ASYA

Haberi Sosyal Medyada Paylaş ! 8.2.2016 08:24:56

Bangladeş'te idam kararı onanan Cemaat-i İslami lideri 'Motiur Rahman Nizami' dosyası (Özel Haber)

Bangladeş'te hakkında çıkan idam kararı anayasa mahkemesi tarafından da onanan ve temyize götürülmesine izin tanınmayan Motiur Rahman Nizami'nin oğlu Nadim Talha dava detaylarını ve yargı sürecine dair bilgilierini dünya kamuoyuna ve sivil toplum kuruluşlarına yaymaya çalışıyor. Bangladeş

İslami Analiz/Haber Merkezi

Bangladeş Uluslarası Savaş Suçları Mahkemesi'nin 1971'deki bağımsızlık savaşında savaş suçları işledikleri sebebiyle Gulam Azam, Abdulkadir Molla, Muhammed Kamaruzzaman ve Ali İhsan Mücahid gibi isimleri idam etmesinin ardından şimdi de hakkında çıkan idam kararı onanan bir diğer Cemaat-i İslami lideri Motiur Rahman Nizami'nin infaz edilmesi bekleniyor. 
 
Hakkında çıkan idam kararı anayasa mahkemesi tarafından da onanan ve temyize götürülmesine izin tanınmayan Nizami'nin oğlu Nadim Talha ise dava detaylarını ve yargı sürecine dair bilgilierini dünya kamuoyuna ve sivil toplum kuruluşlarına yaymaya çalışıyor.
 
İşte Nadim Talha'nın dava ve yargı sürecine dair bilgiler aktardığı ve İslami Analiz'e de bir nüshası ulaşan belgenin tercümesi: 
 
Arkaplana dair bilgiler
 
1-Bangladeş Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi (BUSSM), 1971 Kurtuluş Savaşı sırasında suç işlemekle itham edilen kişilerin yargılanması için kurulmuştur.
 
2-BUSSM, savaş sırasında suç işlemekle itham edilen bireylerin şahsına, siyasal mensubiyeti odaklanmakta ve yargı sürecini oldukça gülünç bir duruma getirmektedir.
 
3-Uluslararası standartlar ihlal edilmekte, halk/seçmenler kutuplaştırılmakta ve yargı; muhalefeti zayıflatmak için siyasi bir araç olarak kullanılmaktadır.
 
4- Uluslararası ceza hukukunun prensiplerini kabul etmememiz gibi bir durum söz konusu değildir. Uluslararası bir avukat olarak daha önce de karşılaştığım bu prensipleri bütün kalbimle desteklemekteyim.  Ancak şu anki haliyle BUSSM'de sanıklar için adalete dair bir şey yoktur.
 
5- Notta açıkça belirtildiği gibi, Mart 2010 tarihinde, görevdeki Awami Ligi  hükümeti tarafından kurulan Bangladeş Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin uluslararası hukukta tanınmış olan adil yargılama ve yargılama süreci standartlarını uygulamada başarısız olması dikkate değer bir durumdur. Hukuki sürecin yürütülmesi, savcılık ve soruşturma kuruluşları ve bunların yanı sıra yürütme organının direkt müdahalesi, tanınmış birçok kişi ve kurum tarafından geniş çaplı bir eleştiriye tabi tutuldu. Yapılan eleştiriler, adil yargılamaya yönelik teorik argümanlarla kıyaslandığında, yürütme organının sürecin ilerlemesinde daha etkili olduğu dikkate değer önemli bir husustur.  Uluslararası Ceza Mahkemesi önceki dönemdeki yargının ve adil yargılama konusundaki asgari standartların dahi çok altındadır ve bu şekilde bir adli kuruluş olarak adlandırılmayı bile hak etmemektedir. Genel  kabule göre, bu mahkeme uluslararası bir mahkeme değildir ve çalışmalarının uluslararasılıkla hiçbir alakası bulunmamaktadır.
 
6- Bu kuruluşun hukuk dışı olması hasebiyle, gerçekten ulusal bir kuruluş olup olmadığı konusunda da ciddi soru işaretleri vardır. - görünürde tam bir kara delik. Anayasanın 1. ve 15. maddelerinde savaş suçlarıyla suçlanan herkese tanınan temel hakların kaldırılması, hükümet üyelerinin mahkemeye keyfi ve uluslararası hukuku ihlal ederek müdahale etmesi ve "BM Keyfi Gözaltı Çalışma Grubu" tarafından bunların engellenmesi yönünde yapılan düzenlemelerin çiğnenmesi gibi pek çok ihlal bu süreçte gerçekleşmiştir.
 
7- Davalardan önce mahkemelerin çerçevesinde ve kanunlarda belli değişiklikler yapılmış ve bu durumdan dolayı hem Bangladeş'te hem de uluslararası alanda endişe duyulmasına sebep olmuştur. Örneğin temyize gitme ile ilgili mevzuat değiştirilmiş, Abdulkadir Molla'nın idam kararı yargıtay tarafından onanmadan kendisine temyize gitme hakkı verilmemiştir.
 
8- Haklarında 1971 yılındaki Kurtuluş Savaşı sırasında soykırıma sebebiyet verdikleri, savaş suçu işledikleri veya insanlığa karşı suç işledikleri iddiaları bulunan kişilerin tarafsız ve bağımsız bir uluslararası mahkeme tarafından yargılanmaları gerektiğini ifade etmek oldukça önemlidir. Bu kişiler siyasi etkiden bağımsız, tanıklar üzerinde baskı olmayan, savunma avukatlarının tutuklanmakla tehdit edilmediği ve delillerin rahatça sunulabildiği bir ortamda yargılanmalıdır. Ayrıca sanıkların ordu mensubu veya sivil olmasına bakılmadan birey olarak yargılanmaları ve Bengal, Bihari, Hint veya Pakistanlı olup olmadıklarına da bakılmamalıdır. Minimum olarak bu mutlak gereksinimler dikkate alınmalıdır. Bangladeş hükümeti bu şartları sağlamayacağından ve bu koşullar altında bir yargılama yürütmekten aciz olduğundan, yargı süreci; bu koşullara sahip olan uluslararası bir mahkemeye teslim edilmelidir
 
9- Öte yandan, Bangladeş mahkemesi siyasi muhalefeti zayıflatma yönünde ve demokratik ilkeler üzerine kurulu İslami siyasi Partileri kapatma yönünde girişimlerde bulunmaktadır.
 
10- Bangladeş hükümeti, siyasi partilere tanınması gereken medeni ve siyasi haklara ilişkin uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmemektedir. Uluslararası Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü tarafından belirlenen haklar siyasilere tanınmamaktadır. Uluslararası toplum baskı kurarak; Bangladeş'teki ilgili bireylere, gruplara, siyasi partilere ve hükümet üyelerine dokunulmazlık tanınmasını sağlamalıdır.
 
11- Özel konular:
a. Mahkemenin Ayrımcı tutumu ve art niyeti: sadece üst düzey siyasi muhalifler suçlanıyor;
b. Bangladeş siyasi muhalefetine yönelik baskı: şiddet, tutuklama ve ortalıktan kayboma vakaları;
c. Bangladeş Anayasası tarafından tanınan temel hakların uygulanmaması ve bu konudaki başarısız tutum;
d. ICC ve ICCPR tarafından sağlanan şeffaflık, adillik ve inceleme gibi ilkelerden yoksunluk; 
e. Yürütme ve Yargı arasında bir ayrımın bulunmaması;
f. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesinin çiğnenmesi, eksikliği;
g. Savcıların bağımsız olmayışı
h. Savcıların görevi kötüye kullanması yönünde yayılmış iddialar;
i. İddiaların saptırılması ve araştırma hususunda yetersizlik;
j. Ulusal ve uluslararası hukukun selektif bir şekilde (keyfi seçilerek) kullanılması;
k. Suçların yürürlükteki mevzuata göre düzgün bir şekilde tanımlanamaması;
l. Uluslararası hukuk kurallarının tam olarak anlaşılmaması, bu konudaki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi 
m. Gözaltı sürelerinin uzatılması ve keyfi tutuklamalar;
n. Ölüm cezaları ve yargısız infaz tehlikesi,
o. Mahkemenin kurallarının aksine, yabancı avukatların engellenmesi;
p. Medya ve ortam sansürlemesi;
q. Savaş Suçları Yetkilisi Stephen Rapp'ın öneri ve talimatlarının yerine getirilmemesi;
r. Savunma tanığı sayın Sukharanjan Bali'nin 5 Kasım 2012'de mahkeme binasından gizli polis tarafından kaçırılması. Eski kovuşturmada tanık olan Bali adına savcılık tarafından sahte bir bildiri sunularak şahit gösterilmiştir. Savcılık ve polis bunu hiç yaşanmamış saymakta ve inkar etmektedir. Mahkeme bugüne kadar binanın avlusunu gören CCTV görüntülerinin izlenmesi talebini görmezden gelmiş, Bal'nin ailesi 5 Kasım'dan bu yana kendisinden haber alamamıştır.
Mevlana Mutiur Rahman Nizami'nin durumu
 
i. İddialar
 
12- Yukarıda yer alan bilgilerde BUSSM ile ilgili genel bir arka plan sunulmuş ve yargılama sürecindeki genel sorunlar vurgulanmıştır.
 
13- Şimdiye kadar üç kişi bu koşullarda "yargısız infaz" olarak kabul edilebilecek bir şekilde idam edilmiştir. 
 
14- Önlem alınmaması halinde, Nizami de 4. olacaktır. Bu durum BUSSM'nin üzerinde ve adalete sürülmüş bir leke olarak kalacaktır. 
 
15- Nizami'nin itirazı 6 Ocak 2016 tarihinde Yargıtay tarafından reddedilmiş ve tam gerekçeli kararın Şubat ayının başlarında açıklanacağı belirtilmiştir.
 
16- Ayrıca kararların onanması ve yayımlanması halinde Nizami, bu kararın verilmesinden sonra birkaç gün içinde idam edilecektir.
 
17- Savcılığa göre, Nizami; Pakistan ordusuna yardımcı olan Paramiliter kuvvet El-Bedir'in liderliğini yapmış ve 1971'deki savaş sırasında "savaş suçu" işlemiştir. 
 
18- Nizami'nin üst düzey yetkili sıfatıyla yaşananlardan sorumlu olduğu öne sürülmektedir. 
 
19- Nizami hakkında konuşmaları sebebiyle "İnsanlığa Karşı Suçlar ve Soykırım komisyonunu" ayartma suçlamaları bulunmakta. Ayrıca Pakistan ordusu ile beraber hareket ederek ülkedeki aydınların öldürülmesinde pay sahibi olduğu, Pabna kırsalındaki sivillerin öldürülmesinde aktif rol aldığı ve birçok cinayetin onun kışkırtması sonucu gerçekleştiği iddia edilmektedir.
 
20- Mahkemeden önce Nizami'nin El-Bedr üyeliği ve örgütteki pozisyonunun kanıtlanması için, gazete küpürleri, istihbarat belgeleri, ve kimlik kartları gibi pek çok delil üretilmiştir. Ancak bu belgelerin hiçbiri Nizami'nin El-Bedr komutanlığı bir yana üye olduğunu dahi göstermemektedir.
 
21- Pabna'da işlenen suçlarla ilgili tanık ifadeleri tamamen gizlilik ilkelerine aykırı gösterilmiştir. Soruşturmayı yürüten tüm savcılar iktidarda bulunan Avami Ligi ile ilişki içerisindedir.
 
22- Ayrıca 5 tanık, videolarda savcılar tarafından mecbur bırakıldıkları itiraflarında bulunmuş, tanıklara işkenceyle veya rüşvet teklif edilerek Nizami aleyhinde yalan söylemeleri için baskı yapılmıştırr.
 
23- Nizami'nin konuşmaları sırasında suç işleme yönünde teşvikte bulunduğu hususu ile ilgili olarak; bu konuşmalardan Nizami'nin tahrikte bulunduğuna dair bir düşünce çıkarmak oldukça güç ve dayanaksızdır. Nizami Pakistan'dan destek gördüğünü kabul etmiş ancak bu konuşmalarda BUSSM tarafından suç olarak tanınmlanabilecek veya suça teşvik edecek ifadeler kullanmamıştır.
 
ii." Skypegate"
 
24- "Skype kayıtları" adeta BUSSM ile özdeşleşmiştir. mesele şudur: (Aralık başında, mahkemenin eski başhâkimi Nizamu’l-Hak’ın, davanın işleyişine dair Belçika’daki başka bir Bangladeşli avukat olan Ahmed Ziyauddin ile Skype’da yaptığı toplam 17 saatlik konuşması ve 230 e-postanın Economist dergisinde yayımlanmasının ardından görevinden istifa ettiğini hatırlatan Avukat İslam, Skype skandalı olarak bilinen görüşmelerde başhâkimin güvenilirliğini kaybettiğini söyledi. Skype skandalında Hak’ın Ziyauddin’den talimatlar aldığı ve mahkemede nasıl davranacağına dair bilgi aldığı belirtildi.)
 
25- Duruma dair önemli detayların tartışılması bu belgenin hacmini çok büyütecektir, ancak şunun belirtilmesi gerekir ki Nizami'nin itham edildiği suçlarda asıl belirleyici Dr. Ziauddin olmuştur. Buna 16 No'lu -aydınların öldürülmesi- suçlaması da dahildir. Bu suçlama bizzat savcılık tarafından sunulmamıştır. 
 
26- Öte yandan bahsi geçen konuşma sırasında, Dr. Ziauddin'in kararın nasıl hazırlanması ile ilgili görüş belirttiği ve yargılama tamamlanmamasına rağmen neredeyse davanın nasıl sonuçlanması gerektiğine dair fikir belirttiği de kaydedilmiştir.
 
27- Bu durum açıkça BUSSM'nin tarafsızlığını yitirdiğine ve yargılananların suçları daha kesinleşmeden infaz edilmek istendiğine delalet etmektedir. 
 
iii. "adil yargılama anlayışı"
 
28- Belgenin başındaki ‘Arka plan’ başlığı altında bir çok genel  meseleye göz atıldı, ancak belli hususi meseleleri açıklamak amacıyla yargılamanın, "adil yargılama anlayışıyla" itibar gördüğünün söylenemeyeceğini ve ‘’silahların eşitliği’’ ilkesinin  dahi çiğnendiğini anlamak önemlidir. 
 
29- İddia makamına soruşturmayı yürütmesi için 22 ay zaman tanınırken, savunma makamına dava dosyasını hazırlamak için yalnızca 3 hafta verilmiştir.
 
30- 104 tanığın yer aldığı bir liste sunulmuşken, savcılık bunların yalnızca 26'sını çağırmıştır. Savunma tarafının ise yalnızca 4 tanığa çağrıda bulunmasına müsade edilmiştir.
 
31- Savcılık 260 belge sundu, ancak savunma makamının soruşturma memurunu belgelere dair çapraz sorguya alması engellendi, ve belgeler itiraza meydan verilmeden kabul edildi.
 
32- Tanıkların güvenilirliği sorunu yukarıdaki bilgilerde ima edilmiştir, ancak Sayın Shamsul Haq Nannu ile ilgili durum özellikle belirtilmelidir.
 
33- Bir videoda Nannu (kendisinden habersiz çekilmiş - ancak bu durum meselenin doğruluğunu da gösterir) başbakanın ve içişleri bakanının kendisini Nizami aleyhinde ifade için zorlandığını ve kabul etmesi halinde kendisine 140 milyon Taka vereceklerini iddia etmektedir.
 
34- Bu video ilgili makamların karşısına sunulduğunda, Nannu videodaki kişinin kendisi olduğunu inkar etti ve mahkeme Nannu'nun savunma tarafından çapraz sorguya alınmasını reddetti. 
 
Sonuç: 
 
35- Apaçık görülmektedir ki bu belgede belirtildiği üzere başta Nizami olmak üzere hiçbir sanık, adil yargılanma bir tarafa dursun, adil bir yargılama için en temel standartlardan ve ilkelerden bile mahrum kalmaktadır. 
 
36- BUSSM bu belgede bahsi geçenden çok daha fazla ihlale imza atmakta, normal prosedürü takip etmemekte ve diğer mahkemelerden bu özelliğiyle ayrılmaktadır. Bu durum doğru tarafların 'yanlış' nitelendirilmesine sebep olsa da neyse ki sanıkların devlet tarafından tutuldukları gerçeği uluslararası toplumca bilinmekte ve göz ardı edilmemektedir.
 
37- Ancak durumun basit bilgilerin ötesine gitmesi ve burada yaşanan problemlerin bilinmesi oldukça önemlidir.
 
38- Bir kişi daha devlet tarafından 'Hukukun üstünlüğü' kaidesi çiğnenerek idam edilmeden, acilen bir önlem alınmalıdır.
 
39- Bu nedenle uluslararası aktörlerden, bu şekliyle devam eden süreci kınamalarını ve Avami Ligi Hükümeti'ne çağrıda bulunarak, kapsamlı bir soruşturma gerçekleşmesini talep etmelerini ve infazların durdurulmasını sağlamalarını bekliyoruz.
 
40- Eğer böylesine bir prosedürü destekleyecek kanıtlar varsa, kimse bireylerin eylemlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğininin düşünüldüğünü belirtmemektedir ancak bu süreç yargının temel standartları çiğnenerek yürütülmemelidir.
 
İslami Analiz/Haber Merkezi
 
 

Paylaş:

Yorum Yaz

Yorumlar

ANKETİMİZE KATILIN
Sitemize Nasıl Ulaştınız ?


HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
  • İmsak 04:57
  • Güneş 06:28
  • Öğle 13:13
  • İkindi 16:50
  • Akşam 19:45
  • Yatsı 21:09