanız siz de kurumsal ve bireysel olarak aktif ama verimli bir şekilde internetin imkânlarını kullanmayı bilmek ve bildiklerinizle amel etmek zorundasınız.

***

İrtibat No: 0384 213 65 43

Adres: Kasaplar Çarşısı, Enderun Eğitim Vakfı Yanı, No: 2, Merkez, Nevşehir.

Web: www.ilkadimdergisi.net

Facebook: @ilkadimdergisi

Twitter: @ilkadimdergisi

Paylaş:

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09